Türkiye’de muhtarlık teşkilatının geçmişi 1829’a kadar uzanıyor. Ancak 19 Ekim’in “Muhtarlar Günü” olarak kabul edilmesi 2015’teki Başbakanlık Genelgesi’ne dayanıyor. Ülke çapındaki ilk kutlamalar ise 2016 yılın da yapıldı. Bizler şu anda her 19 Ekim’de tam olarak neyi kutluyoruz? Köklü bir idari geleneği mi, yoksa artık reform bekleyen bir yerel yönetim modelini mi? İnternette ve siyasi kulislerde iki ana görüş çatışıyor.
“KALDIRILSIN” DİYENLER
Büyük şehirlerde e-Devlet, nüfus müdürlükleri ve akıllı belediyecilik sayesinde muhtarlık makamının işlevsizleştiğini, dijitalleşen dünyada bürokratik bir yüke dönüştüğünü savunuyor.
“KORUNSUN VE
GÜÇLENDİRİLSİN” DİYENLER
Muhtarın mahalleyi en iyi tanıyan, vatandaşın derdini ilk duyan seçilmiş temsilci olduğunu söylüyor. Nitekim TBMM’de de sıklıkla muhtarlıkların kapatılması yerine yetkilerinin netleştirilerek güçlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Ancak asıl mesele muhtarlığın varlığı değil; nerede ve nasıl var olacağıdır.
ŞEHİRDE DİJİTALLEŞME,
KIRSALDA SAHA GERÇEĞİ
Bugün Balıkesir’in göbeğindeki bir mahalle ile dağın başındaki kırsal bir yerleşimi aynı yönetim modeliyle değerlendiremezsiniz.
Şehir merkezinde vatandaş; ikametgâhını e-Devlet’ten alıyor, belediyeye tek tıkla ulaşıyor, talebini çağrı merkezine iletiyor. Buna karşın kırsalda muhtar; sadece belge düzenleyen bir memur değil, devletin sahadaki gözü kulağıdır.
Hangi tarlanın sulama sorunu olduğunu, hangi yaşlının bakıma muhtaç kaldığını, hangi yolun çöktüğünü masa başındaki bürokrasi değil, ancak o muhtar bilir. 6360 sayılı Kanun ile binlerce köyün bir gecede “mahalle” statüsüne geçirilmesi de bu gerçekliği değiştirmedi. Akademik çalışmalar da gösteriyor ki, köylerin tüzel kişiliğini kaybetmesi kırsalda hizmete erişim sorunlarını beraberinde getirdi. Köyün tabelasını “mahalle” yapmak, oradaki kırsal yaşamın ihtiyaçlarını şehirleştirmeye yetmiyor.
TOPTANCI YAKLAŞIM
DEĞİL, ESNEK REFORM
Tartışmayı “Muhtarlık tamamen kalksın mı, kalsın mı?” sığlığından çıkarmak zorundayız. Eğer bir reform yapılacaksa, bu standartlaştırma değil, farklılaştırma şeklinde olmalıdır.
- Şehir Merkezlerinde: İşlevini yitiren klasik muhtarlık yapısı esnetilebilir. Yerine mahalle sakinlerinin doğrudan yönetime katılabileceği Mahalle Meclisleri, belediye temsilcilikleri veya dijital mahalle platformları gibi modern mekanizmalar getirilebilir.
- Kırsal Alanlarda: Muhtarlık kurumu mutlaka korunmalı, bütçe ve yetkileri artırılarak daha etkin hale getirilmelidir. Çünkü kırsalda yüz yüze iletişimin ve doğrudan temsilin yerini ne bir mobil uygulama ne de bir çağrı merkezi doldurabilir.
19 Ekim’i sadece çelenk koyma merasimleri veya kutlama mesajlarıyla geçiştiremeyiz. Türkiye de, şehirlerimiz de, vatandaşın devlete ulaşma biçimi de artık 1829’daki gibi değil. Günümüzde insanların yaşadığı yere dair fikir verme, yönetime katılma ihtiyacı hâlâ baki. Muhtarlar Günü’nün gerçek anlamı; geçmişten gelen bir kurumu sorgulamadan korumak değil, o köklü tecrübeyi geleceğin yerel yönetim anlayışıyla buluşturmaktır.
