1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. GÖNEN KAPLICA TURİZMİNİN YENİDEN CANLANDIRILMASI

GÖNEN KAPLICA TURİZMİNİN YENİDEN CANLANDIRILMASI

0
Paylaş

Balıkesir’in önemli ilçelerinden biri olan Gönen, yıllardır kaplıcalarıyla tanınan bir şehir. Hatta uzun yıllar boyunca Türkiye’de termal turizm denildiğinde akla gelen ilk yerlerden biri Gönen’di. Şifalı sularıyla ün yapan kaplıcalar, sadece Balıkesir’den değil Türkiye’nin birçok yerinden insanı buraya çekiyordu.

Bir dönem Gönen’e gelenler günlerce kaplıcalarda kalır, hem dinlenir hem de sağlık bulmaya çalışırdı. İlçede oteller dolup taşar, çarşıda ciddi bir hareketlilik yaşanırdı. Kaplıca turizmi Gönen ekonomisinin en önemli kaynaklarından biri olarak görülürdü.

Ancak zaman içinde Türkiye’nin farklı bölgelerinde yeni termal turizm merkezleri ortaya çıktı. Afyon, Yalova, Kütahya gibi şehirlerde yapılan büyük yatırımlar termal turizmin yönünü bir ölçüde değiştirdi. Bu süreçten Gönen de doğal olarak etkilendi.

Bugün Gönen kaplıcaları hâlâ önemli bir değer olmasına rağmen eski hareketliliğini tam anlamıyla yakalamış değil. Oysa ilçenin sahip olduğu termal kaynaklar hâlâ büyük bir potansiyel barındırıyor.

Belki de artık Gönen için yeni bir bakış açısına ihtiyaç var.

Kaplıca turizmini yeniden canlandırmak mümkün mü? Aslında bu sorunun cevabı büyük ölçüde yapılacak planlamalara bağlı. Günümüzde termal turizm sadece kaplıcada yıkanmaktan ibaret değil. İnsanlar aynı zamanda doğayla iç içe vakit geçirmek, sağlıklı yaşam aktiviteleri yapmak ve farklı deneyimler yaşamak istiyor.

İşte burada Gönen’in bir başka gücü devreye giriyor, tarım.

Gönen, verimli topraklara sahip bir tarım ilçesi. Pirinç üretimi başta olmak üzere birçok tarımsal faaliyet ilçenin ekonomik yapısında önemli yer tutuyor. Doğal ürünler, kırsal yaşam ve tarımsal üretim aslında turizmle birlikte düşünülebilecek önemli unsurlar.

Bugün dünyada “kırsal turizm” ve “tarım turizmi” giderek gelişen alanlar arasında yer alıyor. İnsanlar şehir hayatından uzaklaşıp köy yaşamını görmek, doğal ürünlerle tanışmak ve sakin bir ortamda vakit geçirmek istiyor.

Gönen için belki de en doğru model, termal turizmi bu doğal ve tarımsal yapı ile birlikte değerlendirmek olabilir. Kaplıcalara gelen insanlar aynı zamanda kırsal yaşamı tanıyabilir, yerel ürünlerle buluşabilir ve doğayla iç içe bir tatil deneyimi yaşayabilir.

Bu yaklaşım hem turizmi çeşitlendirebilir hem de yerel üreticilere yeni ekonomik fırsatlar sunabilir.

Gönen’in sahip olduğu kaplıca suları yıllardır insanlara şifa dağıtıyor. Ama belki de artık ilçenin geleceği sadece kaplıcalarda değil, aynı zamanda tarlalarda ve kırsal yaşamın içinde şekillenebilir.

 

-*-*-*

 

Kent Kültürü ve Kimlik

Şehirler Neden Birbirine Benzemeye Başladı?

 

Bir zamanlar şehirlerin kendine özgü bir ruhu vardı. Bir kente girdiğinizde bunu hemen hissederdiniz. Sokakların düzeni, meydanların havası, insanların konuşma biçimi, hatta esnafın dükkânını açma şekli bile o şehrin karakterini anlatırdı. Her şehrin ayrı bir kimliği vardı. Bugün ise farklı şehirleri dolaşırken insanın aklına aynı soru geliyor: Gerçekten başka bir şehirde miyiz, yoksa aynı yerin farklı bir kopyasında mı?

Çünkü şehirler giderek birbirine benzemeye başladı. Aynı alışveriş merkezleri, aynı zincir mağazalar, aynı mimari anlayış, aynı tabelalar… Birçok şehirde merkez değişiyor ama manzara değişmiyor. Bir sokakta yürürken hangi şehirde olduğunuzu anlamak bazen zorlaşıyor. Oysa şehirleri şehir yapan sadece binalar değildir. Onları farklı kılan tarihidir, kültürüdür, sokaklarında yaşayan insanların oluşturduğu yaşam biçimidir. Kent kimliği dediğimiz şey tam da budur.

Ne yazık ki son yıllarda hızlı ve plansız kentleşme birçok şehrin karakterini aşındırdı. Yeni yapılan yapılar çoğu zaman o kentin geçmişiyle, mimarisiyle ve kültürüyle bağ kurmuyor. Böyle olunca şehirler kendi hikâyelerini kaybetmeye başlıyor. Bir şehrin kimliği kaybolduğunda geriye sadece beton kalır. Oysa kentler yaşayan organizmalar gibidir. Geçmiş ile gelecek arasında bir köprü kurarlar. Eğer bu bağ koparsa şehir sadece büyür ama gelişmez.

Kent kültürü korunmadığında en büyük kayıp aslında görünmeyen kayıptır. İnsanlar yaşadıkları şehre yabancılaşmaya başlar. Mekânla kurulan bağ zayıflar. Şehir sadece yaşanılan bir yer olur, aidiyet hissi giderek azalır.

Bugün şehirleri büyütmek kolaydır. Ama şehirleri kimliğiyle birlikte yaşatmak çok daha zordur.

Asıl mesele de tam burada başlar.

Çünkü şehirler büyüyebilir, değişebilir, gelişebilir. Ama kendi karakterini kaybeden bir şehir, zamanla hafızasını da kaybeder.

Giriş Yap

Balıkesir Birlik Gazetesi - Son Dakika , Güncel Haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!