1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. BALIKESİR SOKAKLARINDA KIRAATHANEDEN KAFETERYAYA

BALIKESİR SOKAKLARINDA KIRAATHANEDEN KAFETERYAYA

 

 

Eskiler çok iyi hatırlar; şöyle bir gözünüzü kapatıp 20-30 yıl öncesinin Balıkesir’ini düşünün. Milli Kuvvetler Caddesi’nde, Anafartalar’da ya da çarşının o dar sokaklarında adım başı kahvehane vardı. İçeriden yükselen o tanıdık okey taşı sesleri, tavla pullarının tıkırtısı ve duman altı salonlarda memleket kurtaran emeklilerimizin hararetli sohbetleri şehir hafızamızın en canlı köşesiydi.

Zaman hızla akıp gitti ve Balıkesir’in sokak dokusu da bu akıştan nasibini aldı. O eski, devasa kahvehaneler yavaş yavaş çekildi hayatımızdan. Bugün çarşı merkezine şöyle bir alıcı gözle baktığınızda, o koca salonların yerini mantar gibi çoğalan, esnafın ve çabuk yoldan soluklanmak isteyenlerin sığınağı olan çay ocaklarının aldığını görüyorsunuz. Şimdilerde çarşıda bir bardak çay 15-20 lira arasında alıcı buluyor. Kısa sohbetlerin, ayaküstü dertleşmelerin adresi artık bu küçük, samimi ocaklar oldu.

Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var: Gençlik ve yeni nesil kafeler.

 

Çay Bardağından Latte Kupasına

Bugün Z kuşağı dediğimiz, üniversiteli gençlerin doldurduğu o şık, ışıl ışıl kafeler artık hayatımızın tam merkezinde. Gençler için kahvehaneler ya da kıraathaneler çoktan tarih oldu; onların temel sosyalleşme alanı artık buralar. Eskiden “Bize bir demli çay !” denilen sokaklarda, şimdilerde “Bir latte, bir cortado, yanına da bir tiramisu” sesleri yükseliyor. Değişik kahve ve tatlı seçenekleri gençlerin yeni gözdesi.

Fiyatlar mı? Bizim kuşağa göre el yakan, gençlere göre ise gayet “normal” karşılanan cinsten. Kafelerde bir bardak çayın fiyatı 50-60 liradan kapı açıyor, özel kahveler ve tatlılarla hesap katlanıp gidiyor. Ama buna rağmen, özellikle akşamları ve geceleri Balıkesir’in isim yapmış, iyi hizmet veren popüler kafelerinde oturacak yer bulamıyorsunuz. Gençlik paraya değil; sunduğu ortama, hıza ve ambiyansa bakıyor artık.

 

Köylerimiz Bu Değişimin Neresinde?

Gelelim kırsal mahallelerimize, yani köylerimize… Balıkesir, Türkiye’nin en çok köy ve kırsal mahallesine sahip, nüfusu geniş bir coğrafya. Şehir merkezindeki bu devasa dönüşüm, şimdilik köylerimizin kapısını pek çalmadı. Kırsalda hâlâ o eski, samimi “köy kahvesi” kültürü tüm sıcaklığıyla devam ediyor. Kafe dönüşümü henüz buralara uğramış değil.

Ama değişim çanları orada da çalıyor. Şehir merkezinde okey, kağıt ve tavla oynayan kitleye baktığımızda yaş ortalamasının ne kadar yükseldiğini görüyoruz. Önümüzdeki yıllarda bu geleneksel kahvehaneler, anladığımız kadarıyla sadece yaşlıların vakit geçirdiği mekânlar olarak kalacak.

 

Köyler hep böyle mi kalacak?

