Balıkesir iş dünyasında dikkat çekici bir gelişme yaşanıyor. Yem ve gıda sektörünün köklü temsilcilerinden Tellioğlu Yem-Gıda, paylarını halka açarak Borsa İstanbul’da işlem görmek üzere sürecin son aşamasına geldi. 1982’ye uzanan üretim tecrübesi ve 2000 yılındaki kurumsal yapılanmasıyla büyümesini sürdüren şirket, 2026’nın ilk yarısında tamamlanması planlanan halka arz ile yeni bir dönemin kapısını aralamaya hazırlanıyor.
Planlamaya göre toplam 70 milyon 500 bin adet pay yatırımcılara sunulacak ve şirket sermayesinin yaklaşık yüzde 28,54’ü halka açık hale gelecek. Arzın 47 milyon adedi sermaye artırımı yoluyla, 23,5 milyon adedi ise mevcut ortakların satışı şeklinde gerçekleştirilecek. Talep toplama sürecinin sabit fiyat yöntemiyle yapılması ve dağıtımda eşit paylaşım esasının uygulanması öngörülüyor. Bu model, özellikle bireysel yatırımcıların sürece dengeli biçimde katılımını destekleyen bir yaklaşım olarak öne çıkıyor.
Halka arzdan elde edilmesi planlanan kaynağın kullanım alanları da şirketin stratejik önceliklerini ortaya koyuyor. Gelirin yaklaşık yüzde 40–45’lik bölümünün finansal borçluluğun azaltılmasına ayrılması, bilanço yapısını güçlendirmeyi hedefliyor. Yüzde 25–30’luk kısmın işletme sermayesine yönlendirilmesi, operasyonel esnekliği artırma amacını taşıyor. Yüzde 20–25’lik payın yeni bir unlu mamuller tesisi yatırımında değerlendirilmesi planlanırken, yüzde 5–10’luk bölümün lojistik altyapının geliştirilmesine ayrılması öngörülüyor. Bu dağılım, hem mali sağlamlık hem de üretim kapasitesinin büyütülmesi yönünde dengeli bir perspektif sunuyor.
Şirket bugün günlük 1.000 ton un üretim kapasitesiyle faaliyet gösteriyor. Organik undan özel amaçlı ürünlere, büyükbaş ve kanatlı yem çeşitlerine kadar uzanan geniş ürün yelpazesi, entegre üretim modelinin güçlü bir göstergesi. 2012 yılında devreye alınan Tellioğlu Değirmen Tesisleri, üretim hacmini yukarı taşırken marka bilinirliğini de pekiştirdi. Bunun yanında güneş enerjisi yatırımları sayesinde enerjisinin bir bölümünü kendi kaynaklarından karşılayabilmesi, sürdürülebilir sanayi anlayışının somut bir yansıması olarak dikkat çekiyor.
Bir şirketin halka arz kararı yalnızca finansman temini olarak okunmamalıdır. Sermaye piyasalarına açılmak; şeffaflık, düzenli denetim ve kamuya açık raporlama yükümlülükleriyle birlikte gelir. Türkiye’de halka arz süreçleri Sermaye Piyasası Kurulu denetiminden geçer. Bu çerçeve, yatırımcı açısından güven ve öngörülebilirlik sağlar. Halka açık yapı, kurumsal yönetim standartlarının daha da güçlenmesine katkı sunar.
Ayrıca şirket ve Tellioğlu ailesinin halka arz sonrasında bir yıl boyunca pay satışı gerçekleştirmeme taahhüdü, uzun vadeli bakış açısının altını çizen önemli bir mesaj niteliğindedir. Bu yaklaşım, piyasa istikrarına verilen önemi göstermesi açısından yatırımcı güvenini destekleyen bir unsur olarak değerlendirilebilir.
Yem ve un üretimi, gıda zincirinin temel katmanını oluşturur. Hayvancılıktan nihai tüketiciye uzanan süreçte bu sektör stratejik bir konuma sahiptir. Dolayısıyla üretim kapasitesindeki her artış; tarım, lojistik ve istihdam alanlarında çarpan etkisi yaratır. Balıkesir ve çevresi düşünüldüğünde, bu tür yatırımlar bölgesel kalkınma açısından ayrı bir önem taşır.
