Vergi dairelerinde bir dönem önemli bir görev alanı olarak görülen şeflik kadrosu bugün artık yok. Zaman zaman karşılaştığım sorulardan biri de “Şeflik neden kaldırıldı?” oluyor. Konuya eleştirel bir yerden değil, bilgi verici bir çerçeveden bakmanın daha sağlıklı olduğu kanaatindeyim.
Kamu yönetiminde son yıllarda dikkat çeken temel eğilimlerden biri, hiyerarşik yapının sadeleştirilmesi oldu. Ara kademelerin azaltılması, karar alma süreçlerinin hızlandırılması ve yetki karmaşasının önüne geçilmesi hedeflendi. Vergi dairelerindeki şeflik kadrosu da bu çerçevede değerlendirildi.
Şeflik, müdür ile memur arasında konumlanan bir unvandı. Ancak uygulamada yetki alanı sınırlı olmasına rağmen iş yükü oldukça fazlaydı. Bu durum hem görev tanımlarında belirsizliklere yol açıyor hem de yönetim açısından verimlilik sorunları doğuruyordu. Yapılan düzenlemelerle bu ara kademe kaldırılarak birimlerin doğrudan müdürlük yapısına bağlanması tercih edildi.
Bir diğer önemli unsur, dijitalleşme ve otomasyon süreçleri oldu. Vergi dairelerinde iş ve işlemlerin büyük kısmı artık elektronik sistemler üzerinden yürütülüyor. Bu da klasik anlamda kontrol ve koordinasyon görevi üstlenen kadrolara olan ihtiyacı azalttı. Yönetim anlayışı, unvandan çok işleve ve sorumluluğa dayalı bir modele evrildi.
Ayrıca kariyer basamakları da yeniden tanımlandı. Şeflik yerine uzmanlık kadroları ve müdür yardımcılığı gibi pozisyonlar ön plana çıkarıldı. Böylece personelin mesleki gelişimi farklı bir hat üzerinden şekillendirildi.
Özetle, vergi dairelerinde şeflik kadrosunun kaldırılması kişisel ya da geçici bir tercih değil; kamu yönetiminde benimsenen yeni yapılanma anlayışının bir sonucu. Amaç daha sade, daha hızlı ve daha net bir idari yapı kurmaktı. Bugün gelinen noktayı değerlendirirken, bu değişimin arka planını doğru okumak gerektiğini düşünüyorum.
VERGİ İLE İLGİLİ SÖZLER
*“Dünyada ölüm ve vergiler dışında, hiçbir şey kesin değildir.” Benjamin FRANKLIN (1706-1790), Philadelphia; ABD’li yayımcı, yazar, mucit, felsefeci, bilim adamı, siyasetçi ve diplomattır.
*“Güzel vergileme diye birşey yoktur.” Winston CHURCHILL (1874-1965) İngiliz devlet adamı, politikacı.
*“Vergileme sanatı, mümkün olduğunca fazla tüyü, mümkün olan en az bağırtıyla toplayabilmektir.” Jean Baptiste COLBERT (1619-1683), Fransız siyaset adamı, iktisatçı.
*“Dünyada anlaşılması en zor şey, gelir vergisidir.” Albert EINSTEIN (1879-1955), Yahudi asıllı Alman teorik fizikçi ve bilim insanı. 1921 yılında Nobel Fizik Ödülünü aldı.
*“İnsan vergisini, sevgilisine bir buket çiçek uzatıyor gibi ödeyebilmelidir.” Friedrich NOVALİS (1772-1801), Alman, şair, yazar ve filozof.
“Size vergiyi sevdiremeyiz ama onu kolaylaştırabiliriz.” Hollanda Gelir ve Gümrük İdaresi.
*“Düşüncelerden vergi alınmaz.” Martin LUTHER (1483-1546), Alman keşiş, teolog, üniversite profesörü.
*“Ahlakın olmadığı yerde kanun bir şey yapamaz” Napolyon BONAPART (1769-1821), Fransız asker, devlet adamı, Fransa İmparatoru.
*“Vergi geleceğimizin teminatıdır.” Gelir İdaresi Başkanlığı.
*-*-*-
VERGİ AFFI GELECEK Mİ?
