Eğitim dışında bilumum abuk icraata imza atan Milli Eğitim Bakanı, rasgele Ankara’daki herhangi bir lisenin herhangi bir son sınıfına girsin ve sorsun çocuklara:
Dünyanın kaç kutbu vardır, isimleri nelerdir, hangisi nerededir?
Çevremizdeki gençlerin çoğuna aklımıza gelince soruyoruz bu basit soruyu da cevap veremeyen o kadar çok oluyor ki.
Sayın Bakan, gündem karıştırmayı sevecek konuşmaları bırakıp neden lisedeki çocuklara dahi kutup isimlerinin Antarktika ve Arktika olduğunu, Kuzey kutbunun Antarktika değil Arktika olduğunu, Antarktika’nın bilinenin aksine Güney Kutbu olduğunu öğretemediklerine kafa yorsa çok daha faydalı olacak da….
Neyse dönelim biz kutuplara…
Bir zamanlar MHP, MSP, CHP, AP gibi siyasetin dört atlısı diyebileceğimiz partiler vardı ya, o zamanlar bile böylesine bir garip kutuplaşma hiç olmamıştı.
Son 20 yıldır kutup soğukluğu yaşıyor ülke.
Bendensin ondansın, taraf olmazsan bertaraf olursun ya beyaz ya siyah…
Arada hiç renk bırakmadılar, hiç farklı melodi yok, hiç baharın renkleri çizilmiyor…
Ye ben ya sen.
Siyasi olarak buz gibi bir topluma dönüştük.
Sevginin yerini nefret aldı.
Hoşgörü ve itidalin yerini kızgınlık ve hırs.
İnanılmaz koptuk birbirimizden aslında.
Ağır bir travmadan geçiyoruz.
Bunun üzerine değişik değişik bölünmeler…
İstanbul’un fethi, 30 Ağustos, Malazgirt…
Hepsinin bizim olduğu savaşları bile “ben ve sen” konusuna dahil ettik iyi mi?..
Padişahlar üzerinden, savaşlar üzerinden ayrışma.
Milli bayramları inanılmaz boşlama, Türk’e, Atatürk’e, Cumhuriyet’e ait ne varsa, yalnızlaştırma.
İnanılmaz hale geldik.
Böyle değildik.
Garip ötesi olduk.
Velhasıl kuzey ve güney kutbu olarak birbirimizden o kadar uzağa düştük ki, arada felaketler olmasa, ortak acıları yaşamasak dünyanın kutuplardan ibaret olmadığını anlayacak halde değiliz.
İyi ki felaket ve acı mı olması gerek millet olduğumuzun ayırdına varmak için?
Ve tüm bu iç karartan tablonun ortasında bir kutbumuz daha oldu, kutuplardan birini böldük, bir kutuptan iki kutup çıktı.
Sanki yıllarca birbirlerine yapışık değillermiş gibi birileri kutup doğmasına fırsat verdi, allem edildi, kallem edildi… Eski dostlar düşman oldu.
Kime yaradı ile kime fırsat verildi sorusunu çok iyi tahlil etmek gerekir.
Siyasi mühendislik midir, yargı eliyle operasyon mudur, ne derseniz deyin bilinen ve görülen o ki kutbun birisinin ortaya yarılmasını fırsat verenleri tarih iyi yazmayacak.
Şimdi bakıyoruz yeni yapılanmalara da…
Kimler kimlerle beraber, kim kimin yanı başında.
İktidar uzaktan keyifle büyük kutbun parçalanıp kendi içinde kutuplaşmasına kıs kıs gülerken…
Butlan takımı; kendisinden kopan duayenlerin hatrına hiç ayna tutuyor mu, tuttu mu kendine bilinmez.
Eskiden hiç böyle değildik.
Son günlerin revaçtaki şarkısında ne diyordu Mebrure; hatırlayın lütfen:
Ben sen değilim
Senin gibi de değilim
Eski ben gibi bile değilim
Boşuna arama, yorulma canım
Bıraktığın yerde de değilim
Nur topu gibi doğdu demek isterdik.
Hiç de nur topu olmadı bu kutup.
Yeni bir şeyler söylemek lazım…
Ağır hasar bir gün giderilir elbet ama bu zaman kaybı, bu koltuk sevdası, bu makam kapmaca oyunları…
Kimler kimlere zıplıyor, kimler kimlerle dans ediyor.
Siyasetin dibi kara.
Beyaz kalabilene ala!




