1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. 2026’DA BİZİ NELER BEKLİYOR?

2026’DA BİZİ NELER BEKLİYOR?

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

 

Hızlanan Dünya, Yavaşlayan İnsan

Takvimler 2026’yı gösterirken dünya garip bir çelişkinin içinde. Teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerliyor, karar alma mekanizmaları saniyelere sıkışıyor ama insan zihni bu tempoya ayak uydurmakta her zamankinden daha fazla zorlanıyor. Belki de yeni yılın en belirgin özelliği bu olacak: Hızlanan sistemler, yavaşlayan toplumlar.

Ekonomiden siyasete, medyadan gündelik hayata kadar her alanda “geçiş dönemi” ifadesini sıkça duyacağız. Küresel ekonomi sert krizlerden çıkmış olsa da tam bir güven ortamı henüz oluşmuş değil. Enflasyon rakamları düşüyor gibi görünse bile, vatandaşın cebindeki hissiyat aynı hızda iyileşmiyor. 2026, rakamlarla hayat arasındaki bu mesafenin daha fazla tartışıldığı bir yıl olacak.

Siyaset ise artık yalnızca sandıkla sınırlı değil. Algı yönetimi, dijital kampanyalar ve yapay zekâ destekli iletişim araçları demokratik süreçlerin yeni aktörleri hâline geldi. Bu durum, seçmeni daha bilgili değil ama daha kuşkulu bir noktaya taşıyor. İnsanlar artık “ne söylendiğinden” çok “neden söylendiğini” sorguluyor. 2026’da güven, en kıymetli ama en zor bulunan değer olmaya devam edecek.

Teknoloji cephesinde yapay zekâ, bir yenilik olmaktan çıkıp sıradan bir araç hâline geliyor. Asıl mesele, bu araçların kimin kontrolünde olduğu. İş gücü piyasasında dönüşüm hızlanırken bazı meslekler sessizce sahneden çekiliyor. Yeni iş alanları doğuyor ama bu alanlara geçiş herkes için eşit değil. 2026, fırsatlarla eşitsizliklerin aynı anda büyüdüğü bir yıl olabilir.

Türkiye açısından bakıldığında ise toplumun temel beklentisi değişmiyor: İstikrar. Ekonomik, hukuki ve sosyal anlamda öngörülebilir bir düzen arzusu, her tartışmanın merkezinde yer alıyor. İnsanlar büyük vaatlerden çok küçük ama kalıcı iyileşmelere odaklanmış durumda. Günlük hayatın yükü ağırlaştıkça siyaset diliyle gerçek hayat arasındaki fark daha görünür hâle geliyor.

Belki de 2026’nın asıl sorusu şu olacak: Bu hız çağında durup düşünmeye cesaretimiz var mı? Her şeyin ölçüldüğü, sayıldığı, puanlandığı bir dünyada insanî olanı koruyabilecek miyiz?

Yeni yıl mucizeler vaat etmiyor. Ama doğru soruları sormayı, yanlışları daha erken fark etmeyi ve acele kararların bedelini daha açık görmeyi öğretebilir. Bazen ilerlemek için hızlanmak değil, yönünü yeniden belirlemek gerekir. 2026, tam da böyle bir yıl olabilir.

 

-*-*-*-*

 

DOSTLUK ve ARKADAŞLIK

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım, sıradan görünen ama üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir cümle kurdu:

“Yakında dostlarıma bir yemek düzenleyeceğim. Arkadaşlarıma değil.”

İlk anda kulağa incitici bile gelebilecek bu cümle, aslında hayatın içinden süzülüp gelen önemli bir ayrımı hatırlatıyordu. Çünkü biz çoğu zaman “arkadaş” ve “dost” kelimelerini aynı anlama geliyormuş gibi kullanırız. Oysa aralarında, mesafe değil ama derinlik farkı vardır. Arkadaş, hayat yolculuğunda yan yana yürüdüğün kişidir. Aynı ortamı paylaşırsın, sohbet edersin, gülersin, bazen dertleşirsin. İş yerinden, mahalleden, okuldan olabilir. Zamanla yollar ayrıldığında hatırladığında yüzünde bir tebessüm bırakan biridir arkadaş. Hayatın akışı içinde sayıları artar, eksilir, değişir.

Dost ise başka bir yerde durur. Dost, yolun daraldığı yerde omzunu hissettiğindir. Susarak da anlaşabildiğindir. Herkes giderken kalan, herkes alkışlarken seni uyaran kişidir. Başına iyi bir şey geldiğinde sen söylemeden sevinen, kötü bir şey geldiğinde sen anlatmadan fark edendir. Dostluk emek ister, zaman ister, sınanmayı göze alır.

Belki de bu yüzden o yemek daveti sadece dostlara açılmıştı. Çünkü o masa, sadece karın doyurmak için değil, gönül paylaşmak içindi. Herkesle yenir yemek ama herkesle aynı sofraya kalp konmaz. Dostluk biraz da budur: Herkesi içeri almayan ama gireni de yarı yolda bırakmayan bir kapı.

Günümüz dünyasında “arkadaş listeleri” kalabalık, “dost sayıları” ise sessizdir. Çok kişiye selam veririz ama az kişiye yaslanırız. Çok kişiyle güleriz ama az kişinin yanında ağlayabiliriz. Dostluk tam da bu ayrımda kendini belli eder. Belki hepimizin zaman zaman kendimize sorması gereken soru şudur: Hayat soframda kimler var? Yanımda olanlar mı, içimde kalanlar mı?

Çünkü arkadaşlık güzel bir yol arkadaşlığıdır. Ama dostluk, yolu anlamlı kılan şeydir.

 

DOSTLUK SÖZLERİ

Dost, iyi günde çağrılan değil, kötü günde zaten yanında olandır.

Herkes yüzüne bakar, dost gözünün içine.

Dostluk, her gün konuşmak değil; aylar geçse de kaldığın yerden devam edebilmektir.

Arkadaş kalabalıkta belli olur, dost yalnızlıkta.

Dost, seni en çok anlayan değil, en az anlatmana rağmen vazgeçmeyendir.

Herkesle gülersin ama dostla susabilirsin.

Dostluk menfaatle başlarsa arkadaşlık bile uzun sürmez.

Zaman her şeyi eskitebilir, gerçek dostluğu değil.

1
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
sinirli
Sinirli
2026’DA BİZİ NELER BEKLİYOR?
+ -
Giriş Yap

Balıkesir Birlik Gazetesi - Son Dakika , Güncel Haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!