İNSAN UNUTMUYOR, HAYATI ERTELİYOR

İnsan bazı şeyleri unutamıyor. Aradan yıllar geçiyor, saçlar ağarıyor, hayat değişiyor ama bir bakıyorsun, yıllar önce yaşadığın bir olay hâlâ dün gibi aklında. Bazen bir söz, bazen bir bakış, bazen de artık geri gelmeyecek bir fırsat, insanın içinde öyle bir yer ediniyor ki üzerinden kırk yıl geçse bile hatırlamaya devam ediyorsun.

İnsanoğlu garip bir varlık. Yaşadığı şeyleri unutamıyor ama çoğu zaman yaşamayı erteliyor. Geçmişin pişmanlıklarını içinde taşıyor, geleceğin hayallerini ise sürekli başka bir güne bırakıyor.

İnsanoğlu ilk aşkını ilk göz ağrısını unutmuyor. Kavuşamadığı insanı, söyleyemediği sözleri, kaçırdığı fırsatları… Bazen kendi kendine soruyor: “Acaba o gün başka türlü davransaydım ne olurdu?” Bir telefon açsaydım, bir adım atsaydım, korkmasaydım, vazgeçmeseydim hayatım nasıl olurdu?

Geçmişi değiştiremiyoruz ama zihnimizde defalarca yeniden yaşıyoruz. Keşke dediğimiz her olayda, sanki geçmişe dönüp bir şeyleri düzeltme imkânımız varmış gibi kendimizi yoruyoruz.

Bir de unutulmayan sözler var. Özellikle aile içinde söylenen sözler, insanın hafızasında yıllarca kalabiliyor. Bugün birçok kadın, gençliğinde kayınvalidesinden duyduğu bir cümleyi aradan 50 yıl geçse bile hatırlıyor. Sözü söyleyen belki çoktan unutmuş, belki ne söylediğinin farkında bile değil ya da ölmüş gitmiş.  Ama o sözü duyan, kendisine nasıl davranıldığını unutmuyor. Bazı sözler kulaktan çıkıp gidiyor ama insanın içinde yaşamaya devam ediyor.

Demek ki insanın hafızası yalnızca yaşananları değil, yaşarken hissettiklerini de saklıyor.

Hayatımızın ilkleri de öyle… İlk aldığın araba, ilk oturduğun ev, ilk işe başladığın gün, ilk kazandığın para… İlk nişanın, düğünün, evliliğin… Belki ilk kez karakola gidişin, eğer hayatında yaşadıysan ilk kez hapishane kapısından içeri girişin. Bunların hepsi insanın hayat hikâyesinde ayrı bir sayfa açıyor. Kimi hatıra yüzünü güldürüyor, kimi insanı düşündürüyor, kimi de yıllar sonra bile ders vermeye devam ediyor.

İnsan bazen bir fotoğrafı yıllarca saklıyor, bazen eski bir mektubu atamıyor, bazen de ölen bir hayvanından geriye kalan bir eşyayı elinden çıkaramıyor. Çünkü hatıraların maddi değeriyle ölçülen bir kıymeti yok. Bir başkasının önemsiz gördüğü şey, senin için koca bir ömrün hikâyesini taşıyabiliyor.

Belki sizin de böyle hatıralarınız vardır. İlk bisikletiniz, çocukluğunuzdan kalan bir oyuncak, babanızın saati, annenizin bir eşyası, ilk maaşınızı aldığınız günün belgesi… Ya da yıllardır kimseye anlatmadığınız bir anı. İnsanların hayatları birbirinden farklı olsa da hatıralarımızın bize bıraktığı izler birbirine benziyor.

Fakat burada asıl üzerinde durmamız gereken başka bir mesele var. Geçmişi unutamıyoruz, geleceği ise sürekli erteliyoruz.

“Param olsun, şunu yapacağım. Evim olsun, rahat edeceğim. İşlerim düzelsin, gezip göreceğim. Biraz daha biriktireyim, sonra kendime zaman ayıracağım.”

Hep bir günün gelmesini bekliyoruz. O gün geldiğinde de başka bir şart koyuyoruz önümüze. Para kazanmak için çalışıyoruz, kazandığımız parayı biriktirmek için hayatı erteliyoruz. Sonra yaşımız ilerliyor, enerjimiz azalıyor, yapmak istediklerimizin bir kısmı da zamanla anlamını yitiriyor.

