1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. MANTARA BAK MANTARA

MANTARA BAK MANTARA

 

Hayatın ağırlıklarının üstümüze üstümüze geldiği şu günlerde yapılması gereken en doğru şeylerden biri bulunduğumuz ortamdan uzaklaşmaktır. Ne kadar güçlü olursak olalım kaldıramayacağımız bir ağırlık vardır. O zaman yapılacak en güzel şey kim olduğumuzu, gücümüzün ne kadar olduğunu, aklımızın neye, ne kadar yettiğini anlamaya çalışmak ve daha ileriye gitmeden hikmete ram olmak. İnsan olduğumuzu unutmamak. Bizi insan olarak yaratana teslim olmak.

Nasıl olacak bu? Bitmeyen hırslarımız, heveslerimiz, hayallerimiz var bizim. Bir tarafta hayatın acı gerçekleri, diğer tarafta kuruntular, beklentiler. Fasit bir daire içinde dönüp duruyoruz. Öyle bir girdaba yakalanmışız ki kurtulamıyoruz bir türlü. Rüzgarlar kuru bir yaprak misali savuruyor bizi. Ayak direyip bir yerde duramıyoruz. Belki de farkına varamadığımız bir karamsarlık sarmış içimizi. İnsanız, zayıfız ve kendimizi bilmez bir haldeyiz. Ne demiş bizim Yunus:

İlim ilim bilmektir

İlim kendin bilmektir

Sen kendini bilmezsin

Ya nice okumaktır  

Kendini bilen Hakk’ı bilir. Hakk’ı bilen hayatı doğru okur. İnsanın en önemli özelliklerinden birisi de unutkan olmasıdır. Her şeyi unuturuz biz. Bu sebeple okumamız gerekir. Okumak her zaman kitapla olmaz. Kendi benimizin dışına çıkıp varlık alemine bir bakmak lazım. Dağlara, taşlara; seherde ötüşen kuşlara, coşkun akıp da durulan suya; gök gürlemelerinin ardından toprakla hasret gideren yağmur damlalarına; otlara, böceklere, çiçeklere; gecenin ardındaki gündüze velhasıl ne varsa tabiatta bizden gayrı her şeye ibret nazarı ile şöyle bir bakmak lazım.

Bizi gereğinden fazla oyalayan telefondan, bilgisayardan, televizyondan; sanal hayatın sahteliklerinden uzaklaşıp gerçek hayatın güzelliklerine bir bakmak lazım. Şimdi tam zamanı haydi çıkalım evimizden. Çıkalım dağlara, kırlara. “Merhaba!” diyelim tabiatın bütün güzelliklerine. Tertemiz havayı çekelim ciğerlerimize, yeşillikte dinlensin gözlerimiz. Aslımıza, toprağa bakalım. Sinesinde neler saklamış.

 

Bak hele yeri yarıp da çıkmış bir mantar

Hangi akıl bu sıkletin sırrını tartar

Haykırır sana dağlar taşlar otlar kuşlar

Uyan insan öldükten sonra dirilmek var

Mantara bak mantara, sana neler söylüyor. Okumasını bilirsen bir hayat hikayesi fışkırıp çıkmış mantar ocağında. Sarılmış bir yavru ana kucağında. Hele bir okuyun, hayatın hikayesi burada gizli. Bu dünya, o dünya hepsi burada, bir arada. Marifet ibret nazarı ile bakabilmekte. Gözlerimizi yummadan. Gece karanlığına bürünmeden. Haydi dağlara, kırlara, tabiatın koynuna. Gözlerimiz açıkken, elimiz ayağımız tutuyorken, belki de son defa. Okunacak çok şey var. “Okudum bildim” deme. Yere bak, enerjini at, rahatla.

Geldik, gideceğiz elbette. Gitmeden iyice bir bakmak lazım etrafımızdaki her şeye. Bizimle beraber neler gidecek öteye. Azık olarak yanımıza aldıklarımız nereye kadar götürecek bizi. Gelin dostlar şu dağ başındaki mantara bir bakalım. Gidip de dönmüşe benzer. Ne var ötede? Bir kez olsun soralım. Ne de olsa bizim de yolumuz düşecek onun gidip de geldiği yere.           Gideceğimiz yer güzel olsun! Gönlünüz şen, başınız dik olsun efendim…

Giriş Yap

Balıkesir Birlik Gazetesi - Son Dakika , Güncel Haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.