İki damla gözyaşım süzülür kimsesizim
Yedikule surlar dibinde yetim
Martıların çığlığında feryadım
Öylesine düşünceli, öylesine dalmışım
Doğarken ağlamış, bugün yanmışım
Bir şarkı yükselir kırık plaklardan
Anlaşılmaz nağmeleri, benim dilimde
Abanoz sokakta, etekleri belinde
Dumanlı başım, şimşek çakan gözlerim
Kulağımda âşiftenin, argolu sözleri
Saç tellerimden ince ve çaresizim
Alkol yüklü damarlarımda, jilet izlerim
Şehrin Harlemidir, Hacıhüsrev Kuştepe
Tomruk sokak, Koşuyolu Maltepe
Tünelden vagonlar, iner çıkar
Karaköy’e taşır onca kalabalığı
Asmalı Mescit’te, aheste sükut
Nemdir ılık tuzlu suyun tortusu
Esansa karışır, katmer kokusu
Tarlabaşı’ndaki, nağralar kavgalar
Dolapdere, Sarıgazi, Denizdeki dalgalar
Kiraz mevsimindeki, sardunyalı rüyalar
Yüklenirken şamatayla şarkılarla kayığa
Boşalır Kabataş’ta, yürürler Beşiktaş’a
Rumuz: MARTILAR-034
Poyrazköy, Beykoz, Polonez evleri
Yedi tepeden görülür, minareleri
Başı sarıklı yeşil, serin Çamlıca tepesi
Yakut, gerdanlık, alyans Boğaz Köprüsü
Külhanbeyi, Zaptiye, Galata Kulesi
Piyerloti’de, ağlar âşıklar çeşmesi
Tophaneli, büyük abi edasıyla
Öfke yutkunur, tebessüm ederken
Aşkın satırbaşı, gelindir Kız Kulesi
Açılır kapanır, tokalaşan eller gibi
Osmanlı armasıdır, Eminönü’nde
Laleler şehrinde, boğaz süsüyle
Bilinir, şehriyar Galata Köprüsüyle
İstinye, Ortaköy, Tarabya yalıları
Arnavut kaldırımlı, kuzguncuk evleri
Geçer, sarışını, esmeri, birileri
Sallanır vitrinler, kırılır aynalar
Volta saatinde Taksim’de hurileri
Tütün sarısı güneş, oynaşırken camlarda
Sıcaklığını yaşarım, Vaniköy, Üsküdar’da
Martıların çığlında, bu sabah
Tek başıma ağlamak istiyorum
Arıyorum kimliğimi kayıtlarda
Bulamıyor, bulamıyorum İSTANBUL’DA
ÖZ ALİ YILMAZ





