Ramazan ayının son günlerindeyiz. Mübarek günler hızla tükendi. Bir ay boyunca ruhumuza ve bedenimize bir bakım yapmaya çalıştık tabir caizse. Doymak bilmeyen nefsimizi susturmaya gayret ettik. Bitmek tükenmek bilmeyen arzularımızı frenlemek için uğraştık. İbadetlerle ruhumuzu besledik. Oruca “Tut bizi!”, namaza “Kıl bizi!” dedik. Kendimizi tutabildiğimiz, kul kılabildiğimiz kadar Rabbimize yaklaştık inşallah. Şimdi sıra Kadir gecesini ihya etmeye geldi. Tabi bulabilirsek!
“Her arayan bulamaz ama bulanlar arayanlardır.” demiş Bayezid-i Bistâmi Hazretleri. Aramak lazım, ara ki bulasın. Bulduğuna da iyi sahip olasın! Yüce Allah Kadir suresinde “Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Bilir misin nedir Kadir gecesi? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. O gece melekler ve ruh, rablerinin izniyle her bir iş için iner dururlar. O gece tan yeri ağarıncaya kadar esenlik doludur.” Bin aydan hayırlı bir gece, başka deyişle bir gecede 83 yıl! Yaradan nelere kadir değil ki! Seni yoktan var eden, varlığından haberdar eden, seni yaşatan ve öldüren, öldükten sonra tekrar dirilten bir geceye 83 yılı sığdıramaz mı? Sığdırır elbette. Bir büyüğümüz “Hikmetleri var!” der anlaşılması zor, insan aklının yetmeyeceği durumlar için, daha fazla da ileri gitmez. “Neden? Niçin?” sorularıyla aklını bulandırmaz, hikmete ram olur.
Rabbimiz bu kutlu gecede insan aklının sınırlarını zorlayan bir manzara sunuyor ve bizlere Kadir gecesinin kıymetini anlatıyor. İslam’ın yüce kitabı Kur’an’ın bu gecede indirildiğini, bin aydan hayırlı olduğunu, meleklerin her bir iş için tan yeri ağarıncaya kadar rablerinin izniyle inip durduklarını ve gecenin esenlik dolu bir gece olduğunu ifade eden Rabbim son bir fırsat, bir müjde veriyor. Niye son? Bilmiyoruz da ondan, geliş tarihimiz belli ama dönüş tarihi belirsiz! Belki bir daha yok! Sessiz gemi seni, beni almak üzere limana yanaşmadan belki son fırsat! O kadar insan koronadan gitti, krizden gitti, trafik kazası ile gitti…
Peygamber Efendimiz “Kadir gecesini, fazilet ve kutsiyetine inanarak ve sevabını yalnız Allah’tan bekleyerek ibadet ve taatle geçiren kimsenin-kul hakkı hariç- geçmiş günahları bağışlanır.” (Müslim, Müsafirin 175), yine Efendimiz “Kadir gecesini Ramazan’ın son on günü içinde arayınız!” buyurmuşlardır. Kadir gecesini aramak gerekir. “Allah’ım! Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin. Beni bağışla!” diye dua edebilmek için aramak lazım. Eşimizi, çocuklarımızı ve birlikte yaşadıklarımızı bu kutlu geceye hazırlamak; zaman içinde zamanı hakkıyla yaşayabilmek, sağanak sağanak yer yüzüne inen güzelliklerden hissemize düşeni ala bilemek ve gecenin nuru ile yıkanabilmek lazım.
“Yine kaçırdık!” demeden, bu mübarek gecenin kıymetini dizilerle, yemelerle, içmelerle heder etmeden anlamak lazım. İnsanlar akın akın camiye koşuyor, bilenler arıyor; oruç tutmakla kalmıyor, namaz kılıyor, alnını secdeye koyup Rabbimizin affını diliyor. O zaman biz de bu kervandan geri kalmayalım. Sessiz gemi yolcusunu almadan heybemizi dolduralım. Kötülüklerimizin, günahlarımızın kirini yıkayalım, ilk gün ki gibi tertemiz olalım, huzura öyle varalım.
Kadir gecesinin feyzinden, bereketinden, esenliğinden bolca istifade edebilmek dileğiyle…