Avrupa’nın köylerine gidenler ya da görenler bilir; en ücra kırsalda bile son derece şık, tertemiz, modern kafeler hizmet verir. Küreselleşen dünyada bizim köylerimiz de er ya da geç bu değişime ayak uydurmak zorunda kalacak. Genç kuşak köye döndükçe ya da şehirdeki imkanları kırsalda aradıkça, köy kahveleri de kabuk değiştirecek; daha hijyenik, estetik ve modern kafelere dönüşecek.

Türkiye genelinde yaşanan bu büyük sosyolojik dönüşümü, Balıkesir kendi sokaklarında buram buram, en derinden hissediyor. Şehir estetize oluyor, damak tadı değişiyor, sosyalleşme kalıpları baştan yazılıyor.

Eski kahvehanelerin o kendine has sıcaklığını özlemiyor değiliz; ama kabul etmek gerekir ki zamanın ruhu (zeitgeist) neyi gerektiriyorsa sokaklarımız da o renge bürünüyor. Bakalım önümüzdeki yıllar Balıkesir’in köylerine ve caddelerine daha ne gibi yenilikler getirecek? Şimdilik bize düşen; ister 15 liralık bir esnaf çayı olsun, ister 60 liralık bir kafe çayı, dostlarla yapılan o eşsiz sohbetlerin tadını çıkarmak.

 

*–*-*-

 

ŞİFA MI, GELENEK Mİ? BİTKİLERİN GİZEMLİ DÜNYASI

Balıkesir de En Çok Bulunan Bitkiler

İnsanlık tarihi boyunca bitkiler, yaşamın vazgeçilmez bir parçası olmuştur. İlk insanlar hastalandıklarında eczanelere değil, doğaya yöneldiler. Dağlarda, ovalarda, ormanlarda yetişen bitkileri gözlemlediler; hangisinin ağrıyı azalttığını, hangisinin yaraları iyileştirdiğini, hangisinin insanı rahatlattığını keşfettiler. Bugün modern tıbbın kullandığı birçok ilacın temelinde de aslında bu kadim bilgi yatmaktadır.

 

Her bitki faydalı mıdır?

Bu sorunun cevabı düşündüğümüz kadar basit değildir. Doğada bulunan her bitki şifa kaynağı değildir. Bazı bitkiler faydalı özellikler taşırken, bazıları yanlış kullanıldığında ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu nedenle bitkileri mucizevi ilaçlar olarak görmek kadar, tamamen etkisiz kabul etmek de doğru değildir.

Bitkiler tarih boyunca ilaç, gıda, kozmetik, boya, koku ve hatta koruyucu madde olarak kullanılmıştır. Özellikle Anadolu coğrafyası, dünyanın en zengin tıbbi ve aromatik bitki çeşitliliğine sahip bölgelerinden biridir. Bu zenginliğin önemli merkezlerinden biri de hiç şüphesiz Balıkesir’dir.

Balıkesir, Kaz Dağları’ndan Madra Dağları’na, Manyas’tan Edremit Körfezi’ne kadar uzanan geniş coğrafyasıyla yüzlerce farklı bitki türüne ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle Edremit Körfezi ve çevresinde yetişen bitkiler, yüzyıllardır hem mutfaklarda hem de geleneksel tedavi yöntemlerinde kullanılmaktadır.

Balıkesir’de en çok bilinen ve kullanılan bitkilerin başında kekik gelmektedir. Dağ köylerinde yaşayan vatandaşlarımız, kekiği yalnızca yemeklere aroma vermesi için değil, soğuk algınlığı dönemlerinde çay olarak da tüketmektedir. Kekiğin yoğun kokusu ve doğal içeriği nedeniyle yıllardır tercih edildiği bilinmektedir.

Bir diğer önemli bitki ise adaçayıdır. Özellikle Kaz Dağları eteklerinde doğal olarak yetişen adaçayı, bölgemizde en çok tüketilen bitki çaylarının başında gelmektedir. Kış aylarında hemen hemen her evde kaynatılan adaçayı, geleneksel kültürümüzde önemli bir yere sahiptir.

