Saygılar boyun büker, İlah-i ruh emrinde
Sıcak süzülen damla, donar kirpiklerimde
Göklerden yeşil direk, yeryüzüne inmiş Nûr
Vâdi altın bir tepsi, Hûri elinde durur
Mumların gölgesinde, uyur selvi altında
Yeşil türbe Sanduka, erenlerin katında
Erguvanlar altında, yaprakların gölgesi
Huşû içinde mâbed, Emir Sultan türbesi
Yeşil câmi Nebevi, Duvarları kesme taş
Mevlâ’ya Yakarışta, Secdeye eğilen baş
Huzura uzanan yol, seccâde Ulûcâmi
Varılacak yer belli, Hatırlatır encâmi
Sararır hikmetinden, insan tütün sarısı
Bir titreme tutturur, Âyet-i Kerimesi
Koza içinde ipek, Rabbin hilkât hüneri
Sanki insandır böcek, verir tanrı selâmı
Ziyaretçi akını, câmiler avlusunda
Aşkı gergefte dokur, hâtıra havlusunda
Uzun çarşı pasajı, tuz pazarı Kozahan
Osmanlıdan bugüne, halâ ayakta kalan
Setbaşı Şekreküstü, Kaplikaya Yıldırım
Tophâne basamaklı, merdivenli kaldırım
Setbaşından aşağı, Nilüfer ovaları
Uludağ’dan süzülen, kristal kar suları
Hurrem Vâlide Sultan, padişahlar anası
Murâdiye’de yatır, Tophane’nin arkası
Nice çağlar devrilmiş, yaşanmış saltanatlar
Devlet-i Osmaniye, vesikası çınarlar
Akşamın kızılında, gün batımı geçerler
Beyaz mendil güvercin, bülbül olur serçeler
Bu şehirde geceler, gündüzler kadar uzun
Ayrılırken kederli, uhrevi çöker hüzün.
RUMUZ: KÜMBET.016





