Balıkesir’i farklı yapan en önemli özelliklerden biri insanının sıcaklığıdır. Bugün sosyal medyada, özellikle Facebook’taki Balıkesir paylaşımlarında en çok dikkat çeken ifadelerden biri “Balıkesir’in güzel insanları” sözüdür. Çünkü bu şehirde insanlar hâlâ birbirine sahip çıkıyor, paylaşmayı biliyor ve dayanışmayı sürdürüyor.
Balıkesir’de lokma ve pilav hayrı artık günlük hayatın bir parçası olmuş durumda. Neredeyse her gün bir mahallede, bir cami önünde ya da bir sokakta lokma döküldüğünü, pilav dağıtıldığını görmek mümkün. İnsanlar sadece yemek dağıtmıyor; aynı zamanda birlik ve beraberliği de paylaşıyor. Tanıyan tanımayan herkes aynı sofranın etrafında buluşuyor.
Bu şehirde esnaf kültürü de çok farklıdır. Bir dükkâna girdiğinizde önce samimiyet görürsünüz. Esnaf hâl hatır sorar, çay ikram eder, müşterisini sadece alışveriş yapan biri olarak görmez. Balıkesir’de ticaretin içinde hâlâ insanlık ve vicdan vardır. Eski mahalle kültürü tamamen kaybolmamıştır.
Bugün büyük şehirlerde insanlar aynı apartmanda yaşayan komşusunu tanımıyor. Ancak Balıkesir’de biri hastalansa mahalle haberdar olur, biri sıkıntıya düşse destek veren çıkar. Cenazede de düğünde de insanlar birlikte hareket eder. Bu yüzden Balıkesir’e dışarıdan gelen birçok kişi şehirdeki samimiyeti hemen fark eder.
Balıkesir’in en büyük zenginliği aslında insanıdır. Lokma hayrında, pilav ikramında, esnafın güler yüzünde ve insanların birbirine yaklaşımında bunu görmek mümkündür. Modern hayat birçok değeri değiştirmiş olsa da Balıkesir’de misafirperverlik kültürü hâlâ yaşamaya devam ediyor.
Onun içindir ki yıllardır aynı söz söylenir:
Balıkesir’de aç uyunmaz.
-*-*-
Hayatın İçindeki Şaşırtıcı Gerçekler
İnsan bedeni ve zihni, her gün kullandığımız ama çoğu zaman farkına bile varmadığımız inanılmaz özelliklerle dolu. Bazen sıradan sandığımız küçük ayrıntılar, aslında doğanın ne kadar kusursuz bir düzen kurduğunu gösteriyor. İşte günlük hayatın içinden hem şaşırtan hem düşündüren bazı ilginç bilgiler…
Kadınların erkeklere oranla yaklaşık iki kat daha fazla göz kırptığı söyleniyor. Uzmanlara göre bunun nedenleri arasında hormonal farklılıklar ve göz kuruluğuna karşı refleksler yer alıyor. Belki de bu yüzden kadınların mimikleri daha canlı ve daha dikkat çekici algılanıyor.
Hapşırmak ise başlı başına mucizevi bir refleks. Gözler açıkken hapşırmanın neredeyse imkânsız olması, beynin vücudu koruma mekanizmasından kaynaklanıyor. Daha ilginç olanı ise hapşırık anında kalbin ritminde çok kısa süreli bir değişim yaşanması. Halk arasında “kalp duruyor” denilse de aslında olan şey, milisaniyelik bir ritim farklılığı.
İnsan vücudu yaş aldıkça değişmeye devam ediyor. Gözlerimizin doğumdan sonra çok az değişmesi dikkat çekici bir durumken, kulak ve burun yapısının yıllar boyunca büyümeyi sürdürmesi zamanın beden üzerindeki sessiz etkisini gösteriyor.
Bir başka şaşırtıcı gerçek ise kemiklerimizle ilgili. İnsan, yaklaşık 300 kemikle dünyaya geliyor. Büyüdükçe bazı kemikler birleşiyor ve yetişkinlikte sayı 206’ya düşüyor. Yani aslında büyümek, bazı parçaların birleşerek güçlenmesi anlamına geliyor.
Bunların yanında insan bedeniyle ilgili daha nice ilginç detay var…
Örneğin insan beyni, geceleri gündüze göre daha aktif çalışabiliyor. Bu yüzden birçok insan en yaratıcı fikirlerini gece saatlerinde buluyor. Beynimiz aynı zamanda saniyede milyonlarca bilgiyi işleyebilecek kapasiteye sahip.
İnsan derisi hayat boyunca kendini sürekli yeniliyor. Ortalama bir insan ömrü boyunca yaklaşık 40 kilogram deri kaybediyor. Yani fark etmeden sürekli “yenileniyoruz.”
Kalbimiz ise durmaksızın çalışan eşsiz bir motor gibi… Ortalama bir insanın kalbi günde yaklaşık 100 bin kez atıyor ve bir ömür boyunca milyonlarca litre kan pompalıyor.
Gülmenin de bilimsel olarak kanıtlanmış faydaları bulunuyor. İçten bir kahkaha, stres hormonlarını azaltırken bağışıklık sistemini güçlendirebiliyor. Belki de bu yüzden bazı insanlar bulunduğu ortamın enerjisini tamamen değiştirebiliyor.
Belki de en etkileyici gerçek şu:
İnsan bedeni, sahip olduğu bütün sistemlerle hâlâ tam anlamıyla çözülebilmiş değil. Bilim ilerledikçe yeni bilgiler öğreniliyor, eski doğrular değişiyor. Yani insan, keşfedilmeyi bekleyen en büyük sır olmaya devam ediyor.
-*-*-*-
KAKILI KADIN
Bir dizide “Kakılı Kadın” cümlesi geçince merak ettim ve araştırdım. İşte Kakılı Kadın Gerçeği
Lady with an Ermine Türkçede “Kakımlı Kadın” adıyla bilinir. Eser, Leonardo da Vinci tarafından yaklaşık 1489–1490 yıllarında yapılmıştır.
Tablodaki kadın, “Kakılı Kadın”
* Cecilia Gallerani olarak kabul edilir.
* O dönem Milano sarayının tanınmış ve eğitimli kadınlarından biridir.
Tablonun özellikleri:
* Yağlı boya tekniğiyle ahşap panel üzerine yapılmıştır.
* Rönesans döneminin en önemli portrelerinden sayılır.
* Kadının elindeki “kakım” (ermine) saflık ve asalet sembolü olarak yorumlanır.
* Leonardo’nun ışık, yüz ifadesi ve hareket hissini kullanışı tabloyu özel kılar.
Bugün eser:
* Czartoryski Museum koleksiyonunda sergilenmektedir.
Sanat tarihçileri tabloyu, Mona Lisa öncesindeki en başarılı kadın portrelerinden biri olarak görür.