Bugünlerde hem esnaf sohbetlerinde hem de büyük şirket toplantılarında aynı soru dolaşıyor: Vergi affı gelecek mi?
Ekonomik dalgalanmaların yoğunlaştığı, nakit akışının zorlaştığı dönemlerde bu sorunun sıklaşması tesadüf değil. Enflasyon, artan maliyetler ve finansmana erişimde yaşanan güçlükler, vergi borçlarını zamanında ödemekte zorlanan kesimleri her zamankinden daha fazla etkiliyor. Böyle zamanlarda geçmiş deneyimler hafızayı tazeliyor ve beklenti yeniden yükseliyor.
Türkiye’de vergi affı ya da daha yumuşak adıyla yapılandırma düzenlemeleri yeni değil. Son yirmi yılda neredeyse her ekonomik sıkışma döneminin ardından benzer adımlar atıldı. Gecikme faizlerinin silinmesi, borcun taksitlendirilmesi ya da cezaların azaltılması gibi uygulamalar, hem kamu gelirlerini kısa vadede artırdı hem de borçlu mükelleflerin nefes almasını sağladı.
Ancak bu düzenlemelerin başka bir yüzü de var. Sürekli af beklentisi, düzenli ödeme alışkanlığını zayıflatıyor. Vergisini zamanında ve eksiksiz ödeyenlerle ödemeyenler arasındaki adalet duygusu her yeni af tartışmasında biraz daha aşınıyor. Devletin mali disiplin söylemi ile af uygulamaları arasındaki çelişki de tam bu noktada ortaya çıkıyor.
Bugün gelinen noktada, ekonomi yönetiminden gelen açıklamalar daha temkinli. Genel bir vergi affından ziyade, sınırlı kapsamlı yapılandırmalar ya da belirli kesimlere yönelik kolaylıklar ihtimali daha güçlü görünüyor. Çünkü bütçe dengeleri, uluslararası piyasalara verilen mesajlar ve vergi ahlakı konusu artık eskisinden çok daha hassas başlıklar.
Öte yandan sahadaki gerçeklik de göz ardı edilemez. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için birikmiş vergi borçları ciddi bir yük. Bu yük hafifletilmeden üretimin, istihdamın ve yatırımın canlanmasını beklemek de gerçekçi değil. Bu nedenle “af gelecek mi” sorusu sadece bir beklenti değil, aynı zamanda bir ihtiyaç tartışmasına dönüşmüş durumda.
Sonuç olarak, yakın vadede kapsamlı bir vergi affı beklentisini kesin bir dille doğrulamak zor. Ancak ekonomik koşulların seyri ve kamu maliyesinin ihtiyaçları, sınırlı da olsa yeni düzenlemelerin kapısını aralayabilir. Asıl önemli olan ise bu tür adımlar atılırken, düzenli mükellefin cezalandırılmadığı, geçici çözümler yerine kalıcı bir vergi düzeninin inşa edildiği bir dengeyi yakalayabilmek. Çünkü vergi affı tartışmaları ne kadar sıklaşırsa, sistemin kendisi o kadar sorgulanır hale geliyor.
VERGİ NEDEN GEREKLİ?
Vergi, bir devletin temel işleyişi için gereklidir. Başlıca nedenler şunlardır:
- Kamu hizmetlerinin finansmanı
Eğitim, sağlık, güvenlik, adalet, ulaşım ve altyapı gibi hizmetler vergi gelirleriyle yürütülür.
- Devletin sürekliliği
Kamu çalışanlarının maaşları, sosyal yardımlar ve kamu yatırımları vergiler sayesinde karşılanır.
- Gelir dağılımının dengelenmesi
Artan oranlı vergiler ve sosyal transferler yoluyla gelir eşitsizlikleri azaltılabilir.
- Ekonominin düzenlenmesi
Vergilerle tüketim, tasarruf ve yatırım davranışları yönlendirilebilir. Bazı vergiler caydırıcı, bazıları teşvik edici rol oynar.
- Toplumsal dayanışma
Vergi, bireylerin ortak ihtiyaçlar için katkıda bulunmasını sağlar ve birlikte yaşamanın mali temelini oluşturur.
Özetle vergi, devletin hizmet üretebilmesi ve toplum düzeninin sürdürülebilmesi için zorunlu bir araçtır.