Cumhuriyet Halk Partisi Balıkesir İl Kadın Kolları Başkanı Ayşe Pınar Yahşi, yaptığı açıklamalarında şu ifadelere yer verdi: “26 Ağustos günü Büyük Taarruz ile atılan ilk adım, 30 Ağustos 1922’de, bundan tam 101 yıl önce, tarihin gördüğü en büyük zaferlerden biri ile taçlanmış; Türk Milleti egemen güçlerin prangalarından kurtularak tam bağımsızlığa kavuşmuştur. Bu kutlu mücadelenin başkomutanı, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını minnet ve saygıyla anıyoruz. Büyük Zafer, yaklaşık 4 yıl süren sabırlı ve kararlı birmilli direnişin sonunda elde edilmiştir. Bu direniş dünyanın en haklı, en meşru direnişidir. Çünkü Büyük Zafer’in temelinde işgal ve istila değil, hak ve hukuk vardır. Bu nedenle bu zaferi hazırlayan direnişin ve örgütlenmenin adıMüdafa-i Hukuk’tur. Büyük Zafer tek bir ülkeye karşı değil, Batı Emperyalizmine ve yerli işbirlikçilerine karşı kazanılmıştır. Temelinde sarayın teslimiyeti değil, milletin iradesi vekuvveti vardır. Bu nedenle adı KuvayiMilliye’dir. Gerçek şu ki, bu vatan bize saraydan, sultandan miras kalmadı; Millet kanıyla, canıyla yeniden vatan yaptı. Sadece cephedeki ordunun değil, bütün bir milletin topyekün mücadelesi, direnişi ve savaşıdır. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa bu gerçeği Nutuk’ta şöyle ifade etmiştir. “Bilirsiniz ki, savaş ve çarpışma demek yalnız iki ordunun değil, iki ulusun bütün varlıklarıyla, bütün mallarıyla, bütün maddi ve manevi güçleriyle karşılaşması ve birbiriyle vuruşması demektir. İşte Büyük Zafer, bu topyekün savaş stratejisinin ve bölgesel direnişleri örgütleyen, ulusal hale getiren, orduyu kurup yöneterek zafere ulaştıran Mustafa kemal Atatürk’ün eseridir. Atatürk’ün kurduğu meclisin ve o mecliste beliren milliiradenin, milli birlik ve dayanışmanın eseridir. Büyük zafer 10 yıllık bir savaşın ardından özlenen sürekli barışa ulaşmayı sağladı. İmzalanan Lozan Barış Antlaşması ile100 yıldır süren barış iklimi sağlandı.Cumhuriyetimiz saldırgan ve fetihçi değil, barışseverdir. Atatürk’ün Yurtta sulh, cihanda sulh sözü evrensel ilkelerimizden biridir. Büyük Zafer çok uluslu ve çok hukuklu dinsel bir ümmet imparatorluğundan, laik, çağdaş, eşitlikçi bir ulus devlete geçişi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasını sağladı. Cumhuriyetimiz naslara dayanan dinsel hukukyerine, insan aklının ve insanlık birikiminin eseri pozitif hukuku benimsemiştir. Cumhuriyetimizin temelinde akıl ve bilim vardır. Akılcı, çağdaş,karma eğitim vardır. Açıkça görüldüğü gibi Atatürk Büyük zaferi asla bir amaç olarak görmemiştir. Daha büyük amaçlara ulaşmak için bir araç olarak görmüştü. Büyük zaferle elde edilen bağımsızlığınsürdürülebilirliğinin, çağdaşlaşmaya ve ekonomik zaferlere bağlı olduğunu belirtmişti. Atatürk’ün 100 yıl önce gördüğü bu gerçeği bugün bile göremeyenler var. Büyük Zaferi doğru anlamak tam bağımsız, çağdaş, laik, Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkmayı gerektirir. Demokrasi mücadelesi zor bir yolculuk olsa da hiç kimsenin umutsuzluğa kapılma hakkı yoktur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk mücadele rotasını “Zafer, Zafer benimdir diyebilenindir. Başarı ise Başaracağım diye başlayarak sonunda ‘’Başardım’’ diyebilenindir.” Sözüyle çizmişti. Biz Milli mücadelenin kahraman kadınları Halide Onbaşı’nın, Erzurumlu Kara Fatma’nın, Halime Çavuş’un,Tayyar Rahmiye’nin, Gördesli Makbule’nin Binbaşı Ayşe’nin mirasını omuzlarında taşıyanlarız. Biz Cumhuriyetin aydınlık kadınları mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz ve başaracağız. 30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun!”