Balıkesir denilince akla gelen bir başka bitki ise elbette zeytin ağacıdır. Binlerce yıldır bu topraklarda yetişen zeytin, sadece meyvesiyle değil, yaprağıyla da dikkat çekmektedir. Günümüzde zeytin yaprağı çayları ve çeşitli bitkisel ürünler de yaygın olarak kullanılmaktadır.

Ihlamur ise özellikle kış aylarının vazgeçilmezidir. Soğuk havalarda içilen sıcak bir bardak ıhlamur, Anadolu insanının nesiller boyunca sürdürdüğü bir gelenektir. Bunun yanında papatya, melisa, rezene ve biberiye de bölgemizde sıklıkla kullanılan bitkiler arasında yer almaktadır.

 

Hangi bitki ne zaman kullanılmalıdır?

Aslında burada en önemli nokta, bitkilerin bilinçli tüketilmesidir. Örneğin kış aylarında ıhlamur, adaçayı ve zencefil içeren karışımlar daha çok tercih edilirken, yaz aylarında nane, melisa ve rezene gibi ferahlatıcı bitkiler kullanılmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki, bitkiler günlük yaşamı destekleyen doğal ürünlerdir; hastalıkların tedavisinde doktor önerisinin yerine geçmezler.

Son yıllarda bitkisel ürünlere olan ilgi tüm dünyada hızla artmaktadır. İnsanlar yeniden doğaya yönelmekte, geleneksel bilgileri araştırmakta ve bitkilerin dünyasını keşfetmektedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir gerçek vardır. Doğal olan her şey zararsız değildir. Yanlış dozda veya bilinçsizce kullanılan bitkiler, beklenmeyen sonuçlara yol açabilir.

Belki de bitkilere bakışımızı değiştirmemiz gerekiyor. Onları ne mucizevi ilaçlar olarak görmeli ne de tamamen önemsiz kabul etmeliyiz. Çünkü bitkiler, insanlık tarihinin en eski yol arkadaşlarıdır. Balıkesir’in dağlarında, ovalarında ve körfez kıyılarında yetişen her bitki, aslında binlerce yıllık bir kültürün ve birikimin sessiz tanığıdır.

Bugün bir fincan adaçayı içerken, bir dal kekiğin kokusunu duyarken ya da asırlık zeytin ağaçlarının gölgesinde yürürken, belki de sadece bir bitkiyle değil, insanlığın ortak hafızasıyla karşı karşıya olduğumuzu hatırlamalıyız. ŞİFA MI, GELENEK Mİ? BİTKİLERİN GİZEMLİ DÜNYASI

 

Balıkesir de En Çok Bulunan Bitkiler

İnsanlık tarihi boyunca bitkiler, yaşamın vazgeçilmez bir parçası olmuştur. İlk insanlar hastalandıklarında eczanelere değil, doğaya yöneldiler. Dağlarda, ovalarda, ormanlarda yetişen bitkileri gözlemlediler; hangisinin ağrıyı azalttığını, hangisinin yaraları iyileştirdiğini, hangisinin insanı rahatlattığını keşfettiler. Bugün modern tıbbın kullandığı birçok ilacın temelinde de aslında bu kadim bilgi yatmaktadır.

 

Her bitki faydalı mıdır?

Bu sorunun cevabı düşündüğümüz kadar basit değildir. Doğada bulunan her bitki şifa kaynağı değildir. Bazı bitkiler faydalı özellikler taşırken, bazıları yanlış kullanıldığında ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu nedenle bitkileri mucizevi ilaçlar olarak görmek kadar, tamamen etkisiz kabul etmek de doğru değildir.

Bitkiler tarih boyunca ilaç, gıda, kozmetik, boya, koku ve hatta koruyucu madde olarak kullanılmıştır. Özellikle Anadolu coğrafyası, dünyanın en zengin tıbbi ve aromatik bitki çeşitliliğine sahip bölgelerinden biridir. Bu zenginliğin önemli merkezlerinden biri de hiç şüphesiz Balıkesir’dir.

