“Çocuk yetiştirmek ne demir yumrukla korku vermektir ne de sınırsız özgürlük sunmaktır.”
Hayatta insanın omzuna yüklenen en büyük sorumluluklardan biri çocuk yetiştirmektir. Çünkü çocuk yalnızca bir ailenin evladı değil, aynı zamanda geleceğin toplumudur. Anne ve babanın verdiği eğitim, gösterdiği sevgi ve koyduğu sınırlar çocuğun karakterini şekillendirir. Bu nedenle çocuk eğitiminde disiplin anlayışı büyük önem taşır.
Bir çocuk dünyaya geldiğinde ebeveynler çoğu zaman ellerinde görünmez iki kalem taşır. Kimisi çocuğun hayatını kendi istediği biçimde çizmeye çalışır, kimisi ise tüm sınırları kaldırıp çocuğu tamamen özgür bırakır. Oysa gerçek ebeveynlik, o kalemi çocukla birlikte tutabilme sanatıdır.
Bazı aileler çocuklarını aşırı baskıcı bir disiplin anlayışıyla yetiştirir. Çocuk sürekli kontrol altında tutulur, yaptığı en küçük hata bile cezayla karşılık bulur. Böyle bir ortamda büyüyen çocuk zamanla korkak, içine kapanık ve özgüvensiz hale gelir. Kendi düşüncesini söylemekten çekinir. Çünkü hata yapmanın doğal bir durum olduğunu değil, cezalandırılması gereken bir suç olduğunu öğrenir. Oysa korkuyla büyüyen çocuk doğruyu sevdiği için değil, cezadan kaçmak için doğru davranır.
Baskıcı ailelerde çocuk çoğu zaman anne ve babasına karşı gelmeyi saygısızlık olarak görür. İçindeki duyguları bastırır. Ancak bastırılan duygular zamanla ya büyük bir öfkeye dönüşür ya da çocuğun kişiliğini zedeler. Sürekli eleştirilen ve kıyaslanan çocuk, kendi değerini sorgulamaya başlar.
Diğer tarafta ise tamamen sınırsız özgürlük verilen çocuklar vardır. “Çocuktur yapar” düşüncesiyle büyütülen çocuk, hayatın kurallarını öğrenemez. Nerede durması gerektiğini bilmez. Her istediği yapılan çocuk zamanla sabırsız, bencil ve şımarık bir yapıya dönüşebilir. Çünkü hayat her zaman insanın istediğini veren bir yer değildir. Çocuk bunu küçük yaşta öğrenmelidir.
Kuralsız büyüyen çocuk aslında kendisini tam anlamıyla güvende hissedemez. Çünkü çocuk için sınırlar aynı zamanda güven demektir. Nerede başlayıp nerede biteceğini bilen çocuk, hayata daha sağlam adımlarla ilerler.
Aslında çocuk eğitiminde en doğru yol, sevgi ile disiplin arasında denge kurabilmektir. Ne baskıcı bir otorite ne de tamamen başıboş bırakılmış bir özgürlük sağlıklı sonuç verir. Çocuk; sevildiğini, değer gördüğünü hissetmeli ama aynı zamanda kuralların da farkında olmalıdır.
Anne ve babanın görevi çocuğu korkutmak değil, ona rehber olmaktır. Çocukla sağlıklı bir iletişim kurulmalıdır. Onun duyguları önemsenmeli, düşüncelerine değer verilmelidir. Çünkü sürekli eleştirilen çocuk zamanla kendisini yetersiz hisseder. Sürekli pohpohlanan çocuk ise hayatın gerçekleriyle karşılaşınca büyük hayal kırıklıkları yaşar.
Çocuk yetiştirmek bir heykeltıraşın mermeri zorla şekillendirmesi değil, bir bahçıvanın çiçeği büyütmesi gibidir. Bahçıvan çiçeği zorla büyütemez; sadece ona uygun toprağı, suyu ve güneşi sağlar. Çocuk da sevgi, güven ve doğru rehberlikle sağlıklı şekilde büyür.
Bir başka önemli konu ise çocuklardan yaşlarının üzerinde davranışlar beklememektir. Çocuk çocukluğunu yaşayabilmelidir. Oyun oynamalı, düşmeli, hata yapmalı ve öğrenmelidir. Çünkü hata yapmayan çocuk değil, hatalarından ders çıkaran çocuk güçlü birey olur.
Çocuklara emir vermek yerine nedenleri anlatmak gerekir. Çünkü çocuk neden yanlış yaptığını anlarsa kuralları korkudan değil bilinçle öğrenir. Ayrıca anne ve babanın tutarlı davranması da büyük önem taşır. Bir gün yasaklanan bir davranışın ertesi gün görmez den gelinmesi, çocuğun adalet duygusunu zedeler.
Unutulmamalıdır ki çocuklar anne ve babalarının söylediklerinden çok davranışlarını örnek alırlar. Evde sevgi gören çocuk sevgiyi öğrenir. Saygı gören çocuk saygıyı öğrenir. Sürekli bağırılan bir evde büyüyen çocuk ise öfkeyi normal kabul eder.
-*-*-*-
KİTAP OKUMAK GEREK
“Gençlerini kitapla beslemeyen milletlerin sonu acıdır.”
Bu söz, Roma döneminin önemli şairlerinden Ovidius tarafından söylenmiştir. Aslında bu söz sadece bir edebiyat cümlesi değildir. Toplumların geleceğini anlatan çok büyük bir gerçektir. Çünkü kitap okumayan bir nesil, düşünmeyen bir nesil haline gelir. Düşünmeyen toplumlar ise zamanla yönlendirilen, sorgulamayan ve üretmeyen toplumlara dönüşür.
