Dün bir dostumla sohbet ederken, kırk yıllık evliliğinin ardından yaşadığı bir sıkıntıyı anlattı. “Artık yoruldum” dedi. “Kırk yıldır aynı sorular bitmedi. Neredeydin, kiminleydin, ne yaptın? İnsan bir süre sonra kendini sorguya çekiliyormuş gibi hissediyor.”
Bu sözler beni uzun uzun düşündürdü. Çünkü evlilik sadece aynı evi paylaşmak değil, aynı zamanda birbirinin hayatına saygı duymayı da öğrenmektir. Sevgi kadar güvenin, bağlılık kadar özgürlüğün de gerekli olduğu bir kurumdur evlilik.
Hiç kuşkusuz eşler birbirlerini merak eder, birbirlerinin hayatında olup bitenleri bilmek ister. Bu son derece doğal ve insani bir duygudur. Ancak merak ile denetleme, ilgi ile baskı arasındaki çizgi bazen fark edilmeden aşılabilir. Sürekli sorgulanmak, zamanla insanın kendisini güvensiz bir ortamda yaşadığı hissine kapılmasına neden olabilir.
Ünlü düşünür Erich Fromm şöyle der: “Olgun sevgi, özgürlüğü yok etmez; aksine onu destekler.” Gerçekten de sevgi, karşı tarafı sıkıştırmak değil, ona güven duyabilmektir.
Evlilikte eşlerin birbirlerine küçük de olsa bir özgürlük alanı bırakmaları gerekir. Her insanın dostlarıyla vakit geçirmeye, akrabalarını ziyaret etmeye, kendi hobileriyle ilgilenmeye ve zaman zaman kendi başına kalmaya ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaçların karşılanması, evliliği zayıflatmaz; aksine güçlendirir.
Ünlü yazar Khalil Gibran, evlilik üzerine şu anlamlı sözleri söylemiştir: “Birlikte olun ama birbirinize fazla yakın durmayın; çünkü tapınağın sütunları da ayrı durur.” Bu söz, evlilikteki dengeyi belki de en güzel şekilde anlatmaktadır.
Elbette özgürlük, sorumsuzluk anlamına gelmez. Eşler birbirlerine karşı dürüst olmalı, sadakatten ve saygıdan ödün vermemelidir. Ancak güvenin olduğu yerde sürekli hesap sormaya ihtiyaç kalmaz. Çünkü güven, her ilişkinin görünmeyen ama en güçlü temelidir.
Uzun yıllar süren evliliklerin sırrı sadece birlikte yaşamak değildir; birbirini bunaltmadan, değiştirmeye çalışmadan ve kişisel alanlara saygı duyarak birlikte yaşlanabilmektir. İnsan sevdiği kişiye sahip olmak değil, onunla huzur içinde yaşayabilmek ister.
Belki de evlilikte sorulması gereken en önemli soru şudur: “Bugün eşimin hayatını zorlaştırdım mı, yoksa güzelleştirdim mi?”
Çünkü sevgi, bazen soru sormaktan değil, güvenmekten geçer.





