İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Balıkesir Şubesi, 6 Şubat’ta meydana gelen 7.7 ve 7.6 şiddetindeki iki büyük depremin ardından yıkılan binalardaki yapısal ve denetimsel bozukluklara dikkat çekti.
Balıkesir İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Zeki Büyükerdoğmuş, önceki depremlerde olduğu gibi, bu deprem sonrasında da herkesin oturduğu binanın sağlamlığını merak ettiğini ve depreme dayanıklılık testi gibi konularda bilgi almak için çok yoğun telefon aldıklarını açıkladı.
Oda hizmet binasında dün yönetim kurulu üyeleriyle birlikte bir basın açıklaması gerçekleştiren Başkan Büyükerdoğmuş, her yeni çıkan yasa ile bir önceki binaların riskli yapıya dönüştüğünü söyledi. Erdoğmuş, özellikle denetim mekanizmasına dikkat çekerek özetle şunları söyledi: “Binalar yapıldığı tarihte hep güvenli yapılmıştır. Ama çıkan yönetmelikler sonrası bir önceki bina güvensiz duruma düşmüştür. 2000 yılından önce yapılan inşaatlarda malumunuz nervürlü demir yoktu, kazık beton yoktu, Kepsut çayından gelen malzeme had daneden gelen malzeme kullanılıyordu. 1999 yönetmeliği öncesi yapılan yapılar güçsüz duruma düştü. Yeni çıkan yasalar sayesinde nervürlü demir kullanıldı bu şekilde kalite biraz daha yükseldi. 2017’de çıkan yeni yönetmelik sayesinde bu binalarda güvensiz duruma düşmüştür. Artık yeni çıkacak yönetmeliği bekliyoruz. Bu depremden sonra bir yönetmelik hazırlandığını duyduk. Binalarda önemli olan denetimlerin tam ve eksiksiz yapılması. Yetkili mühendislik yasasının çıkartılması. Okullardaki eğitimin kalitesinin artması gerekiyor. Deneyimli mühendis olayının hayata geçirilmesi gerekiyor. Yetkin, deneyimli mühendislik yasasının çıkmasını tavsiye ediyoruz.”
ŞÜPHENİZ VARSA ANALİZ YAPTIRIN!
Toplantıda daha sonra inşaat mühendisi Serhan Argönül riskli yapıların analizleri ile ilgili olarak bilgi verdi. Argönül; “Ben kendim de aynı zamanda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı lisansıyla Riskli Yapı Tespiti konusunda yetkilendirilmiş bir firmanın sahibiyim. Bu noktada Balıkesir’de yaklaşık 2015 yılından beri çok ciddi anlamda kentsel dönüşüm süreci yürümekte. Genelde parsel bazlı yapıların 6306 sayılı yasa ile yıkılıp yeniden yapılmasını kapsayan çalışmaları biz 8 yıldır Balıkesir’de yürütüyoruz.
Yönetmelikte mevcut yapı kavramımız var. Mevcut yapı; biz binayı tasarlarken yeniden yaptığımız katsayılarla, bir mevcut binayı incelediğimizde bu katsayıları değiştiririz. Dolayısıyla biz yapı stoğunu incelerken mevcut yapı kavramını yenilememiz gerekiyor. Burada da çeşitli tespit yöntemlerinden bahsedebiliriz. Vatandaşlarımızın da bazen aklı karışabiliyor. Herkes panik halinde soruyor.
Biz yapıları 2000 yılından öncesi ve sonrası olarak kabaca değerlendirebiliriz. 2000 yılından önce baktığımızda hazır beton veya yapı denetim hizmetlerinin olmadığını görüyoruz. 2001 yılında yapı denetimin devreye girmesiyle daha iyi bir yapılaşma görüyoruz. Daha sonra 2007 deprem yönetmeliği devreye giriyor. Bu da kapsamlı bir yönetmeliktir. Bunun akabinde 2018 yılında devreye giren ve şuanda yürürlükte olan deprem yönetmeliğini kullanıyoruz.
Bir yapıyı niteliklendirebilmemiz için elimizde 2 yönetmelik var. Bunlardan bir tanesi 6306 sayılı yönetmelik. Bunun da bir tespit yöntemi var. 2019 riskli bina tespit esasları adı altında bir yönetmeliğe dayalı sadece 1 kattan hızlıca binaların riskli olup olmadığına dair sonuç alabileceğimiz hesap yöntemiyle bir yapının bugün riskli olup olmadığını tespit edebiliyoruz. Burada da şöyle bir durum var: Bu tespiti eğer vatandaşlarımız E-Devlet üzerinden yetkili bir kuruma yaptırırsa yapının riskli çıkması halinde 90 günde yıkılması gerekiyor. Dolayısıyla vatandaşlarımıza bu tespitleri yaptırmadan önce bina sakinlerinin kendi arasında önce bir uzlaşmaya gitmelerini tavsiye ediyoruz. Çünkü bu yasa 1 kişinin başvurmasıyla bize 1 binayı inceleme yetkisi veriyor. Bu süreç başvuru sonrasında yapının riskli çıkması halinde binanın yıkımına kadar gidebiliyor.
