Son 20 yılda öylesine koptuk ki doğrulardan, ortak paydalardan…
Terazinin kefeleri öylesine bozuldu ki..
Toplum öylesine bilinçli olarak kutuplaştırıldı ki…
Herkesin dediği tek doğru.
Tamamen siyasi bakış açıları.
Tamamen tribün şovlar.
Eski bakan her gün “Türkiye bir hukuk devletidir” diyordu da evrensel çapta hukuk endekslerinde halimiz nicedir ona yorum yapmadı hiç, yapsa da derdi ki “onlar Türkiye’ye önyargılı”
Zaten nedense uluslararası endeksler her zaman ve sadece Türkiye’ye ön yargılı, diğer devletlere hiç ellemezler varsa yoksa Türkiye.
O zaman soralım yine eski bakana ve yeni bakana “Türkiye’de AYM ve AİHM kararları uygulanmadığı sürece nasıl bir hukuk devleti olabiliriz” ve ikinci soruyu yöneltelim “HSK’nın bağımsızlığı ve tarafsızlığı için Bakan olarak bu yapının başkanlığından çıkmayı sağlar mısınız?
Tık duyulmadı, duyulmaz, duyulmayacak…
Yürütme, kendine bağlı yargı ister çünkü.
Yargıyı bağımsız kılarsanız siyasetçinin ödü kopar çünkü.
Velhasıl…
Konu bu değil, girişte dağıldık gitti, öylesine hatalar ülkesi olduk çünkü!!!
Türkiye’de yine son yıllarda başka bir garabet hastalık var..
Bir taraf yanlış yapıyorsa, diğer taraf da yanlış yapacak.
Bir taraf saçmalıyorsa, öteki tarafın hatırı kalır, o da saçmalayacak…
Türkiye ne davalar gördü, Ergenekon, Balyoz gibi ne kumpaslar gördü…
35 yıldır adliye tozu yutuyoruz, denenmiş bir tüyo verelim, bir dosya ne kadar şişerse ne kadar on bin milyon sayfa olursa o dosyadan bir cacık çıkmıyor…
Genelleyemeyiz ama nazara alınması gereken bir husustur, takip edin, haklılık vereceksiniz…
Şimdi İSÖ davası var gündemde… Binlerce sayfa iddianame… Binlerce yıl istenen hapisler…
İmamoğlu Suç Örgütü(!) diyorlar ya, kısaltması da böyle artık İSÖ davası.
Peki dava başladı da neleri tartışıyoruz bakar mısınız:
“Selamlama konuşması”
“El sallama”
“Söz verilmedi”
“Sanık Ekrem”
Bu mudur yani?
Haklıyken nasıl haksız konuma düşeriz, nasıl çarptırırızın bir garip akıl tutulması hali…
Yav, hadi İmamoğlu siyasi kişilik, hadi o bilmez usulü, mahkeme sistemini… Avukatları ne yapar?.. Hukukçuları ne eder?..
Teee Mecelle’den gelen asli kural değil midir “Usul, esastan mukaddemdir” denir. Hukuk Fakültelerinin birinci sınıfında her öğrencinin aklına işler bu kural. Yani usul, esastan önce gelir. Ki o yüzden dev gibi bir Ceza Yargılaması Kanunu ile Hukuk Yargılaması Kanunu vardır.
Nerede ve hangi mahkemede görülmüştür selamlama konuşması diye bir şey yav…
Nerede ve hangi mahkemede görülmüştür isteyenin istediği zaman konuşabilmesi…
Nerede ve hangi mahkemede görülmüştür sanığın kürsüye gitmesi, seyircilerle konuşması…
Haaa tabi bunca yıldır biz ya 2 bilemedin 3 kez denk geldik sanıklara “Ahmet Bey, Ayşe Hanım” diye hitap eden hakimlere… Hele ceza davalarında, yüzlerce hakim tanıdık sadece tek hakim “bey” diye hitap ederdi.
İmamoğlu’nun veya oradaki diğer sanık avukatlarının hiçbiri bilmez mi, bunun gündeme getirilmesinin bile gereksiz atraksiyon olduğunu..
Evet mahkemeler, sanıkların kimliğine bakmaz, bey, hanım hitaplarını da yüzde 99,9 kullanmaz. Ama bunda alınılacak veya şahsileştirilecek bir husus yoktur. Uygulama böyledir, hep böyledir, düşünülmesi gereken husus hitap kelimeleri değil, dosya içeriğidir. Sonuçta hitap mahkeme kürsüsünde oturanların inisiyatifindedir ve sadece ayıplama ölçeğinde eleştirebileceğiniz bir husustur. Sanık Ahmet, Sanık Ayşe… Yargılamada belki en son kafa yoracağınız küçük bir detaydır.
Yani, “Sanık Ekrem” denmesinde bir kasıt veya hukuki usul hatası yoktur. Biz Ekrem Başkan deriz ama mahkeme “Sanık Ekrem” derse de, “bu şahıs geleceğin cumhurbaşkanı olacak” diye mahkemenin geleceğe bakması gerektiğini söyleyemeyiz.
Bilmez mi bunu kimse?
Selamlaşma konuşması diye bir şey olur mu, bilmez mi bunu kimse orada?
Bile bile lades ancak bu kadar olur, ancak bu kadar sap ve saman karıştırılır, ancak bu kadar gereksiz polemik yaratılır ve haklıyken haksız konuma düşülür!
Yani Sayın Genel Başkan Özel de mitinglerde yırtınıyor, “konuşturmadılar, Ekrem Başkana Sanık Ekrem” dediler…
Yazıktır gerçekten hiç mi uyarmaz kimse, hiç mi kimse doğruları ve Mecelle’yi hatırlatmaz Özel’e, İmamoğlu’na.
Yani 40 yıl düşünsek taze bakan Akın Gürlek’in “mahkeme unvana, makama, kişiliğe bakmaz” açıklamasına “doğrudur” diyeceğimiz.
Genelkurmay Başkanı ve nice general yargılandı Ergekekon’da…
Hiç böyle bir polemik oldu mu, hatırlayın…
Siyasilerin yargılanması bile şov ve tribüne dönüyor ya…
Keşke gerçekten davaya odaklansalar… Bize göre de siyasi olarak kaleme alınan iddianame temelsiz ama konu artık yargının…
Siyasi iddianame var diye karşı taraf da niye siyaseten “yargıda usul” hatasına geliyor ki, anla anlayabilirsen!
