Gerçekten çıldıran bir ülkeyiz.
Ne sağduyu ne akıl kaldı.
Anayasa değişikliği diye bir istek sürekli dile getiriliyor da anayasalar niçin değişmelidir bilirsiniz biraz ilgiliyseniz Anayasa Hukuku kısmına…
Daha çok özgürlük versin bireylere diye, daha çok sosyal devlet olunsun diye, mevcut kısıtlamalar ve yasaklamalar azaltılsın diye…
Anayasa değişikliği deniyor da şu maddede şu aksama var, bu madde bize yakışmıyor, onun yerine şöyle böyle maddeler getireceğiz şeklinde kimse somut bir yeni maddeyi kamuoyuyla paylaşmıyor..
Oysa alırsın yanına duayen Anayasa hukukçularını…
İdare hukukçularını..
1982 Anayasası’ndaki “ama” içeren maddeleri azaltırsın…
Ki…..
Ki, Anayasa zaten bizdeki gibi destansı da olmamalıdır…
Ki, Anayasa zaten bizdeki bu haliyle bile uygulanmıyorsa, hangi ihtiyaçla değişiklik dillendiriliyor ki!
Hele hele Anayasa Mahkemesi’ni takmayan bir siyasi bakış açısı varsa.
Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamayan yerel mahkemeler varsa.
AİHM’yi takmayan bir anlayış varsa.
Anayasa Mahkemesi bir karar verince beğenmemenin ötesinde mahkemenin kapanmasını isteyenler varsa…
Anayasa değişikliği öyle mi?
Bir de işin suç kısmı var.
Anayasal suç.
Neler neler oluyor memlekette kimse oralı değil…
Anayasa ihlalleri gözönünde kimsenin umru değil.
Lakin…
RTÜK Anayasal Suç buldu.
Anneler Günü reklamlarıyla ilgili.
Bosch firmasının Anneler Günü reklamında köpek ile sahibinin ilişkisi annelik olarak ima edildi diye…
Vay canına Sayın Okurlar, Anayasamızın 41.maddesini ihlalden soruşturma açtı RTÜK reklam için: “Ailenin kurucu unsurları olan anne, baba, çocuk dışındaki her türlü konumlandırma hayatın olağan akışına aykırıdır”
Çıldırdık iyice.
Yani buna mı takıldı RTÜK?..
Kimse aile yapısına karşı değil doğal olarak ve elbette herkes ailenin korunmasının yanında da sahiplenilmiş bir hayvanla sahibi arasındaki o muhteşem ve tarifsiz ilişkiden nasıl sapıkvari bir bakış açısı çıkarılabiliyor, bu kadar mı kafayı yedik gerçekten?..
Bir de TRT spikerinin başına gelen var, o da “ben de bir patili annesiyim” dedi diye sosyal medyada linç edildi, bülten sunuculuğu görevinden alındı.
Ne oluyoruz gerçekten?..
Ne biçim bir bakış açısı bu?..
Çıldırdık, kafayı yedik.
Devlet aklı kafayı yer mi yav?
Patili annesiyim demek nasıl bir kötülük içerebilir, nasıl bir ahlaksızlığa çevrilebilir?..
Çocuğu yokmuş kadının, kedisi, köpeği olunca onu evladı gibi sevmez mi?..
Neler oluyor bize demeyeceğiz.
Neler oldu bize?
Çıldırdık. Kafayı yedik. Aklımızı yitirdik.
Ötesi ne bunun?