Yeni yapılacak binalar ile ilgili de yönetmelik bazı kriterler getirdi. Burada da 2-3 çoğunlukta alınacak kararla biz bu binaları yenileme sürecine gidebiliyoruz. Bu da bizim mevzuatta bir binayı riskli olarak değerlendirebileceğimiz bir yönetmelik.
En kapsamlı yönetmelik olan 2018 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’nde aslında bir binanın deprem performansında alabileceğimiz net bilgiyi oradan tedarik ediyoruz. Burada yapılarımızın belli hedef kriterleri var. Asıl bize fikir verecek olan da budur. Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’ndeki bu performans analizi kapsamlı bir analiz. Her kattan numune alınıyor. Detaylı bir çalışma ile yapının devrem kuvvetleri altındaki etkisini biz tespit edebiliyoruz. Bu noktadan sonra yapı, belli bir hedef kriterini tutturamadığından devreye güçlendirme çalışmaları giriyor. Bu güçlendirme çalışmaları da özellikle Balıkesir’de kamu kurumları tarafından son yıllarda hızlıca yapılıyor. Kamu kurumlarının bu işlerde şöyle bir avantajı var: bu yapılan güçlendirme çalışmalarını tatbik edebilecek, binaların hem mimari anlamda tasarımları hem de kurumların bütçeleri bu şekilde elverdiği için kamu içlerinde bu güçlendirmeler yapılıyor.
Konutlarda bu durum biraz daha farklılık arz ediyor. Eğer bu konut 2018 Deprem Yönetmeliği’ne göre bina performans analizinde yeterli kriteri sağlayamazsa teknik olarak bu yapılarda da güçlendirme yapılması gerekiyor. Bunların açıkçası kamu yapıları kadar kolay olmuyor. Bu güçlendirmeler ile ilgili de çeşitli yöntemler var. Bu tecrübeli inşaat mühendislerinin çalışmasıyla şekillenecek bir noktaya gelmeli bu çalışmalar” dedi.
BU BİR EKİP İŞİ!
Toplantıda daha sonra inşaat mühendisi Ezgi Gülgeç, hızlı değerlendirme yöntemleri hakkında bilgi verdi. Bu yönetimin daha az maliyetli ve daha kısa sürede sonuç vermesine karşın kesin sonuç içermediğini ifade eden Güleç, bina ruhsatlandırma sürecinde 6 mühendisin kendi alanlarında hazırladığı rapor sonrası bir ruhsat sürecinin başladığını hatırlatarak bu işin bir ekip işi olduğunu hatırlattı. Güleç sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Hızlı değerlendirme yöntemlerinde matematiksel kesin hesap yönetmeleri yoktur. Genellikle gözlemsel puanlama üzerine sistemiyle sınıflandırma vardır. Bunun için kabul görmüş metotlarda vardır. Hızlı değerlendirme yöntemleri sonrası binanız kesinlikle yıkılır yada yıkılmaz diyemeyiz, güvenliğinizi sağlar sağlayamaz diyemeyiz sadece şuan ki hali hazırdaki durumunu değerlendirmek amaçlı yapabiliriz. Bu yöntemle genelde mahalleler, şehirler hızlıca taranabilir. Hızlı değerlendirme yöntemlerinin tercih edilmesinin sebebi ise hem hızlı hem ucuz olmasıdır. Hızlı değerlendirme bize risk gruplarını oluşturur. Nerde müdahale yapabileceğimizi bize söyleyen yöntemlerdir.
Biz İnşaat Mühendisleri depremlerde yıkılan binaların tek sorumlusu gibi gözüküyoruz ama bu bir yanlış algılamadır. Bizim için en önemli şeylerden bir tanesi zemin etüt değerleridir. Jeoloji mühendisleri ve jeofizikçilerin bize verdiği zemin yatak kat sayıları, taşıma güçleri ve temel derinlikleri bizim statik projemizi hazırlanmamızdaki en temel yapı taşıdır. Bu bir bütün ve ekip işidir. Hepsi birbirini tetikler 6 mühendisin kendi dalındaki işleri yapmasıyla bir ruhsat süreci başlar.”









