Ateş çemberi coğrafyada turizm pamuk ipliğine bağlı.
Dünyanın iki barış sevmez ülkesi ABD ve İsrail’in eylemleri nedeniyle İran savaşıyla beraber hem tüm ülkelerin ekonomisi krize girdi hem de Türkiye gibi savaşın dibindeki ülkeler açısından -ister istemez- turizmde ipler kopmak üzere.
Her ne kadar Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere pek çok birim tarafından -haklı olarak- Türkiye’nin güvenli olduğu ve savaş tehlikesinin bulunmadığı şeklinde çalışma ve tanıtım faaliyetleri aralıksız sürdürülüyorsa da sonuç itibariyle turizmin büyük zarar göreceği açık. Zira haritayı önüne koyduğunuzda savaşın dibindeyiz ve uluslararası turizm bundan kuşkusuz çekinir vaziyette.
Lakin..
Yazı konumuz bu değil.
Derdimiz Kapalı Çarşı’da deve!
Tanıtım, güven, doğa, tarih diyoruz ya…
Dış dünyanın bize bakışı halen Afganistanvari.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın asıl bunlarla mücadele etmesi gerek.
Örnekleyelim…
Yabancıların ülkemizde çektiği pek çok film oluyor..
Kapadokya, Antalya, Fethiye falan değil ama İstanbul ve Güneydoğu çekimli yabancı film ve dizilerdeki Türkiye imajı nasıl?..
Çok sık karşılaşıyoruz.
İstanbul’sa mekan, ana merkez Kapalıçarşı.
Kapalıçarşı’nın o tarihi ve mistik havası peki nasıl sunuluyor dünyaya?..
Develerin cirit attığı, tüm erkeklerin talibanvari sakal bıraktığı, tüm kadınların çarşafa girdiği, ortalıkta her tür kümes hayvanının dolandığı, pislikten geçilmeyen bir tablo….
Mardin odaklı filmler de keza öyle.
Yabancı film çekimleri olanı değil, gerçeği değil, dış dünyanın kafasında canlandırdığı Türkiye’yi böyle tanıtıyor dünyaya.
- dünya ülkesi Türkiye.
Allasen Kapalıçarşı esnafını niye olduğu gibi yansıtmazsınız, niye insanları olduğu gibi göstermezsiniz…
Kuşkusuz sakallı esnaf ve tesettürlü müşteri de var da niye olanı göstermez, tüm erkekleri şalvarlı, fesli lanse edersiniz?..
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu imaj ile mücadelesi var mı?..
Varsa ne kadar var?
Film diyebilirsiniz, senaryo diyebilirsiniz, gerçeği yansıtmıyor diyebilirsiniz ama iş görüntünün üstüne İstanbul yazısını koyup da orayı göstermek olduğunda Avrupa ve ABD bizi Afganistan gibi görüyor.
Siz ne kadar güvenli ülke imajı vermeye çalışırsanız çalışın da bu film etkisinin tanıtıma vurduğu darbenin farkında mı Bakanlık?..
Bir film çekimi ülkenin doğal görüntüsü dışında şişirilmiş ve abartılmış sahnelerle doluyorsa en azından çekimlerin gerçeğe uygun yapılması için çaba harcanması doğru olmaz mı?..
Gözümüze çarpan bir dizi var Digiturk’de son günlerde gösterime girdi: CIA.
Yeni bir dizi ve dizinin içinde ABD hükümeti de CIA de zaman zaman yerin dibine geçiriliyor da olmayan bir görüntünün gerçek gibi gösterilmesinin tanıtım olarak ülkemize verdiği zararın boyutuna da katlanmamız mı gerek?..
Türkiye kuşkusuz güvenli ülke ve savaşın yansıması turistler açısından endişe edici boyutta değil.
Lakin Kapalıçarşı’yı olmadığı gibi göstermek…
Asıl zarar veren bu bizce tanıtıma ve asıl bununla mücadele gerek.
Çünkü onlarca milyona ulaşan dizi ve filmlerde seyirciye ne verirseniz hafızasına onu işliyor izleyen.
Bunun bize verdiği gizli zararın ne kadar farkındayız?



