AVRUPA’DA BALIKESİR’E BENZEYEN ŞEHİR LARİSA

Türkiye Haritasını önünüze alıp Balıkesir’e baktığınızda, coğrafyanın bu şehre biçtiği rolü hemen fark edersiniz. Hem Ege’ye hem Marmara’ya kıyısı olan, toprağından bereketi eksik olmayan ama kendi halinde, ağırbaşlı bir şehir Balıkesir. Haritadan parmağımızı kaldırıp Avrupa’ya doğru uzansak, sınırların ötesinde Balıkesir’in aynadaki aksini bulabilir miyiz? Bu sorunun peşine düştüğünüzde yolunuz Ege’nin karşı kıyısına, Yunanistan’ın kalbindeki Larisa’ya çıkıyor.

Larisa, yani bizim bildiğimiz tarihi adıyla Yenişehir, adeta Balıkesir’in Avrupalı ikizi. İki şehri yan yana koyduğunuzda aralarındaki benzerlikler yalnızca coğrafi bir tesadüf olmanın çok ötesine geçiyor. Tıpkı Balıkesir’in İstanbul, İzmir ve Bursa üçgeninin tam merkezinde bir kavşak noktası olması gibi, Larisa da Atina ile Selanik arasındaki ana arterin tam ortasında duruyor. İki şehir de denizin kokusunu yakından hissediyor ama kimliğini iç kesimdeki o güçlü, sarsılmaz karasal yapısından alıyor. Balıkesir merkezin Edremit Körfezi’ne ya da Ayvalık’a olan mesafesi neyse, Larisa’nın Ege sahillerine olan mesafesi de tıpatıp aynı.

Ekonomik ve sosyal genetikleri de birebir örtüşüyor. Türkiye’yi besleyen “doyuran şehir” Balıkesir’in mandıra ürünleri, zeytini ve tarımsal gücü neyse; Tessalya Ovası’nın kalbindeki Larisa da Yunanistan’ın gıda ambarı konumunda. Üstelik her iki kent de bünyesinde barındırdığı köklü üniversiteleri ve stratejik askeri üsleriyle genç ve dinamik bir nüfusu bağrında taşıyor.

Ancak meselenin asıl ilgi çekici yanı, bu iki ikiz kardeşin hayatı yaşama biçiminde gizli. Yaşam tarzına geldiğimizde, Ege’nin iki yakasındaki o tanıdık ruh hali hemen kendini hissettiriyor fakat küçük bir ton farkıyla. Balıkesir; muhafazakar ile modernin dengelendiği, aile odaklı, sakin ve havanın kararmasıyla birlikte temposu evlere çekilen bir yaşam ritmine sahip. Atatürk Parkı’nda, Çamlık’ta veya Avlu’da çay sohbetleriyle şekillenen bu mütevazı hayat, Larisa’da biraz daha sokağa ve meydanlara taşıyor.

Larisa, Yunanistan’ın kişi başına düşen en fazla kafe alanına sahip kenti olarak biliniyor. “Siga siga” yani “yavaş yavaş” felsefesinin hakim olduğu kentte, gündüzün koşturmacası yerini saatler süren kahve sohbetlerine, akşamları ise nehir kenarındaki tavernalarda uzayıp giden meze sofralarına bırakıyor. Balıkesir’de hafta sonu Ayvalık’a, Cunda’ya ya da Ören’e kaçmanın yerini; Larisa’da Olimpos Dağı’nın eteklerine ya da Agiokampos sahillerine gitmek alıyor.

Sofralar ise ortak bir geçmişin ve coğrafyanın en tatlı şahidi. Balıkesir’in höşmerimi, zeytinyağlıları ve et ürünleri, karşı kıyıda Feta peyniri, Ege mezeleri ve yerel lezzetlerle el sıkışıyor.

Kısacası; mimari detayları ve sokak tabelalarını bir kenara bıraktığınızda, bir Balıkesirli Larisa’nın geniş meydanlarında yürürken yabancılık çekmez. Hatta bir kafeye oturup derin bir nefes aldığında, kendini evinde, Ege’nin tanıdık ve sıcak kucağında hisseder. Çünkü bazı şehirler, araya sınırlar ve denizler girse bile aynı toprağın ve aynı ruhun çocuğu olmaya devam ederler.

NOT: Frourio Tepesi ve Osmanlı Bedesteni

Şehrin en eski yerleşim alanı olan bu tepe, adını Bizans dönemindeki kaleden alıyor. Tepenin en dikkat çekici yapısı, 15. yüzyılda Osmanlılar tarafından inşa edilen Büyük Bedesten’dir. Günümüzde Frourio bölgesi, şık kafeleri, geleneksel tavernaları ve tarihi kalıntılarıyla şehrin en popüler sosyalleşme noktasıdır.

Giriş Yap

Balıkesir Birlik Gazetesi - Son Dakika , Güncel Haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!