
Geçtiğimiz günlerde Karesi ilçemizin Paşaalanı Mahallesi’nde akşam yürüyüş yaparken, çocuk parkının yanındaki elektrik direğin üzerinde dikkat çekici bir yazı ve görselle karşılaştım. Gözüme takılan bu direkteki yazı, aslında Türkiye’nin yakın tarihine ilişkin farklı bakış açılarını düşündüren bir örnek sayılabilirdi ve dikkatimi çekti.
Direğin üzerinde bulunan yazının üst bölümünde “SON 20 YIL” ifadesi ve modern bir otomobil figürü yer alıyordu. Alt bölümünde ise “İLK 80 YIL” yazısının yanında kağnı ve öküz figürü bulunuyordu. İki bölümün arasına da büyük puntolarla “20 > 80” ifadesi yerleştirilmişti. İlk bakışta bunun basit bir karşılaştırma olduğu düşünülebilir. Ancak biraz dikkatle bakıldığında, bunun matematiksel bir ifade değil, tarihsel ve siyasi bir değerlendirmeyi semboller üzerinden anlatan bir mesaj olduğu açıkça görülüyordu.
Bu stencil (şablon) çalışması beni oldukça düşündürdü. Çünkü tarih, çoğu zaman sloganlara, rakamlara veya birkaç sembole indirgenmeye çalışılsa da, gerçekte çok daha karmaşık ve çok katmanlı bir yapıya sahip.
Merak ettim ve bu görselin başka şehirlerde de bulunup bulunmadığını araştırdım. Karşıma çıkan bilgiler, Paşaalanı Mahallesinde gördüğüm bu çalışmanın yalnızca Balıkesir’e özgü olmadığını gösterdi. Özellikle 2023 seçim sürecinde Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde benzer stencil uygulamalarının duvarlarda, yürüyüş yollarında ve kamusal alanlarda yer aldığı ve kamuoyunda tartışmalara neden olduğu görülüyor.
Bu tartışmaların en dikkat çekici örneklerinden biri Sinop’ta yaşanmış. Burada da benim gördüğüm çalışmaya oldukça benzeyen görseller uygulanmış. Üst bölümde son yılları temsil eden modern bir araç figürü, alt bölümde ise Cumhuriyet’in ilk dönemlerini temsil eden kağnı figürü kullanılmış. Bu görseller, farklı kesimler tarafından farklı şekillerde değerlendirilmiş.
Bu sloganı destekleyenler, son yirmi yılda Türkiye’de ulaşım, sağlık, savunma sanayii ve altyapı alanlarında gerçekleştirilen yatırımları ön plana çıkararak, söz konusu ifadenin bu gelişimi sembolik olarak anlattığını savunuyor. Eleştirenler ise Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde gerçekleştirilen sanayileşme hamlelerinin, eğitim reformlarının, demiryolu yatırımlarının, kamu kurumlarının ve devlet yapılanmasının birkaç sembolle değerlendirilmesinin eksik bir bakış açısı olduğunu ifade ediyor. Bazı akademisyenler ve siyasal iletişim uzmanları ise bu tür sloganların tarihsel gerçeklikten çok, siyasi iletişim ve propaganda dilinin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Aslında burada dikkat çekici olan, sloganın doğruluğu ya da yanlışlığından çok, toplumda nasıl bir karşılık bulduğudur. Çünkü tarih, çoğu zaman herkesin üzerinde uzlaştığı kesin sonuçlardan değil, farklı yorumlardan ve farklı bakış açılarından oluşur.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yılları, savaşlardan çıkmış, ekonomik kaynakları sınırlı bir ülkenin yeniden ayağa kalkma mücadelesine sahne oldu. Eğitim kurumları, demiryolları, fabrikalar, üniversiteler, kamu kurumları ve temel sanayi yatırımları bu dönemde hayata geçirildi. Sonraki yıllarda da Türkiye, değişen dünya koşulları içerisinde farklı kalkınma politikaları uygulamaya devam etti.
Yakın dönemde ise ulaşım altyapısı, sağlık yatırımları, savunma sanayii, teknolojik gelişmeler ve büyük ölçekli projeler öne çıktı. Bu nedenle, yaklaşık bir asırlık bir tarihsel süreci birbirine üstün ya da yetersiz dönemler olarak değerlendirmekten ziyade, birbirini tamamlayan süreçler olarak görmek belki de daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir.
Paşaalanı Mahallesi’nde bir elektrik direğinin üzerinde karşıma çıkan bu küçük stencil çalışma, bana bir kez daha şunu düşündürdü. Tarih, bazen kitap sayfalarında değil, sokakta karşımıza çıkan küçük bir ayrıntının içinde de saklı olabilir ve bazen bir çocuk parkının yanındaki sıradan bir elektrik direği, insanı ülkesinin geçmişi, bugünü ve geleceği üzerine benim de yaptığım gibi uzun uzun düşünmeye davet edebilir.





