Geçtiğimiz günlerde oynanan Sivasspor–Fenerbahçe maçında futbolcuların sahaya "Doğal olan normal doğumdur" yazılı pankartla çıkması, bir spor karşılaşmasından çok daha fazlasını açığa çıkardı. Bu bir futbol haberi değil. Bu, kadınların yaşamları ve bedenleri üzerinde yıllardır süren denetimin bir başka tezahürü.
Futbol sahaları, yıllardır
toplumsal mesajların verildiği bir mecra oldu. Ancak bazı sınırlar var ki, oraya ayak basmak kimsenin haddi değildir. Kadının nasıl doğuracağı, hangi doğumu tercih edeceği bu sınırlardan biridir. Sivaslı futbolcuların taşıdığı pankart, kadına "Sen nasıl doğurmalısın" buyruğunu getirirken, bir yandan da devletin yıllardır sürdürdüğü annelik merkezli kadın politikalarının bir uzantısı olarak karşımıza çıktı.
Buradaki mesele yalnızca bir doğum şekli değil. Mesele,
kadının kendi bedeni üzerinde karar alma hakkının erkekler tarafından gasp edilmesi. “Doğal olan normal doğumdur” ifadesi, doğrudan sezaryen doğumu tercih eden ya da etmek zorunda kalan kadınları ötekileştiren, bir nevi “anormal” ilan eden bir yaklaşımı içeriyor. Bunun üzerine bir de bu mesajın erkek futbolcular tarafından, kamuya açık bir şekilde verilmesi, tüm bu söylemi baskının, denetimin ve cinsiyetçiliğin bir aracı haline getiriyor.
Kadınların doğum tercihi, mahremdir. Kendi bedeni hakkında karar vermek, sadece ve sadece o kadına aittir. Ne futbolculara, ne kulüp yöneticilerine, ne de devletin yürüttüğü kampanyalara. Sivasspor’un sahaya çıktığı o pankart, sadece bir slogan taşımıyordu. O pankart, kadınların yaşamına dair alınan kişisel ve tıbbi bir kararı, erkeklerin tartışma alanına çekiyordu.
Bu pankartın arkasında, 2025
yılının "Aile Yılı" ilan edilmesiyle beraber hız kazanan bir politik çerçeve var. Kadını birey olarak değil, sadece “anne” olarak gören bu bakış, onu aile içinde tanımlamaya çalışıyor. Kadının kariyeri, sağlığı, hayat planı yok sayılıyor. Sadece ne zaman doğuracağı, kaç çocuk yapacağı, nasıl doğuracağı konuşuluyor. Üstelik bu konuşmalar da kadının kendisi olmadan yapılıyor.
Sivasspor’un bu mesajı, futbolun toplumsal etkisini kötüye kullanmaktan başka bir şey
değildir. Evet, futbol kitlelere ulaşır. Ama o kitlelere ulaştırılan mesaj, kadınlara karşı bir baskı aracına dönüşüyorsa, burada durup düşünmek gerekir.
Kadınlar tepkilerini net biçimde ortaya koydu. Kadın Koalisyonu, "Ayağının topuyla kadınların işine karışma!" diyerek ses verdi. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ise "Tamam, siz normal doğum yaparsınız o zaman" diyerek ironik bir yanıt verdi. Çünkü bu ülkede, ne yazık ki kadınların yaşam ve ölüm
arasındaki en kırılgan anlarından biri olan doğum, hâlâ erkeklerin tartışma nesnesi.
Sivasspor’a ve benzer çıkışlara sesleniyorum: Kadının doğum tercihi sizin meseleniz değil. Kadının bedeni üzerinden mesaj vermek ne size yakışır ne de bu topluma fayda getirir. Kadının nasıl doğuracağına yalnızca kendisi karar verir. Nokta.
Yorum yapın