Balıkesir’in kıyı ilçelerinde yaz mevsimi sadece sıcak havayı getirmiyor; beraberinde katlanan bir nüfusu da getiriyor. Ayvalık, Edremit, Burhaniye, Gömeç ve Erdek’te yaz aylarında sokaklar doluyor, sahiller doluyor, yollar doluyor. Ama belediyelerin kasası aynı hızla dolmuyor.
Bir belediye yıl boyunca aldığı payı büyük ölçüde kayıtlı nüfusuna göre alıyor. Ancak yaz geldiğinde bazı ilçelerin nüfusu ikiye, üçe değil; beş hatta on katına kadar çıkabiliyor. Çöp aynı kalmıyor. Su tüketimi aynı kalmıyor. Kanalizasyon yükü aynı kalmıyor. Trafik aynı kalmıyor. Parklar, sahiller, zabıta hizmetleri, itfaiye, temizlik ekipleri… Her şey katlanarak büyüyor.
Vatandaş ise haklı olarak şunu söylüyor:
“Su kesiliyor.”
“Trafik kilitleniyor.”
“Çöp konteynerleri taşıyor.”
“Arıtma tesisleri yetersiz.”
Haklılar.
Ama madalyonun diğer yüzüne de bakmak gerekiyor.
Belediye, kışın 80 bin kişiye hizmet edecek bütçeyle yazın belki 400-500 bin kişiye hizmet vermeye çalışıyor. Bu matematik, ne kadar iyi yönetilirse yönetilsin, bir noktadan sonra işlemiyor.
Merkezi idare bu gerçeği yeterince görüyor mu?
Turizmden elde edilen ekonomik hareketlilik sadece kıyı ilçelerine değil, ülke ekonomisine de katkı sağlıyor. Oteller vergi ödüyor, işletmeler kazanıyor, ticaret canlanıyor. Ama bu hareketliliğin oluşturduğu altyapı yükü büyük ölçüde belediyelerin omzunda kalıyor.
Belki de artık nüfus hesabı sadece adres kayıt sistemine göre değil, mevsimsel hareketliliğe göre de yeniden düşünülmeli.
Çünkü yazın Ayvalık’ın çöpü de yazlık oluyor.
Edremit’in su ihtiyacı da yazlık oluyor.
Burhaniye’nin trafiği de yazlık oluyor.
Ama belediyenin bütçesi hâlâ kışlık kalıyor.
Bir başka soru daha var.
Yerel yönetimler bu sorunu Ankara’ya yeterince anlatabiliyor mu?
Yoksa günlük siyasi tartışmaların arasında bu önemli mesele duyulmadan kaybolup mu gidiyor?
Çünkü bu konu bir parti meselesi değil.
Bugün Balıkesir’de yaşanan sorun yarın Muğla’da, Antalya’da, Çanakkale’de, İzmir’de de yaşanıyor.
Sorun ortaksa çözüm de ortak akılla bulunmalı.
Elbette belediyelerin de yapması gerekenler var. Su kayıp-kaçak oranlarını düşürmek, arıtma yatırımlarını hızlandırmak, ulaşımı daha iyi planlamak ve yaz sezonuna aylar öncesinden hazırlanmak artık bir tercih değil, zorunluluk.
Ancak gerçek şu ki, mevsimlik nüfusun oluşturduğu yük yalnızca yerel imkânlarla taşınabilecek bir yük olmaktan çıktı.
Yazın nüfusu katlanan ilçeler, neden hâlâ kış nüfusuna göre finanse ediliyor?
Bu soruya verilecek samimi cevap, sadece Balıkesir’in değil, Türkiye’nin bütün turizm kentlerinin geleceğini de yakından ilgilendiriyor.
-*-*-*-
COVID-19 NEREDE? GERÇEKTEN BİTTİ Mİ?
2019’un sonunda hayatımıza giren COVID-19 kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına aldı. Milyonlarca insan hayatını kaybetti, milyarlarca insan maske taktı, kapanmalar yaşandı ve sağlık sistemleri ciddi şekilde zorlandı. O günlerde geliştirilen aşılar ise hem umut oldu hem de yoğun tartışmalara yol açtı.
Bugün ise sokakta maske yok, kapanma yok, panik yok. Bu durum birçok insanın aklına aynı soruyu getiriyor. Pandemi gerçekten bitti mi? Aslında virüs tamamen ortadan kalkmış değil. COVID-19 hâlâ dolaşımda, ancak etkisi önemli ölçüde değişti. Virüs zaman içinde mutasyona uğradı ve daha az ölümcül varyantlar yaygın hale geldi. Bunun yanında toplumun büyük bölümü ya hastalığı geçirdi ya da aşı oldu. Bu da geniş çaplı bir bağışıklık oluşmasını sağladı. Ayrıca sağlık sistemleri artık hastalığı daha iyi tanıyor ve tedavi süreçleri çok daha etkili yürütülüyor.
Aşılar konusunda ortaya atılan “zararlı” iddiaları ise bilimsel verilerle genel olarak doğrulanmadı. Özellikle Pfizer-BioNTech COVID-19 Vaccine gibi mRNA aşıları milyarlarca doz uygulandıktan sonra yakından takip edildi ve ciddi yan etkilerin oldukça nadir olduğu görüldü. Buna karşılık aşıların ağır hastalık ve ölüm oranlarını belirgin şekilde düşürdüğü açık biçimde ortaya kondu. Yani genel tabloya bakıldığında, aşıların zararından çok faydası olduğu bilimsel olarak kabul edildi.
Bugün insanların pandemiden artık eskisi gibi ölmediği düşünülse de, aslında ölümler tamamen bitmiş değil. Ancak oranlar çok düştü ve genellikle risk grubundaki kişilerle sınırlı kaldı. Bu da hastalığın pandemi olmaktan çıkıp daha çok “endemik” bir hastalık haline geldiğini gösteriyor. Yani COVID-19 artık hayatımızda varlığını sürdürüyor ama kontrol altında tutulabiliyor.
Günümüzde hastaneye gidildiğinde COVID-19 aşısı tamamen ortadan kalkmış değildir. Ancak artık herkese rutin olarak uygulanmıyor. Daha çok yaşlılar, kronik hastalığı olanlar ve risk grubundaki kişiler için öneriliyor. Ayrıca virüsün yeni varyantlarına karşı güncellenmiş aşılar da dönemsel olarak kullanılabiliyor.
Pandemi bir anda sona ermedi. İnsanlık, bilimsel gelişmeler, aşılar ve zamanın etkisiyle bu süreci yönetilebilir hale getirdi. Bugün virüs hâlâ var, ancak eskisi kadar tehlikeli değil ve günlük yaşam büyük ölçüde normale dönmüş durumda.





