1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. ZİHİNSEL ENGELLİ BİR ÇOCUĞUN AİLESİ OLMAK

ZİHİNSEL ENGELLİ BİR ÇOCUĞUN AİLESİ OLMAK

 

Hayat, bazı ailelerin omzuna görünmeyen ama çok ağır yükler bırakır. Zihinsel engelli bir çocuğa sahip ailelerin taşıdığı yük de işte böyledir. Dışarıdan bakıldığında yalnızca bir “özel durum” gibi görünen bu yaşam, gerçekte sabırla, fedakârlıkla, kaygıyla ve çoğu zaman sessiz bir mücadeleyle örülüdür.

Bir anne sabaha çocuğunun sesiyle değil, “Bugün ona nasıl yetebilirim?” düşüncesiyle uyanır. Bir baba eve ekmek götürmenin yanında, çocuğunun geleceğini güvence altına alabilmenin hesabını yapar. Çünkü bu ailelerin korkuları sıradan değildir. Onların geceleri uykusunu kaçıran en büyük soru şudur:

 

“Ben ölürsem bu çocuğa kim bakacak?”

Bu cümle, milyonlarca anne ve babanın içinde büyüyen sessiz bir çığlıktır. Çünkü zihinsel engelli bir bireyin hayatı yalnızca çocuklukla sınırlı değildir. O çocuk büyür ama çoğu zaman ihtiyaçları bitmez. Anne yaşlanır, baba yorulur ama sorumluluk hiç sona ermez.

Toplumun büyük bölümü ise bu mücadelenin yalnızca görünen kısmına tanıklık eder. Oysa perde arkasında çok daha ağır bir gerçek vardır. Eğitim süreçleri, özel bakım masrafları, sosyal dışlanma, insanların acımasız bakışları, anlayışsız tavırlar ve bitmek bilmeyen bürokratik engeller… Bunların her biri ailelerin omzuna ayrı bir yük olarak biner.

En acısı da bazen yalnız bırakılmalarıdır.

Birçok aile sosyal hayattan kopuyor. Davetlere gidemiyor, rahatça sokağa çıkamıyor, hatta bazı durumlarda çevresinden destek görmek yerine yargılanıyor. Oysa bu ailelerin ihtiyacı olan şey acıma değil; anlayış, destek ve güçlü bir sosyal dayanışmadır.

Zihinsel engelli çocuk sahibi aileler aslında hayatın en ağır sınavlarından birini veriyor. Her gün yeniden güçlü olmaya çalışıyorlar. Yorulsalar da vazgeçmiyorlar. Çünkü onların sevgisi, şartlara bağlı olmayan gerçek bir fedakârlığın adı oluyor.

Devletin sosyal destekleri elbette önemlidir. Ancak mesele yalnızca maddi yardım değildir. Bu ailelerin geleceğe güvenle bakabilmesi için uzun vadeli bakım sistemlerine, güvenli yaşam merkezlerine ve sürdürülebilir sosyal destek politikalarına ihtiyaç vardır. Anne ve babaların gözleri arkada kalmadan yaşayabilecekleri bir düzen kurulmalıdır.

Çünkü hiçbir anne, hiçbir baba öldükten sonra çocuğunun sahipsiz kalacağını düşünerek yaşamak zorunda bırakılmamalıdır.

Bir toplumun vicdanı, en güçlü olanlara değil; en kırılgan olanlara nasıl davrandığıyla ölçülür ve zihinsel engelli bireyler ile onların aileleri, bu vicdan sınavının tam merkezindedir.

 

-*-*-

 

BARANA GELENEĞİ

“Balıkesir/Dursunbey”

 

Barana Geleneği, Balıkesir’in sadece bir folklor unsuru değil, aynı zamanda yaşayan bir toplumsal hafızasıdır. Bugün birçok değer hızla değişirken ya da unutulurken, Barana geceleri bu topraklarda hâlâ dimdik ayakta durmayı başaran nadir kültürel miraslardan biridir.

Açık konuşmak gerekirse, Balıkesir’de Barana denildiğinde akla Dursunbey gelir. Yaklaşık üç asırlık bir geçmişe sahip olan bu gelenek, en yoğun ve en sahici haliyle burada yaşatılmaktadır. Özellikle ilçenin kırsal mahallelerinde ve merkezinde Barana, hâlâ hayatın doğal bir parçasıdır.

Barana’nın da bir zamanı vardır. Hasat biter, harman kalkar ve Eylül-Ekim aylarında başlar. Bu buluşmalar, baharın habercisi olan Hıdrellez’e kadar devam eder. Yani Barana bir gecelik değil, aylar süren bir birlikteliktir.

Toplanılan yer çoğu zaman bir evdir. Ama o ev, sıradan bir mekân değildir. Orası bir okul gibidir. Erkekler bir araya gelir, sohbet edilir, türküler söylenir. Ama asıl olan, kültürün ve ahlakın aktarılmasıdır. Büyükler anlatır, gençler dinler. Saygı, edep, dayanışma bu gecelerde öğrenilir.

UNESCO tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras listesine alınmış olması bu geleneğin değerini dünyaya göstermiştir. Ancak Barana’yı yaşatan şey, bir liste değil; Dursunbey insanının bu geleneğe sahip çıkmasıdır.

Bugün bireyselleşmenin arttığı, insanların giderek yalnızlaştığı bir dönemde Barana, tam tersini hatırlatır. Aynı sofrada buluşmayı, aynı söze kulak vermeyi, birlikte olmayı…

Çünkü Barana, sadece geçmişten kalan bir alışkanlık değil; bugün hâlâ yaşayan bir birlik ve beraberlik kültürüdür.

Giriş Yap

Balıkesir Birlik Gazetesi - Son Dakika , Güncel Haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.