Elbette para önemli. İnsanın geçim derdi var, ailesine karşı sorumlulukları var. Herkes her istediğini istediği zaman yapamıyor. Ancak hayatın bütün güzelliklerini de paranın arkasına saklamak doğru değil.

Bir dostunu aramak için zengin olmayı beklemene gerek yok. Bir gönül almak, sevdiğin insanlarla vakit geçirmek, bir hayvanı sevmek, doğada yürümek, yeni bir şey öğrenmek için büyük bir servete ihtiyacın yok. Belki hayalindeki arabayı alamazsın ama bulunduğun yerden çıkıp yeni yerler görebilirsin. Belki istediğin evi alamazsın ama elindeki evi güzelleştirebilirsin.

Her şeyi para ile yapmak mümkün değil ki!

Bazen insanın ihtiyacı olan şey daha çok para değil, hayatını sürekli ertelemekten vazgeçmesidir. Bugünkü imkânlarını küçümsemeden, elindekilerle de bir şeyler yapabilmesidir.

Çünkü insan yolun sonuna yaklaştığında yalnızca kazandığı paraları, aldığı evleri ve arabaları düşünmüyor. Yapamadıklarını da hatırlıyor.

“Keşke o gün gitseydim. Keşke o insanla konuşsaydım. Keşke korkmasaydım. Keşke kendime bir fırsat verseydim. Keşke biraz da kendim için yaşasaydım.”

Bazen en büyük pişmanlıklarımız, yanlış yaptığımız şeylerden değil, hiç yapmaya cesaret edemediklerimizden doğuyor.

Bir de hayatın bize hazırladığı sürprizler var. Bugün yanımızda olan bir insanın yarın olmayacağını bilemiyoruz. Şimdi sıradan gördüğümüz bir akşamın, yıllar sonra özlemle hatırlayacağımız bir ana dönüşeceğini düşünmüyoruz. Bugün elimizde olan imkânların sonsuza kadar bizimle kalacağını sanıyoruz.

Oysa zaman kimseyi beklemiyor.

İnsan gençliğinde yaşlılığın uzak olduğunu düşünüyor. Orta yaşlara geldiğinde daha çok zamanı olduğunu sanıyor. Yaş ilerlediğinde ise geçmişin ne kadar hızlı geçtiğine şaşırıyor. Bir bakmışsın, çocukların büyümüş, dostlarının bir kısmı hayatından çıkmış, bir zamanlar her gün gördüğün insanlar yalnızca hatıralarında kalmış.

Sonra eski bir fotoğraf çıkıyor karşısına. Bir eşya buluyor çekmecesinde ve yıllar önce yaşadığı günler yeniden gözünün önüne geliyor.

İşte insan böyle bir varlık. Geçmişini yanında taşıyor ama geleceğinin ne kadar kaldığını bilmiyor. Geçmişi düşünelim, elbette. Hatalarımızdan ders çıkaralım, kaybettiklerimizi unutmayalım. Ama geçmişte değiştiremediğimiz şeyler yüzünden bugünü de elimizden kaçırmayalım.

Hayallerimiz olsun ama onları gerçekleştirmek için sürekli daha iyi şartların oluşmasını beklemeyelim. İmkânımız ölçüsünde başlayalım, cesaret edebildiğimiz kadar deneyelim, sevdiklerimize zaman ayıralım.

Çünkü bir gün bugün de geçmiş olacak.

Belki yıllar sonra, şu an yaşadığımız günleri hatırlayıp kendi kendimize soracağız: “O zaman neden daha fazla yaşamamışım?”

İnsan unutmuyor; ilklerini, kaybettiklerini, kırgınlıklarını, kavuşamadıklarını unutmuyor. Ama bazen en büyük yanlışı, henüz yaşayabileceği güzel günleri sürekli erteleyerek yapıyor.

Öyleyse hayatı yalnızca yarına bırakmayalım. Biriktirelim, çalışalım, hedeflerimizin peşinden gidelim ama yaşadığımız günü de ihmal etmeyelim.

Yarın geriye dönüp baktığımızda, saklayacağımız hatıralarımız olsun. Bütün bunların yanında, içimizden gelerek söyleyebileceğimiz bir cümlemiz de olsun: “İyi ki yaşamışım, iyi ki ertelememişim.”

Giriş Yap

Balıkesir Birlik Gazetesi - Son Dakika , Güncel Haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!