Çok severiz gerekçe üretmeyi.
Üniversitelerde bazı bölümler için(tıp hariç misal) öğretim süresi kısaltılacak 3 yılda üniversite diploması alınabilecek.
YÖK çalışıyor.
Üniversiteler zaten yorum yapacak vaziyette değil, YÖK ne derse o!
Gerekçe üretmek kolay ya, birincisi bize özgü gerekçeler var, ikincisi evrensel gerekçeler var; önce ikincisinden başlayalım:
Deniyor ki pek çok ülkede üniversiteler 3 yıl.
Doğrudur Avrupa’da pek çok ülkede üniversiteler 3 yıllık programdalar.
Singapur’da ve son zamanlarda ABD’de de nitekim öyle.
Ama örneğin Japonya 4 yıl. Ancak çok başarılı öğrenciler açısından hızlandırılmış programla 3 yıl uyguluyorlar.
Pek merak ediyoruz, Türkiye’de lisans eğitiminin 3 yıla indirilmesi ile ilgili seçkin üniversitelerimizin seçkin öğretim üyelerinden oluşturulan bir kurul oluşturulup uygulamaya, bizdeki duruma, faydasına ilişkin görüşler alındı mı?.. Tartıya kondu mu, eksisi artısı ince elenip sık dokundu mu?..
Çünkü bizde maalesef masa başı verilen kararlar uygulamaya geçince hiç de atılıp tutulanlar gibi olmuyor.
Bakınız hukuk sistemimiz, sağlık sistemimiz… Bakınız yap boz tahtasına dönen, denek haline gelen, cılkı çıkarılan müfredat ile ilk ve orta öğretim sistemimiz.
E üniversitelerimiz zaten süper durumda ya, oraya da bir dokunmak gerek.
Yaz tatilini kısalt, takvimi sıkıştır, müfredatı azalt..
Üniversitelerimiz nasıl bizim?..
YÖK’ün önce dağa taşa üniversite açılmasını durdurması gerek.
Fazla sayıda açılan üniversite ve bölümlerin kapatılması için çaba harcaması gerek.
İdari yönden abuk şekilde yönetilen Boğaziçi gibi üniversitelerin eski statülerine dönebilmesi için mücadele etmesi gerek.
Bilim ve akademik başarıya odaklanma için mücadele etmesi gerek.
Ama yok tabi öyle bir şey.
Dünya yükseköğretim liglerinde nerelerdeyiz; hiç de iç açıcı konumda değiliz di mi?..
Dağa taşa üniversite açmakla bilim üretilmiyor di mi?..
Geçelim hadi bunları, biraz farkında olan, zaten her şeyin ne olduğunu ve olmadığını biliyor da asıl yukarıda değindiğimiz birinci gerekçeye, bize özgü gerekçelere bakalım. Bakın ne diyor YÖK:
Üniversitelerin uluslararası rekabet gücü artacak, yetkin insan kaynağı yetiştirilmesine katkı sunulacak, öğrenciler erken dönemde araştırma ve proje yapabilecek, ülkenin uluslararası akademik görünürlüğü güçlenecek, öğrenciler daha erken istihdama katılacak ve esnek kariyer yollarına sahip olacak.
Müthiş di mi?.. Akademi 3 yıla inince bunların olacağını söylüyor ya YÖK, ne diyelim, umut edelim, inşallah maşallah diyelim…
Peki 3 yıllık öğretim nasıl olacakmış, yine YÖK’ü dinleyelim: Derslerin niteliği artırılacak, aktif öğrenme ve proje tabanlı öğretim ön plana çıkarılacak, uygulamalı eğitim artacak vs vs.
Yani bunlar zaten olması gerekenler değilmiş de, 4 yılda niye yapılmamış madem bunlar da, 3 yılda nasıl yapılacakmış gibi bir soru sormayın sakın, aklınızı yakarsınız.
Bir de gazetelerde başka bir gerekçe daha yazıyordu da neyse ki YÖK kendisi dememiş, belki üstü kapalı konuşulmuştur bilemeyiz…
Üniversiteler 3 yıl olunca çocuklar hayata daha çabuk atılacak ve daha çabuk iş bulup evlenip yuva kuracaklarmış…
Ne diyelim, harika bakış açılarımız var bizim!
Üniversiteli işsiz sayısını görmeyen; cep delik cepken delik olduğu için bırakın çocuk yapmayı, evlenmekten bile korkan, geleceğe maddi olarak tümüyle hayat umutları tüketerek başlayan mezunlar ordusu…
Demek ki Türkiye’de değil Mars’ta falan yaşıyorlar olsa gerek bunlar.
YÖK görmüyorsa böyle bir sorun da yoktur çünkü!