Balıkesir, Kaz Dağları’ndan Madra Dağları’na, Manyas’tan Edremit Körfezi’ne kadar uzanan geniş coğrafyasıyla yüzlerce farklı bitki türüne ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle Edremit Körfezi ve çevresinde yetişen bitkiler, yüzyıllardır hem mutfaklarda hem de geleneksel tedavi yöntemlerinde kullanılmaktadır.

Balıkesir’de en çok bilinen ve kullanılan bitkilerin başında kekik gelmektedir. Dağ köylerinde yaşayan vatandaşlarımız, kekiği yalnızca yemeklere aroma vermesi için değil, soğuk algınlığı dönemlerinde çay olarak da tüketmektedir. Kekiğin yoğun kokusu ve doğal içeriği nedeniyle yıllardır tercih edildiği bilinmektedir.

Bir diğer önemli bitki ise adaçayıdır. Özellikle Kaz Dağları eteklerinde doğal olarak yetişen adaçayı, bölgemizde en çok tüketilen bitki çaylarının başında gelmektedir. Kış aylarında hemen hemen her evde kaynatılan adaçayı, geleneksel kültürümüzde önemli bir yere sahiptir.

Balıkesir denilince akla gelen bir başka bitki ise elbette zeytin ağacıdır. Binlerce yıldır bu topraklarda yetişen zeytin, sadece meyvesiyle değil, yaprağıyla da dikkat çekmektedir. Günümüzde zeytin yaprağı çayları ve çeşitli bitkisel ürünler de yaygın olarak kullanılmaktadır.

Ihlamur ise özellikle kış aylarının vazgeçilmezidir. Soğuk havalarda içilen sıcak bir bardak ıhlamur, Anadolu insanının nesiller boyunca sürdürdüğü bir gelenektir. Bunun yanında papatya, melisa, rezene ve biberiye de bölgemizde sıklıkla kullanılan bitkiler arasında yer almaktadır.

 

Hangi bitki ne zaman kullanılmalıdır?

Aslında burada en önemli nokta, bitkilerin bilinçli tüketilmesidir. Örneğin kış aylarında ıhlamur, adaçayı ve zencefil içeren karışımlar daha çok tercih edilirken, yaz aylarında nane, melisa ve rezene gibi ferahlatıcı bitkiler kullanılmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki, bitkiler günlük yaşamı destekleyen doğal ürünlerdir; hastalıkların tedavisinde doktor önerisinin yerine geçmezler.

Son yıllarda bitkisel ürünlere olan ilgi tüm dünyada hızla artmaktadır. İnsanlar yeniden doğaya yönelmekte, geleneksel bilgileri araştırmakta ve bitkilerin dünyasını keşfetmektedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir gerçek vardır. Doğal olan her şey zararsız değildir. Yanlış dozda veya bilinçsizce kullanılan bitkiler, beklenmeyen sonuçlara yol açabilir.

Belki de bitkilere bakışımızı değiştirmemiz gerekiyor. Onları ne mucizevi ilaçlar olarak görmeli ne de tamamen önemsiz kabul etmeliyiz. Çünkü bitkiler, insanlık tarihinin en eski yol arkadaşlarıdır. Balıkesir’in dağlarında, ovalarında ve körfez kıyılarında yetişen her bitki, aslında binlerce yıllık bir kültürün ve birikimin sessiz tanığıdır.

Bugün bir fincan adaçayı içerken, bir dal kekiğin kokusunu duyarken ya da asırlık zeytin ağaçlarının gölgesinde yürürken, belki de sadece bir bitkiyle değil, insanlığın ortak hafızasıyla karşı karşıya olduğumuzu hatırlamalıyız.

Giriş Yap

Balıkesir Birlik Gazetesi - Son Dakika , Güncel Haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.