1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Toplumsal bir miras: SANAT

Toplumsal bir miras: SANAT

 

 

Sanat..

Sanat dendiğinde aklıma tuval, kelebekler, boyalar, piyano, gitar, sonsuz deniz manzarası, tiyatro sahnesi ve hatta buğulu sesiyle şarkı söyleyen bir sanatçı geliyor gözümün önüne.

Sanat aslında bir düşüncenin aynasıdır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk sanat ile ilgili olarak; “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” Sözlerini duymayan ya da bilmeyen pek yoktur.

Resim, bir insanın gözünün göremediğini görünür kılar. Bir tuvale dökülen renkler, kelimelerin yetersiz kaldığı yerde konuşur. Müzik ise zamanı durdurur; bir ninni ile büyüyen çocuk, o ezgiyi kırk yaşında bile duyduğunda aynı güveni hisseder.

Yine tiyatro bize başkasının gözünden bakmayı öğretir, edebiyat empatiyi büyütür, heykel ve mimari şehirlerin ruhunu şekillendirir.

Bilim bize “nasıl”ı öğretir, sanat ise “neden”i hissettirir. Bir toplum yalnızca üretim ve verimlilik üzerinden var olamaz; o toplumun bir de rüyası, bir de acısını, sevincini ifade edecek bir dili olmalıdır. İşte sanat, o dilin kendisidir.

Sanat toplumsal bir mirastır. Geleceğe bırakılacak önemli bir miras.

Bu aktarım kendiliğinden olmaz. Sistemli bir eğitim, sabırlı bir teşvik ve toplumsal bir değer atfı gerektirir. Bir çocuğun eline fırçayı ilk kez tutuşturan öğretmen, bir gencin sahne korkusunu yenmesine yardım eden hoca, bir topluluğun kaybolmaya yüz tutmuş bir türküyü yeniden söylemesini sağlayan gönüllü… Bunların hepsi, görünmez ama hayati bir zincirin halkalarıdır.

Tabi sanatı geleceğe taşımak ancak sanatçıyla mümkün olacaktır.

O yüzden toplumların sanatı yetiştirmek gibi zorunlulukları da vardır.

Sanatçı yetiştirmek, sadece yetenekli bireylere fırsat sunmak değildir; bir toplumun kendi kendini ifade etme kapasitesini korumaktır.

Sanat eğitimi almış bir nesil, sadece daha iyi ressamlar veya müzisyenler değil, daha iyi gözlemciler, daha empatik yurttaşlar, daha yaratıcı mühendisler ve daha duyarlı yöneticiler de yetiştirir. Çünkü sanat, beyni farklı çalıştırır; problem çözme, sabır, disiplin ve öz-ifade gibi becerileri, hiçbir ders kitabının veremeyeceği kadar derinden işler.

Bir ülke, konservatuvarlarını, güzel sanatlar fakültelerini, halk eğitim merkezlerindeki resim ve müzik atölyelerini küçümsediğinde, aslında geleceğin hafızasını da küçümsemiş olur. Sanat okulları kapandığında, bir kuşak sonra o boşluğu dolduracak usta kalmaz; kalan yalnızca ithal, taklit ve yüzeysel bir kültürel tüketim olur.

Bir doktorun yetişmesi ameliyathaneye girerek bir hastayı ameliyat etmesindeki eğitim süreci neredeyse çeyrek asır. Bir sanatçı bir ustanın da alanında yetişmesi onyıllar sürebilir.

Bir çocuğa bugün verilen bir müzik dersi, otuz yıl sonra bir orkestra şefi, bir resim atölyesi bir gün bir müze küratörü, bir tiyatro kulübü bir gün bir oyun yazarı doğurabilir. Ama bu ihtimaller, ancak biz bugün o tohumu ekersek gerçek olur.

Sanatı lüks değil, ihtiyaç olarak görmeliyiz.

Sanatçı yetiştirmeyi bir “hobi teşviki” değil, bir toplumsal sorumluluk olarak ele almalıyız. Çünkü bir toplumun ne kadar geliştiğini, sadece gökdelenlerinden değil, o toplumun kaç ressamı, kaç bestecisi, kaç yazarı olduğundan da anlarız. Ve o sayının artması, ancak bugünden başlayan sabırlı, kararlı ve cömert bir eğitim anlayışıyla mümkündür.

Sanat, bir milletin aynasıdır. O aynayı temiz tutmak, gelecek kuşaklara bıraktığımız en değerli miras olacaktır.

 

Giriş Yap

Balıkesir Birlik Gazetesi - Son Dakika , Güncel Haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.