Bugün çevremize baktığımızda bunun izlerini açıkça görüyoruz. Özellikle gençlere “En son hangi kitabı okudun?” diye sorulduğunda çoğu zaman derin bir sessizlik yaşanıyor. Bazıları düşünüyor, bazıları konuyu değiştirmeye çalışıyor, bazıları ise sosyal medyada gördüğü birkaç paylaşımı “okumak” zannediyor.
Oysa okumak; sadece harflere bakmak değildir. Okumak insanın kendini geliştirmesi, olaylara farklı açıdan bakabilmesi ve düşünce dünyasını büyütmesidir. Kitap okuyan insan konuşurken de farkını ortaya koyar, yazarken de, karar verirken de…
Ne yazık ki günümüzde gençlerin büyük bölümü saatlerini telefon ekranlarında geçiriyor. Sosyal medya artık birçok insanın hayatının merkezi haline geldi. Sürekli kaydırılan videolar, birkaç saniyelik içerikler ve anlamsız tartışmalar gençlerin dikkatini tüketiyor. Bir zamanlar kitap kokusunun olduğu evlerde şimdi telefon ekranlarının ışığı var.
En acı olan ise şu:
Birçok genç bilgiye ulaşmanın çok kolay olduğu bir çağda yaşıyor ama bilgiye en uzak nesillerden biri haline geliyor. Çünkü okumadan öğrenmek mümkün değildir. Gerçek bilgi emek ister, sabır ister, araştırma ister.
Kitap okumayan toplumların kültürü zayıflar. Kelime hazinesi daralan insanların düşünce dünyası da küçülür. İnsan ne kadar az kelime biliyorsa, kendini o kadar az ifade edebilir. İşte bu yüzden kitap sadece bir alışkanlık değil, aynı zamanda zihinsel bir ihtiyaçtır.
Eskiden insanlar çocuklarına masallar anlatır, kitap hediye ederdi. Şimdi ise birçok çocuk daha konuşmayı tam öğrenmeden telefonla tanışıyor. Oysa kitapla büyüyen çocuk hayal kurar, düşünür, üretir. Telefonla büyüyen çocuk ise çoğu zaman sadece tüketir.
Bir milletin geleceği gençlerinin elindedir. Gençler okumuyorsa, araştırmıyorsa, sorgulamıyorsa gelecekle ilgili endişe duymak kaçınılmazdır. Çünkü kitap okumayan toplumlar zamanla kendi değerlerinden de uzaklaşır.
Belki de bugün yeniden kitaplarla dost olmanın zamanıdır. Günde birkaç sayfa bile olsa okumaya başlamak gerekir. Çünkü kitap, insanın yalnızca bilgisini değil, karakterini de geliştirir.
Ovidius’un o anlamlı sözü bugün hâlâ kulaklarımızda yankılanıyor:
“Gençlerini kitapla beslemeyen milletlerin sonu acıdır.”
KİTAPLA İLGİLİ SÖZLER
*“Yetişen zekâları kitaplarla beslemeyen milletler, hüsrana mahkûmdur.” (H. Flechter)
*“Kitaplar, sessiz öğretmenlerdir.” (Gellius)
*“İyi bir kitap, düşünen insana yaşam veren kandır.” (John Milton)
*“İnsanlık yalanı ve adaletsizliği kılıçla değil, kitapla yenecektir.” (Emile Zola)
*“Kızlarını okutmayan bir millet; oğullarını manevi öksüzlüğe mahkûm etmiş demektir. Hüsranına ağlasın!” (Tevfik Fikret)
*“Pırlantadan alınmayan vergi, kitaptan alınıyordu çünkü pırlanta alandan değil, kitap okuyanlardan korkuluyordu.” (Emile Zola)
*“Bir ülkede okumaya karşı istek artmadıkça, gaflet ve bundan doğacak felaket azalmaz.” (Benjamin Franklin)
*“Kitaplar bir odanın olduğu gibi, bir kafanın süsü olmaktan ibaret değildir, onlar uygar her insanın günlük ekmeği, ruhun gıdasıdır.” (Suut Kemal Yetkin)
*“Kitapların amacı; insanlara dürüst, eğitimli ve çalışkan olmayı öğretmektir.” (John K. Bangs)
*“Kitap okumayan bir kimsenin, okumasını bilmeyene karşı bir üstünlüğü yoktur.” (Mark Twain)
*“Kitapsız büyüyen çocuk susuz büyüyen ağaca benzer.” (Çin atasözü)
*“Okula her şey yapabilirsiniz ama okulun kitaplığı yoksa hiçbir şey yapmamış olursunuz.” (J. Ferry)
“İnsan ne kadar çok kitap okursa o kadar çok büyüyeceğini bilmelidir.” (John Bangs)
*“İyi seçilmiş kitapları okumak, geçmiş yüzyılların seçkin zekalarıyla önceden düzenlenmiş bir konuşmaya katılmak gibidir.” (Descartes)
*“Kitaplar, aklın tedavi yerleridir.” (Didorus Siculus)
*“Size en çok yardım eden kitaplar, sizi en çok düşündüren kitaplardır.” (Teodor Walker)
*“Kitapsız yaşamak; kör, sağır, dilsiz yaşamaktır.” (Seneca)
*“Kitap, içimizdeki donmuş denizin buzlarını kırmaya yarayan bir gereçtir.” (Franz Kafka)
*“Faydalı bir kitabı ilk defa okuduğum zaman, yeni bir dost edindim sanırım. Beğendiğim, sevdiğim bir kitabı tekrar okuduğum zaman da eski bir dosta kavuşmuş gibi okurum.” (Oliver Goldsmith)
*“Kitaplarım, bana yetecek kadar büyük krallıktır.” (William Shakespeare)





