1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. GÖKKÖY VE KABAKLI

GÖKKÖY VE KABAKLI

0
Paylaş

 

 

Sabır Çakal ve Cemile İnci Alkan

 

Balıkesir Altıeylül İlçesi’nde birçok mahalle varken en çok gündeme gelen, gündem değiştiren, kendilerinden bahsedilen ve sürekli kamuoyunun gözü önünde olan ve sosyal medyayı çok iyi kullanan iki muhtar var. Kabaklı Mahellisi Muhtarı Cemile İnci Alkan ve Gökköy Mahallesi Muhtarı Sabır Çakal.

İşte Balıkesir’in Altıeylül ilçesinde vatandaşla devleti buluşturmaya çalışan iki önemli muhtarı, Sabır Çakal ve Cemile İnci Alkan ile ilgili düşüncelerim.

Onları sadece tabelada yazan isimler olarak değil, mahallelerinin sesi ve vicdanı yapan yönleriyle anlatmak gerekiyor.

“Söz verdi, takip etti” denildiğinde Gökköy’de birçok kişinin aklına Sabır Çakal geliyor. Muhtarlığı masa başında değil, sahada yapan bir anlayışa sahip. Altyapı sorunları, elektrik kesintileri, temel hizmet eksikleri… Gökköy’de hangi konu gündeme geldiyse, o konunun takipçisi oldu. Yetkililerin kapısını çalmaktan çekinmeyen, “köy yeri idare eder” anlayışına karşı duran bir tavır sergiledi. Çünkü ona göre Gökköy, merkezin uzağında olabilir ama hizmetten uzak olmamalı.

Mahalleli için önemli olan da bu zaten. Sorun olduğunda arkasında duracak bir temsilci görmek. Sabır Çakal, zaman zaman sert bir üslupla da olsa, mahallesinin hakkını savunmayı tercih etti. Bu tavır, Gökköy’de güven duygusunu pekiştirdi. Muhtarlığı sadece evrak onaylayan bir makam olmaktan çıkarıp, hak arama ve takip makamına dönüştürdü.

Kabaklı’da ise farklı bir örnek var. Cemile İnci Alkan’ın muhtarlık anlayışı daha çok insan hikâyeleri üzerinden okunuyor. Onun için görev, sadece resmi işlemleri yürütmek değil; bir çocuğun okul yolunu kolaylaştırmak, bir ailenin derdine çözüm bulmak, dezavantajlı bir vatandaşa destek olmak demek. Özellikle bir öğrencinin eğitim hayatını kolaylaştırmak için verdiği mücadele, mahallede uzun süre konuşuldu. Bürokrasiyle kurduğu temas, çözüm odaklı yaklaşımı ve işi sonuna kadar takip etmesi, muhtarlığın vicdani yönünü ortaya koydu.

Cemile İnci Alkan aynı zamanda yerel yönetimlerle koordinasyonu güçlü tutan bir isim. Kabaklı’nın ihtiyaçlarını gündemde tutma konusunda ısrarlı. Bu ısrar, mahallede “yalnız değiliz” hissini güçlendiriyor.

İki farklı mahalle, iki farklı tarz… Ama ortak bir nokta var: Sahiplenme duygusu.

Biri daha çok altyapı ve temel hizmetlerin peşinde koşan bir mücadele profili çiziyor, diğeri sosyal dokunuşlarla mahalleye nefes oluyor. Ancak her ikisi de muhtarlığın tabeladan ibaret olmadığını gösteriyor.

Yerel yönetim dediğimiz şey, aslında en küçük birimde başlar. Sokakta başlar. Mahallede başlar. Vatandaşın kapısında başlar.

Altıeylül’de Gökköy ve Kabaklı örneği bize şunu hatırlatıyor. Eğer muhtar görevini sahiplenirse, küçük görülen bir makam büyük etki oluşturabilir. Sabır Çakal ve Cemile İnci Alkan’ın ortaya koyduğu tablo tam da budur.

Çünkü mesele sadece asfalt, direk ya da evrak değildir. Mesele, mahalleyi kendi evi gibi görmektir. Bunu yapan da iz bırakır ve gönüllerde taht kurar.

 

-*-*-*

 

GÖRGÜ KURALLARI

Rahmetli dedem A. Fethi Yücel bana ilk okuma yazmayı söktüğüm günlerde “Muaşeret Kuralları” isimli bir kitap hediye etmişti. O kitabı hâlâ saklarım. Sayfaları sarardı ama içindeki ölçü ve incelik eskimedi. Bugün o kurallara “muaşeret kuralları” değil “görgü kuralları” diyoruz. O günlerde kitapta yazan kurallar hayatın içindeydi; şimdi ise çoğu kural, gündelik telaşın arasında kaybolmuş gibi.

Biz ilkokula giderken belediye otobüsünde bırakın yaşlıları bizden yaşça büyük birini görünce bile ayağa kalkmak bir tercih değil, doğal bir davranıştı. Kimse “yer vereyim mi” diye düşünmezdi; zaten verilirdi. Büyüklerin yanında yüksek sesle konuşmamak, sofraya birlikte oturup birlikte kalkmak, bir eve girerken selam vermek… Bunlar yazılı kurallardan çok, aile içinde öğrenilen hayat dersleriydi.

 

Bugün bu kurallar neden unutuldu?

Çünkü görgü, hız çağında yavaş bir değerdir. Sabır ister, empati ister, karşındakini fark etmeyi gerektirir. Oysa günümüz insanı sürekli yetişme telaşında. Telefon ekranına bakarken yanındaki yaşlıyı görmeyen bir nesil yetişti. Selamlaşmanın yerini kısa mesajlar, hatır sormanın yerini “görüldü” bildirimleri aldı. Görgü, dijitalleşmenin gürültüsü içinde sessiz kaldı.

Bir diğer sebep, eğitimin yükünü tamamen okula bırakmamızdır. Oysa görgü kitapla öğrenilmez; evde yaşanarak öğrenilir. Çocuk, anne babasının davranışını taklit eder. Babası trafikte sabırsızsa, annesi komşusuna selam vermiyorsa, kitapta yazan cümleler havada kalır. Görgü önce ailede mayalanır, sonra okulda ve hayatta pekişir.

Üç basit örnek bile meselenin özünü anlatmaya yeter:

Birincisi, toplu taşımada yer vermek. Bu sadece fiziksel bir hareket değil, saygının ayağa kalkmış hâlidir.

İkincisi, konuşurken söz kesmemek. Karşındakini dinlemek, ona “seni önemsiyorum” demektir.

Üçüncüsü, teşekkür etmeyi ve özür dilemeyi bilmek. İki kelimeyle kurulan bu köprüler, toplumun en sağlam bağlarıdır.

Görgü kuralları aslında hayatımızı süsleyen değil, düzenleyen sosyal davranış ölçüleridir. Onlar olmadan kalabalık oluruz ama toplum olamayız. Bugün eksikliğini hissettiğimiz şey tam da budur: kalabalıklar içinde yalnızlaşmak.

Belki yeniden kalın kitaplara dönmeye gerek yok. Ama evlerimizde, sofralarımızda, çocuklarımızın yanında küçük hatırlatmalar yapmaya ihtiyacımız var. Çünkü görgü kaybolmadı; sadece ihmal edildi. Ve ihmal edilen her değer gibi, hatırlandığında yeniden hayat bulacaktır.

Giriş Yap

Balıkesir Birlik Gazetesi - Son Dakika , Güncel Haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!