1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. BOHÇACI GELDİ!

BOHÇACI GELDİ!

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

Rahmetli Rasim Öztekin’in bir repliği var! ”Bir ara çok konuştum hiç faydasını görmedim bıraktım” der. Buna istinaden ben de siyaset yazdım, ekonomi yazdım, eleştiriler yaptım, methiyeler düzdüm ve gördüm ki; herkes aynı ve herkes bildiği yolda bildiğini okuyarak yürümeye devam ediyor. Bu haftaki köşemden daha fazla sosyal konulara, unutula gelmiş geçmişimizi, gün yüzüne çıkarmaya ve sizleri o eski denilen fakat hiç eskimeyen geçmişlerimize götürmeye karar verdim.

Sene 1980’ler, çocuk sayılacak yaşlardayız. Siyah önlük beyaz yaka ile ilkokul çağlarımız. Henüz köylerin şehirlere mecbur bırakılmamış hali. Her şeyin doğal ve organik zamanı. Çiftçinin ürettiği ekip biçtiği zamanlar. Her evin yiyeceğini, içeceğini ve tüketeceği tüm ihtiyaçlarını kendi ürettiği zamanlar. Köylünün alın terinin ve emeğinin karşılığını aldığı, velhasıl mutlu ve mesut kimseye muhtaç olmadan yaşadığımız zamanlar.

 

Haftada bir kez sabah erkenden şehre giden, akşam üzeri dönen sarı renkli Ford minibüse binip çuval dolusu erzak aldığımız ve üç kuruşa pazar eksiklerimizi tamamladığımız zamanlardan bahsediyorum. Aslında pazara inmek yokluktan değil çünkü; köylünün tarlalarında mevsimsel sebzeleri, bahçelerinde mevsimsel meyveleri var. Amaç; eş dost görmek. Erkeklerimizin kahvehanelerde çayına pişti oynadığı, kadınlarımızın, kadınlar pazarında tüm haftanın dedikodusunu yaptığı zamanlar. Haftada bir gün panayır yerine dönen Salı pazarı klasiği.

 

Köy kültürü! Cumhuriyetimizin ilanından itibaren yaşanılan düşkünlük, fakirlik ve yoksulluklara rağmen, mesut ve bahtiyar tırnaklarımızla kazıyarak bu günlere geldiğimiz yıllardı. Herkes kendine göre bir iş tutmuş geçimimi sağlıyordu. O zamanlarda köylere farklı bir pazarlama türü olan, omuzunda bohçasıyla kadınlar gelirdi. Başlarında baş örtü, sırtında yeleği, şalvarı ve ayağında naylon veya lastik ayakkabısıyla köyleri gezip dolaşan bohçacı kadınlar. Sanki seyyar kumaş mağazası gibiydiler.

Çok fazla bağırmadan hafif sesle “bohçacı geldi” deyince kadınlar kızlar ortaya çıkarlardı. Evliler kendilerine göre genç kızlar da çeyiz adına almak istedikleri şeyleri alırlardı ve bohçacıları gördüklerinde çok sevinirlerdi.

 

Bunların içinde bazıları vardır ki hemen hemen her sene gide gele her tarafı tanır bilirler ve sabitte müşterileri vardı. Özellikle köyün önde gelenlerinin evlerine öncelikle uğrarlardı. Köy, mahalle ve sokağa her yolu düşüşte; kapıyı çalıp taşlığa girer girmez derhal yere bağdaş kurarlar. Baş örtüsünü enseye indirip, göğsü bağrı da açıp pancar gibi olmuş yüzlerinin terini kurularlar. Her hane ile içli dışlı olmuş, ticaretlerini ve iletişimlerini geliştirmiş “bohçacı” diye tabir ettiğimiz kadınlar.  Belki de ülkemizde pazarlamacıların en somut ve canlı örnekleriydi.

 

Her eve her kişiye özel yüklendiği elli kiloluk çuvallar sırtlarında tüm köyü dolaşan emekçiler. Bizi köy halimizle çarşıya pazara muhtaç etmeyen ayağımıza kadar getiren ablalar. Neler yok ki; çarşaflar, elbiseler, terlikle ve tüm giysi ve ev ihtiyaçları. Hepsi pazardan daha ucuz ve daha kaliteli ürünler.

 

Her hafta uğrayalım ve satış yapalım diye taksitle satış yaparlardı. Kredi kartı, senet ve çek geçmeyen bir alış-veriş. Sözle bırakırlardı tüm ihtiyaçlarımızı. O zamanlarda “sözün” değeri altından, gümüşten ve paradan daha değerliydi. Her hafta uğradıklarında söz verilen meblağın onlara ödeneceklerini bilirlerdi.

 

Akraba derecesinde ilişkilerimiz olurdu onlarla. Bizden birileri olurlardı. Uğradığı her hanede çay, kahve ve yemek ikram etmeden gönderilmezdi. Öyle bir zaman geldi ki artık lüks mağazalar ve konfeksiyonlar arzı endam etmeye başladılar. Herkes hazır elbiseye merak saldı ve gün geldi bohçacılara da iş kalmadı. Her şey fabrikasyon oldu ne el emeği kaldı ne de bohçacılar.

 

Zaman akıp giderken bırakın bohçacıları köylerimizde insan dahi kalmadı. Semtimizde, cadde ve sokaklarımızda “hanım bohçacı geldi” diye seslenen bohçacılar yok artık. Onlarda vakti zamanında tarihteki yerlerini aldılar ve zamanı geldi sahneden çekilip gittiler. Ne demişler; “Kendi gitti adı kaldı yadigâr.”

Sağlıcakla…

 

 

Saygılarımla

Osman Köse

 

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
sinirli
Sinirli
BOHÇACI GELDİ!
+ -
Giriş Yap

Balıkesir Birlik Gazetesi - Son Dakika , Güncel Haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!