Müzeyyen Senar’dan dinlersek güzel elbet bu şarkı ama maalesef şarkı değil Türkiye için söyleyeceğimiz düşündürücü bir tablo oldu bu soru.
Öyle bir noktadayız ki dünyada; köprüyüz, kıtalar arasıyız, cennet gibi diyarız ama…. Edirne’den çık 10 kilometre öteye git başka bir galaksi sanki, Hatay’dan veya Şırnak’tan çık, 1 kilometre öte ayrı bir gezegen…
Biz de ikisinin arasında bol miktarda hain ve nankör barındıran; demografik yapısı bozulan, kurucusuna ve Cumhuriyet’e hakaret edip saldıranların gemi azıya aldığı korkunç bir ülke haline döndük.
Liyakat, bilim, hukuk ve nitelikten vazgeçince böyle oluyor.
Yeni anayasa yapalım diye tutturmakla da bu tablo değişmiyor, çünkü uygulama ve yaşanan gerçeklik farklı.
Kaymakam olmuş gibi olan ama aslında kaymakam ol-a-madığı ortada olan zat ceketinin önünü bile iliklemeden saygı duruşunda bulunuyor.
Yaptığı hareketle adi bir terör örgütü mensubundan pek de bir farkı kalmayan bölücü üniversiteli yüzlerce insanın saygı duruşu yaptığı anda telefonuyla kendisini vitrin malzemesi yapıyor, ulvi (!) amacına uygun şekilde saygısızlığıyla övünüyor.
Furkan ve türevlerinin sosyal ağlarda troll ordusu kurup kustukları nefreti kaale almıyoruz bile, nefretlerinde boğulsun hepsi.
Dağıtıyoruz konuyu; başa saralım…
Türkiye’den batı ülkelerine adım attığınızda neden bizden 100 yıl ilerideymiş gibi bir düşünce sarıyor her yurt dışına çıkan vatandaşımızı…
Bilim, ekonomi, hukuk hepsini bir kenara koyun…
Bu alanlarda karşılaştırmıyoruz ülkemizi, orası ayrı bir konu.
Sadece sıradan insanlara bakıyoruz.
Herkesin en çok ne dikkatini çekiyor?
Kimsenin kimseye karıştığı yok… Herkesin herkese saygı gösterdiği bir tablo… Kimse kimsenin inancıyla ilgili değil… Kimse kimseye bir şeyleri empoze etmiyor… Kimse kimsenin ardından konuşmuyor, kimse osun, busun, bucusun, şucusun diye birbirini ayırmıyor, cephe almıyor..
Normal insanlar, normal insanların yaptığı gibi kendi hayatlarını sürüyorlar, işlerini yapıyorlar, huzurlular ve mutlular…
Bize bakın… 2025 bitiyor…. Alevi misin, Kürt müsün muhabbeti bitmiyor… Dosyalar altında fişlemeler bitti sanmayın devam… Hangi tarikat hangi bakanlıkta etkili, hangi makama hangi partiliyle yaklaşırsan etkili…
Son yıllarda öyle kutuplaştı ki toplum… Öyle birbirinden ayrıştı ki, öylesine bir uçurum girdi ki bu toprakların insanlarına Yaşar Kemal yaşasa nasıl tasvir edebilirdi acaba bugünkü halimizi?
İnsanların inancını sorgulayan, ahkam kesen, kendi doğrularını tek doğru kabul eden ve insanları yaftalayan, kötüleyen kitleler topluluğuna dönüştük.
Birbirimize saygı duymuyoruz.
Birbirimizle uğraşmaktan öte gördüğümüz bir şey yok..
Neden Edirne’den çıkınca başka bir galaksiye girmiş hissi geliyor insanlarımıza?..
Birbirimizi sadece yaptığımız iş ile değerlendirmediğimiz sürece, hiç kimsenin özel alanına girmemeyi öğrenmediğimiz ve devlet yönetimde yukarıda değindiğimiz bilim, liyakat, hukuk ve niteliği ön plana almadığımız, kimseyi osun, busun, ocusun, şucusun diye değerlendirmediğimiz sürece maalesef o galaksi gibi uzak gelen ama dibimizdeki ülkelerin dinginliğine ulaşmamız mümkün değil.
Ha diyebilir elbet bazı okurlarımız, oraları dikensiz gül bahçesi mi, değil elbet, orada da terör olabiliyor, oralarda da toplum manyak üretebiliyor, dünyanın her yerinde var bu; lakin bizim dediğimiz sıradan bir sokak.
Kimsenin kimseyi göz ucuyla bile rahatsız etmediği sıradan bir doğallık hali.
Uzakta mıyız işte o tabloya…
Uzak mı uzağız, neden ve nasıl düştük biz bu hale dememizin sebebi bu.
1980 darbesini çok yakından gören, sokaklarımızda panzerlerin gezdiği, gece sokağa çıkamadığımız, silahların patladığı zamanlarda anarşi doruktaydı ama….
Böyle tuhaf, böyle garip, böyle utanç ve rahatsızlık veren bir toplumsal resim yoktu karşımızda…
Farkında mısınız bu tuhaf halimizin boyutunun vahametinin.
Ya da şöyle soralım, sade ve normal insanlarımız farkında da; yönetenler ülkenin bu tablosunun farkındalar mı acaba?..
Anayasa anayasa diyene kadar bir tehlikenin farkında olsalar…
