Kaymakamı…
Savcısı…
Bakanı…
Valisi…
Milletvekili…
Devlet ciddiyeti gidince; ki o ciddiyetin içine liyakat, sorumluluk, özveri, doğruluk, dürüstlük, kültür, bilgi, tecrübe, örnek olmak gibi ne varsa girer.
Bizim kanunlar bohça ya, bir yasa çıkarıyorlar, içine giriyorsunuz 100 yasada değişiklik!
Devlet ciddiyeti de bohça işte.
Tüm artılar var.
Ama nicedir o artılar yok oldu.
Kurumlar çürüdü.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanlığı misal…
Vitrin ve tüm dünyada örnek bir teşkilattı…
Şimdi son yıllarda yapılan atamalara bakın… Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil etmek üzere yabancı ülkelere gönderilenlere bakın…
Buram buram siyaset ve yakınlık kokusu var, ötesi yok.
Dışişleri, parmakla gösterilirken, o vitrin ve sembol yüzümüz içler acısı bir hal aldı.
Dönelim Ayaş Kaymakamı’na.
Valilik ve İçişleri Bakanlığı gereğini yaptı, tenzili rütbeyle Edirne’ye hukuk müşaviri olarak gönderdi, kaymakamın elinden kaymakamlık gitti.
Çünkü önce CHP’li basın görevlisini resmi bayram törenine almadı, sonra Besmele ile başlayan bir açıklama yaptı, sonra yetmedi kendisini eleştiren milletvekiline “kes lan” diye X’ten salladı.
Kaymakamsın sen, sokak kabadayısı değilsin.
Demek ki kaymakam olmak kolay ama devlet nosyonu almak ve o ciddiyetin ağırlığını taşıyabilmek kolay değil.
Besmele ile açıklamanın ayrı garabetine mi bakarsınız yoksa vekile hitap şekline mi?
Ama ne rahatlık değil mi; sen Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kaymakamısın, Besmele ile açıklama yapıyor, direkt anayasayı ihlal ediyorsun.
Tarikata git laik cumhuriyeti hazmetmiyorsan, Ayaş’ta işin ne!
Savcı adliyede hakime kurşun yağdırır.
Milletvekili düğünde havaya sıkar.
Bakan helikopterle iftara gider.
Üst düzey bürokratlar, devletin şirket yönetim kurulu üyeleri orantısız ücret/huzur hakkı vs alır.
Devletin tüm kurumlarında giderek artan çürüme her makam sahibini kral hissettirir.
İnsanın içini sızlatan bir “tel tel dökülüş” aklıselim vatandaşa saç baş yoldurur…
Devlet ciddiyeti kalmadı çünkü.
Devleti siyasete, siyaseti devlete öyle entegre ettiler ki, öylesine yapı bozuldu ki; Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş yıldönümü töreninde bile AYM Başkanı’nın konuşması hukuktan öte bolca dini motiflerle süslü…
Devlet ciddiyeti, devletin anlamı ve hatta giyim kuşam…
Hani yıllar önce devlet memurluğunda kıyafet serbestisi geldi ya…
Tek derdimiz buydu, eskiden memur dendiğinde kravatla özdeşleşmiş bir ciddiyet ve devlet görünümü izlerdik, serbesti geldi, öyle rahatladık öyle rahatladık sormayın gitsin…
Daireye gidiyorsunuz, saç sakal karışmış, uykudan yeni çıkmış kazağı belinden sarkmış lakayt bir görüntü…
Her lakaytlık zincirleme etki gösterir…
Devlet ciddiyeti ipin ucu gibidir… Kaçınca tutamazsınız…
Kim kime dum duma…
Böylesine hazin bir manzara!




