Düzce’de 6 şiddetinde meydana gelen depremle ilgili TMMOB Balıkesir İl Koordinasyon Kurulu açıklamalarda bulundu. Yapılan açıklamalarda 17 Ağustos depreminden 23 yıl sonra yaşanan Düzce’deki depremin bir uyarı niteliği taşıdığı belirtildi.

Düzce’nin Gölyaka ilçesinde 23 Kasım 2022 tarihinde saat 04.08’de yaşanan depremle ilgili TMMOB Balıkesir İl Koordinasyon kurulu basın açıklaması yayınladı. Çevre illerden de hissedilen bu depremin uyarı niteliği taşıdığına dikkat çeken TMMOB Balıkesir İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Betül Dikici, afetlere karşı gereken önlemlerin alınması gerektiğini savundu.

TMMOB Balıkesir İl Koordinasyon Kurulu Betül Dikici: “23 Kasım 2022 tarihinde saat 04.08'de merkez üssü Düzce'nin Gölyaka ilçesi olan, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsünün açıklamasına göre 6 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiş, ilk yapılan tespitlere göre depremde 2 yurttaşımızın ise yaşamını kaybettiği ve 50’den fazla yurttaşımızın çeşitli yaralanmalara maruz kaldığı anlaşılmaktadır. Deprem Sakarya, Kocaeli, Yalova, Bolu, İstanbul, Bursa, Bilecik, Ankara ve Eskişehir olmak üzere birçok kentimizde hissedilmiştir. Sebep olduğu kayıplarla ülkemizin son yüzyılda yaşadığı en büyük felaketlerden olan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi ve 12 Kasım 1999 Düzce Depreminin üzerinden geçen yirmi üç yılın ardından; Düzce’de yaşanan deprem yeni felaketler konusunda bir uyarı niteliği taşımaktadır. Tüm yurttaşlarımızın geçmişte yaşadığı acı anılarını canlandırmış, haklı olarak depreme hazırlık konusundaki endişelerini yeniden yükseltmiştir. Afetler ve acil durumlarda başarılı korunma süreçleri, müdahalede yer alan tüm sorumluların koordinasyonu ve işbirliği ile mümkündür. Tamamı deprem riski taşıyan ülkemizde sık aralıklarla büyük şiddette depremler yaşanmasına karşın; afetlere yönelik eğitim ve önlemlerin yetersizliği nedeniyle yurttaşlarımız yaşamlarını kaybetmeye devam etmektedirler” dedi.

ÜLKEMİZ SINIFTA KALDI”

Açıklamaların devamında Dikici, deprem öncesine dair yapılması gerekenler konusunda ülkemizin sınıfta kaldığını belirterek şu ifadelere yer verdi: “Bilindiği gibi geçtiğimiz 12 Kasım tarihinde tüm yurtta olası bir depreme karşı çök-kapan-tutun tatbikatı yapılmıştır. Ancak deprem anında yapılması gerekenlerin yanı sıra deprem öncesi hazırlık daha önemlidir. Ne yazık ki depremin öncesine dair yapılması gerekenler konusunda ülkemiz sınıfta kalmıştır. Yapıların depreme karşı güvenliğini tesis etmek için tasarım, inşa ve denetim süreçlerinin doğru ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesi esastır. Güvenli yapılaşmanın bu üç saç ayağından her birinde hem yasal düzlemde hem de uygulamada ciddi sorunlar bulunduğu bilinmektedir. Güvenli yapı ve yaşam çevreleri oluşturulması için; bilimsel bir planlamaya dayalı olarak afet risklerinin azaltılması ve yapı stokunun iyileştirilmesi için kamu yararı doğrultusunda ve çevre değerlerini gözeten uygulamalar ivedi olarak yürürlüğe sokulmalıdır. Bu bağlamda kaçak ve kuralsız yapılaşmayı özendiren, deprem ve afetlere karşı sorunlu yapılaşmaları yasallaştıran imar aflarından vazgeçilmeli; TBMM’ne sunulan İmar Affı Teklifi geri çekilmelidir. Yapı envanterinin taranması, kentsel iyileştirme ile yapıların güvenliği sağlanmalı, kamusal bir yapı denetimi sistemin kurulması, mimarlık ve mühendislik hizmetlerinin inşa sürecinde maliyet külfeti olarak değil özne olarak görülmesi, mimarların, mühendislerin hizmetlerinin meslek odalarınca belgelendirilmesi, imar aflarıyla ruhsatlandırılan kaçak yapılara gerekli inceleme ve uygulamaların yapılması, şantiye şefliğinin tam zamanlı olarak yapılması başlıca önlemlerdir. Ayrıca Türkiye’nin mevcut yapı stoku tam bir bilinmezlik içindedir. Olası bir büyük depremde yapıların nasıl etkileneceği şüphelidir. Hal böyleyken deprem önlemi olarak yapılması gereken en önemli faaliyetlerden biri yapı stokunun taranmasıdır. Belediyeler ve TMMOB’nin ilgili Odaları ile birlikte yapı stoku taranarak depreme hazırlık konusunda önemli bir adım atılabilir.”

AFET YÖNETİMİNİ GELİŞTİRMEK İÇİN
UZMANLARA DANIŞIN”

Son olarak yapılan açıklamalarda afet yönetimi hakkında geliştirilecek politikaları bilim insanlarının, meslek odalarının, akademik kuruluşlarının tavsiyelerini dikkate alınarak yapılması gerektiğini ifade eden Betül Dikici: “Ülkemizde sıklıkla yaşanan depremlere ilişkin toplumsal ve yönetimsel hafızanın korunarak gelecek kuşaklara aktarılması zorunludur. TMMOB Balıkesir İl Koordinasyon Kurulu olarak, depremde kaybettiğimiz yurttaşlarımızı saygıyla anıyor; yaralanan yurttaşlarımıza acil şifalar diliyor, depremden etkilenen tüm yurttaşlarımıza geçmiş olsun diyoruz. Sahip olduğumuz mesleki uzmanlıklarımız ve toplumsal sorumluluklarımız kapsamında, doğal afetlerin tahribata ve can kaybına yol açmasının temelinde yer alan bilimsel kentleşme, mühendislik ve mimarlık ilkelerine aykırı planlama ve kentleşme süreçleri karşısında mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdüreceğimizi; salgın, afet ve kriz koşullarında başarılı iyileşme süreçleri için alınacak önlemlerin bilimsel ilkeler ve gerçeklerle, toplum yararı gözetilerek oluşturulması; afet yönetimi hakkında geliştirilecek politikaların bilim insanlarını, meslek odalarını, akademik kuruluşları ve ilgili uzmanlıkları dikkate alarak oluşturulması gerektiğini kamuoyumuzla paylaşıyoruz” dedi.