Sonuç olarak Tellioğlu Yem-Gıda’nın halka arz süreci; güçlü mali yapı, yeni yatırım hamleleri ve kurumsal büyüme hedeflerinin birleştiği bir eşik olarak değerlendirilebilir. Yerel kökleri sağlam bir sanayi kuruluşunun sermaye piyasalarıyla buluşması, hem şirket hem de bölge ekonomisi adına dikkatle izlenmesi gereken bir gelişmedir.
Not: Lütfen; bu yazıyı bir yatırım tavsiyesi olarak değerlendirmeyiniz.
-*-*-*
BUSE TELLİOĞLU ALTINDİŞ
Balıkesir’den çıkan bazı hikâyeler vardır; özellikle ticari başarıyı temsil eder. Buse Tellioğlu Altındiş işte tam da böyle bir hikâyenin günümüzdeki güçlü temsilcilerinden biri.
Köklü bir üretim geleneğinin içinde yetişmiş bir isim. 1950’li yıllarda temeli atılan aile girişimciliği, 1980’lerden itibaren sanayi kimliği kazandı ve bugün Tellioğlu Gıda çatısı altında Türkiye’nin önemli gıda üreticilerinden biri haline geldi. Bu uzun yolculukta yeni kuşağın vizyonu belirleyici oldu. Buse Tellioğlu Altındiş, bu vizyonun en görünür yüzlerinden biri.
Onu farklı kılan yalnızca yönetim pozisyonu değil. Üretimi bilen, sahayı tanıyan ve ihracatın dinamiklerine hâkim bir profil çiziyor. Geleneksel değirmencilik kültürünü modern yönetim anlayışıyla birleştirme çabası, şirketin büyüme çizgisinde net biçimde hissediliyor. Yerel bir markayı ulusal ve uluslararası ölçekte temsil edebilmek ciddi bir perspektif gerektirir. Bu perspektif, onun yönetim anlayışında belirgin şekilde görülüyor.
Aynı zamanda kendi girişimi olan Bonatelli markasıyla üretime farklı bir yorum kattı. Yerli tahıl, sürdürülebilirlik, kalite ve geleneksel üretim disiplinini bir araya getiren bir yaklaşım benimsedi. Bu, yalnızca ticari bir marka oluşturma çabası değil; değer temelli bir üretim anlayışının yansımasıdır. Kadın liderliği de burada bir unvandan ibaret değil, üretimin merkezine konulan bir bakış açısıdır.
Buse Tellioğlu Altındiş’in bir başka önemli yönü ise kadın girişimciliğine verdiği destek. İş dünyasında aktif rol alırken aynı zamanda yeni girişimcilerin önünü açma çabası göstermesi, liderliğinin sosyal tarafını ortaya koyuyor. Sadece kendi şirketi için değil, bulunduğu şehir ve bölge için de sorumluluk üstlenen bir duruş sergiliyor.
Sanayide sürdürülebilir büyüme, sadece kapasite artırmakla olmaz. Kurumsallaşma, vizyon, insan kaynağına yatırım ve uzun vadeli strateji gerektirir. Çok kuşaklı bir aile mirasını bugünün rekabet koşullarına uyarlayabilmek kolay değildir. Bu noktada Buse Tellioğlu Altındiş’in temsil ettiği çizgi; geçmişten güç alan ama geleceğe odaklanan bir yönetim anlayışını ifade ediyor.
Balıkesir gibi üretim potansiyeli yüksek bir şehirde, sanayinin içinde yetişmiş bir kadın liderin ulusal ölçekte adından söz ettirmesi önemlidir. Bu başarı yalnızca kişisel değildir; yerel kalkınma, kadın istihdamı ve sürdürülebilir üretim anlayışı açısından da anlam taşır.
Kimi isimler şirket yönetir. Kimi isimler bir vizyon taşır. Buse Tellioğlu Altındiş, her iki alanda da dikkat çeken bir profil olarak Türk gıda sektöründe güçlü bir yer edinmiş durumda. Bu da gösteriyor ki üretim kültürüyle yoğrulmuş liderlik, kalıcı değer üretmeye devam ediyor.
