1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. AHMET AKIN BAŞKA BİR PARTİYE GEÇSEYDİ BALIKESİRLİYİ İLGİLENDİRİR MİYDİ?

AHMET AKIN BAŞKA BİR PARTİYE GEÇSEYDİ BALIKESİRLİYİ İLGİLENDİRİR MİYDİ?

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Balıkesir’de geçtiğimiz günlerde sık sık dile getirilen bir iddia vardı. Büyükşehir Belediye Başkanı’nın CHP’den ayrılıp başka bir partiye geçeceği söylendi, dillendirildi, konuşuldu, yazıldı, çizildi. Ancak zaman içinde tablo netleşti. Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın CHP üyesi olarak görevini sürdürdüğü, bu yöndeki iddiaları açık biçimde reddettiği görüldü. Yani konuşulanlar, iddia olarak kaldı; gerçeğe dönüşmedi.

Ancak mesele sadece “oldu mu, olmadı mı” sorusundan ibaret değildi. Asıl tartışma şuradaydı: Böyle bir değişiklik yaşansaydı, Balıkesir’i ilgilendirir miydi?

Elbette ilgilendirirdi.

Çünkü büyükşehir belediye başkanlığı teknik bir yöneticilik değil, açık bir siyasi temsildir.

Seçmen sandıkta yalnızca bir isim tercih etmez; o ismin arkasındaki siyasi anlayışı da onaylar. Belediye başkanının bağlı olduğu parti, kentin hangi önceliklerle yönetileceğini doğrudan belirler. Bütçe tercihleri, sosyal politikalar, çevreye bakış, kent planlaması bu siyasi çerçeve içinde şekillenir.

Bu nedenle görev süresi içinde yaşanacak bir parti değişikliği, sadece kişisel bir karar olarak görülemezdi. Bu, Balıkesir’in yönetim anlayışının yön değiştirmesi anlamına gelirdi. Kentin pusulası başka bir yöne çevrilmiş olurdu.

Bir diğer konuda belediye meclisi idi. Büyükşehirler başkanla birlikte meclis eliyle yönetilir. Meclis çoğunluğu ile başkanın siyasi çizgisinin farklılaşması, uyum sorunlarını kaçınılmaz hale getirirdi. Bu da karar süreçlerinde gerilim, yavaşlama ve zaman kaybı demekti. Hizmetin temposu doğrudan etkilenirdi.

Merkezle kurulan ilişkiler de bu denklemin dışında değildi. Belediye başkanının siyasi konumu, Ankara ile kurulan temasların dilini ve niteliğini belirlerdi. Bu durum yatırım süreçlerinden kaynak kullanımına kadar pek çok alanda sonuç doğurabilirdi.

Ama belki de en kritik mesele güven duygusuydu. Seçmen, verdiği oyun seçimden sonra da aynı siyasi çizgide temsil edilmesini bekler. Görev süresi içinde yapılan bir parti değişikliği, bu beklentiyi sarsar; temsil ilişkisinde ciddi bir kırılma yaratırdı.

Sonuçta Balıkesir’de konuşulan iddialar gerçekleşmedi. Belediye Başkanı Ahmet Akın görevine CHP’li olarak devam etti. Ancak bu tartışma, yerel siyasette basit görünen hamlelerin bile kenti doğrudan ilgilendirdiğini bir kez daha gösterdi.

Balıkesir’i ilgilendiren mesele tam olarak buydu. İddialar değil; o iddiaların işaret ettiği temsil ve güven sorunu. Bakalım önümüzdeki günler ne gösterecek?

 

*/*/*

 

ÖLECEĞİNİ BİLEN TEK CANLI

İnsan, öleceğini bilen tek canlı. Bu bilgiyle doğmuyor belki ama aklı erdiği andan itibaren bu gerçekle yaşıyor. Yaşıyor diyorum ama aslında pek yaşamıyor, daha çok unutuyor.

Bir çocuk ilk kez ölüm kelimesini duyduğunda ürker. Bir yakının tabutu omuzlardan inerken, mezar başında toprak kürekten dökülürken içi sıkışır. O an ölüm gerçektir. Soğuk, sessiz ve yakındır. Sonra zaman geçer. Günlük hayat başlar. Takvim dolar, ajandalar kabarır, planlar uzar. Ölüm, konuşulması ayıp bir kelimeye dönüşür.

İnsan, öleceğini bilen tek canlı ama sanki bu bilgiyi bilmemek için özel bir çaba gösterir. Hayvan tehlikeyi sezdiğinde kaçar. İnsan ise sonunu bildiği hâlde durmaz. Kaçmak bir yana, hızlanır. Daha çok biriktirir, daha çok tüketir, daha çok sahip olur. Sanki zaman onunla pazarlık yapmış gibidir.

Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamak, aslında bir cesaret değil; derin bir erteleme hâlidir. Bir gün düzelirim, bir gün toparlanırım, bir gün daha doğru yaşarım. Hep bir gün. Ama o gün hiçbir zaman bugüne uğramaz.

En ilginci şu. İnsan ölümden korktu-ğunu söyler ama hayatını ona göre dü-zenlemez. Si-gortasını yap-tırır, evini sağlamlaştırır, arabasına kasko yaptırır. En küçük ihtimale karşı bile önlem alır. Ama kesin olana, yani ölüme karşı zihinsel bir hazırlık yapmaz. Kesin olan, hep belirsizmiş gibi kenara itilir.

Bugün şehirler, hiç ölmeyecek insanlar için kurulmuş gibi. Binalar yükseliyor, mezarlıklar kenara sıkıştırılıyor. Ölüm gözden uzak olsun isteniyor. Hatırlatmasın, bozmasın, can sıkmasın. Oysa ölüm, hayatın düşmanı değil; ölçüsüdür. Sınırıdır. Ciddiyetidir.

İnsan öleceğini bildiği için insan. Bu bilgi onu sorumlu kılmalıydı. Daha adil, daha merhametli, daha dikkatli yapmalıydı. Ama çoğu zaman tam tersi oluyor. Bilgi var, idrak yok. Gerçek ortada, davranış başka yerde.

Belki de mesele ölümü çok düşünmek değil. Ölümü yok saymadan yaşamayı öğrenmek. Her sabah aynaya bakarken, bugün son gün olabilir duygusuyla değil; bugün boşa harcanamayacak bir gün bilinciyle bakmak.

İnsan öleceğini bilen tek canlı.

Ama asıl soru şu:

Bunu bildiği hâlde, neden hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyor?

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
sinirli
Sinirli
AHMET AKIN BAŞKA BİR PARTİYE GEÇSEYDİ BALIKESİRLİYİ İLGİLENDİRİR MİYDİ?
+ -
Giriş Yap

Balıkesir Birlik Gazetesi - Son Dakika , Güncel Haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!