Bir rüya kehaneti, hasret bırakan sancı
Göreme taşevlerde, Yorgun dinlenen Yolcu
Dünyayı dolaş diyor, elime bakan falcı
Aşk ateşi söndürür, mecnun gibi YAN diyor.
Þ
Arzu istek emelim, koşturur beni dünya
Gözleri mavi boncuk, Bosna kızıdır Sonya
Mostar gözünde sürme, başıdır Makedonya
Gümülcine Gülistan, Tuna nehri CAN diyor
Þ
Filibe’den göçmüşler, Bulgariya güzeli
Belene esareti, yaşamışlar ezeli
Günlerce yol almışlar, kaçak akşamüzeri
Albayrağı görünce, damarımda KAN diyor
Þ
Çay yeşili tomurcuk, Ayder gecelerinde
Gürcü, Laz türküleri, Fındık bahçelerinde
Batum dili Varna’da, Kafkas Lehçelerinde
Kırgız kızı Manas’da, koş peşimden GEL diyor.
Þ
Verona’da elele, Pol ve Virjini aşkı
Dans eder Çerkez kızı, Aşkabâd gönül köşkü
Yakarıştır Kerkük’de, Şiirin kutsal meşki
Bahar yaşa nevruzda, Azerbaycan GÜL diyor.
Þ
Kerbela güneşinde, nevâ oldum kavruldum
Geldim kenan iline, çöl kumunda savruldum
Necef’den Marekeş’e, Dubai,’ye vuruldum
İpek yolu üstünde, Suriye’de HAN diyor.
Þ
Hollanda Laleleri, Nötredam’ın kamburu
Sidney’de Abojinler, Kambera’da kanguru
Lüksenburg Şatoları, Bürükseldir gururu
Beyoğlu akşamları, Şanzalize ŞAN diyor.
Þ
Akdeniz sahilleri, kumsaldaki izleri
Bodrum’un barlarında, dünyanın güzelleri
Yekpâre Anadolu, yeryüzünün cenneti
Uyan artık rüyadan, Şafak söktü SON diyor.
Rumuz: Rüyâ-010 Öz Ali YILMAZ




