Kötü ve karanlık zamanlardan geçiyoruz.
Artık kimse kimseye güvenmiyor.
Türkiye’de adalete güven farklı farklı anketlere göre yüzde 27’lere kadar geriledi.
Halkın önemli bir kısmı ülkede adalet olmadığını düşünüyor. Bunun ana nedeni ise yargının siyasete ve dış baskılardan bağımsız hareket edemediğine dair bir algı var.
Faili meçhul işler arttı.
Eskiden suç işleyen yurt dışına kaçardı şimdilerde birilerine, bir yerlere sığınıyorlar.
Fakat adalete olan güveni neredeyse geri geldiğine ikna olacağımız olaylarda yaşanmıyor değil.
Faili meçhul Gülistan Doku olayından bahsediyorum.
Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu, gündemdeki en önemli isim.
Göreve gelir gelmez dosyayı geri açtı.
Adalet Bakanı ile görüşmüş, elinde deliller olduğunu iletmiş.
Anladığım kadarıyla savcılığa bir engel ya da yetki verilmemiş. Olay sürecin işletilmesiyle izleniliyor.
Gözaltılar ve delil toplama işlemleri sürüyor.
Olayın aydınlatılması kamu vicdanı açısından çok önemli.
Çünkü işin içinde delilleri karatan bir vali, emniyet mensupları ve kamu görevlileri olduğu biliniyor.
Valililer iktidarın valisi mi? devletin valisi mi? diye kimi zaman tartışılır.
Ama neticede vali denilen kişi bu 85 milyonluk koca ülkede yalnızca 81 kişi. Her vilayette tek bir vali var. Yani Cumhurbaşkanının o ildeki temsilcisi.
O ilde kamusal anlamda en yüksek karar merceği. Adalet, huzur ve güvenin temsilcisi, uygulayıcısı..
Yani bir vali suçu işleyen oğlu olunca nasıl delilleri karartabilir, nasıl suça ortak olur akıl sır ermiyor.
Vatandaş olarak adalet kamuya ya da kamunun en üst yönetimine, suç bürokrasiye gelince işlemiyor mu diye düşünen benim gibi çok olmuştur.
Ne var ki gerçekler gün geliyor ve ortaya çıkıyor.
21 yaşında genç bir kıza organize kötülük yapanların maskesi tek tek düşüyor.
Her geçen gün dosyaya yeni bilgiler ekleniyor. Yeni ifadeler alınıyor.
Mide bulandıran kötülükler tek tek oraya çıkıyor.
Oysa vali Tuncay Sonel, ülkenin bir çok yerinde kaymakamlık ve valilik yapmış bir isim. Son olarak mülkiye müfettişi olduğunu duymuştum.
Bandırma’da kaymakamlık yaptığı yıllarda ihtiyaç sahibi insanların hep yanında olmuştu. Bir çok ilde yaptığı önemli işler memlekete kazandırdığı hizmetlerden dolayı adı sokaklara, caddelere verilen bir bürokrattı.
Ne var ki söz konusu oğlu olunca dosyada delilleri kararttığı, resmi belgeyi bozduğu ülke gündeminde adeta deprem etkisi yarattı.
Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme bir vali görevdeyken bunu nasıl yapabildi, vicdanen hiç rahatsız olmadı mı?
Ülke için onca başarılı hizmet sonrası oğlu için yaptıkları kendisini hiç mi rahatsız etmedi. Yatağa başını nasıl rahatça koyup uyuyabildi.
Verilen ifadeler yanı sıra birçok telefon yazışmasının dosyaya eklenmesi ve bunların bazılarının medyada yer alması kan dondurdu.
Tabi süreç daha yargılama aşamasında sonucu tüm ülke merakla bekliyor.
Fakat Başsavcının kapanan faili meçhul bir dosyayı yıllar sonra yeniden açması, dosyanın bir vali üzerinden buralara gelmesi ilgiliyi daha da arttırdı.
Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu, bu ülkede adaletin halen var olduğunu geçte olsa çalıştığını bizlere bir kez daha gösterdi.
Bu dava aslında örnek teşkil edecek bir dava.
Adalet Bakanlığı faili meçhul bir çok davanın çözümü için önemli bir adım attı.
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı kurdu.
Başkanlığın, 75 ilde toplam 638 dosya ve 693 maktul vakasını yeniden incelemeye aldığı biliniyor.
Kadın ve çocuk cinayetleri öncelikli olarak incelenecek.
Bu süreç adalete olan güvenin artmasını sağlayacaktır.
Çünkü unutulmaması gereken bir şey varsa o da adaletin bir gün herkese lazım olacağıdır.
Saygılarımla.





