Dijital vicdan!

ilkan toprak (1)

Bu kelimeliyi ilk kez “Dijital Dönüşüm Çağında Habercilik: Yapay Zekâ ve Dijital Yetkinlikler” panelinde duydum.

Daha o sandalyede otururken kafamda bu konu üzerine bir köşe yazmam gerektiğini düşündüm. Biraz geç kaldım ama sahada gazetecilik yapan biriyseniz hayat bazen normalden hızlı akıyor, yapmak istediğini birçok konu yada ziyaret ise daha ağır ve geriden geliyor. İşte bu köşe yazısı da onlardan birisi.

 

***

Basın İlan Kurumunun geçtiğimiz günlerde düzenlediği “Dijital Dönüşüm Çağında Habercilik: Yapay Zekâ ve Dijital Yetkinlikler” paneli son dönemde merak ettiğim kafamdaki bazı sorulara ışık tuttu, kapı araladı desem yalan olmaz.

Panelde Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran açılış konuşmalarını uzun ama satır araları önemliydi.

Sektörün dijital dönüşümüyle ilgili daha önce neredeyse binlerce kez duyduğum kelimeler salonda yeniden yeniden ve yeniden anlatıldı.

Aklıma saçma sapan ironiler bile geldi..

Acaba yapay zeka seminerinde Genel Müdür Çay ve İletişim Başkanı Duran konuşma metinlerini daha çarpıcı ve akıcı olması için yapay zeka yardımı aldı mı? diye düşünmeden edemedim.  Hatta “ele verir talkını, kendi yutar salkımı” ata sözü felan aklıma geldi.

Sonra zaten seminerin ‘yapay zeka bir tehlike bunu kullanmayın’ üzerine değil, daha iyi nasıl kullanılabilinir üzerine olduğunu fark ettim.

Teknoloji,

hızlı erişim,

dijital dönüşüm,

gazetecilik…

Yapay zeka ile ilgili profesörlerin yada işin uzmanlarının sizlere anlatamayacağı halk dilinde birkaç kelam etmek isterim.

Yapay zekayı aslında ben kredi kartına benzetiyorum. Bankaların bizlere sağladığı kredi kartı son yılların en büyük buluşlarından birisidir. Paranızın yetmediği ürünleri (örneğin beyaz eşya) sizin için ödeyebileceğiniz rakamlara çekerek taksitlendiriyor ve normal şartlarda alamayacağın ürünleri bu sayede alabiliyorsunuz.

Günümüzde paranın ve güvenin yerini alan teknolojik, cebinize sığan bu küçücük cip size ödeme kolaylığı, hız ve zaman sağlıyor.  Para biriktirip aylar sonra alabileceğiniz ürün ertesi gün evinize geliyor.

Fakat kredi kartını doğru kullanmak çok önemli. Nasılsa bu bana taksit sağlıyor deyip gelirinizin üzerinde alışveriş yaparsanız bu kez ödeme zorluğu çeker hatta taksitleri ödeyemeyeceğiniz için icralık olursunuz. Bir bakmışsınız teknolojinin yararını kendi ellerinizle zarara dönüştürmüşsünüz.

Buradan yola çıkarak yapay zeka da bana göre aynı süreçleri taşıyor. Örneğin gazetecilikte kullanılan yapay zeka sürecinde siz onu doğru yerde, doğru amaçlar için kullanırsanız kolaylık, hız, okuyucu, izleyici ve çağı yakalamanızı sağlarken, süzgeçten geçirmeden ve doğru kullanımını bilmeden yararlandığınız yapay zeka bu kez yalan haber ve dezenformasyona neden olur ve daha ağır sonuçlar ile karşılaşabilirsiniz. Kredi kartında icralık olurken, bilinçsiz yapay zeka kullanımı ile bir anda adli, yargı sürecini karşınızda bulabilirsiniz.

 

***

Yapay zekayı kullanan biri olarak size şunu söylemek isterim. Hiçbir zaman yapay zeka gazetecilik mesleğinin yerini alamaz. Çünkü bu mesleğin özünde insan var. Yapay zeka günümüz milenyum çağında bulunduğumuz teknoloji ile işlerimizi kolaylaştırabilir. Amma görünen o ki yapay zekayı kullanmayı bilen az ve bu sebeple tek düze sonuçlar alınıyor.

Ayrıca bir gazetecilikte insanın sunmadığı bir haberi yapay zeka ile neticelendiremezsiniz. Yani matematikte artı ile toplayıp sonucu hiçbir zaman eksi çıkaramazsınız çünkü matematik tek düze ve nettir. Oysa yapay zeka milyonlarca algoritmadan oluşan bilgileri önünüze saniyeler içinde sunar siz hangisinin doğru olduğunu anlamanız için yapay zekaya bazı bilgiler vermeniz bazı karakteristik analizler eklemeniz ve özünde o işin sizin olduğunu kanıtlayacak süzgeçten geçirmeniz gerekli.

Sonuçta yapay zeka denilen bu uygulamalar bugün sizin isteklerinizi, internet üzerinden dijital mecraya daha önce yüklenen metinleri ya da fotoğrafları ya da benzer konuları tarayarak size bir sonuç veriyor.

Yani internete ABD’nin Arizona eyaletinde bulunan Antilop kanyonu Çin’de bulunuyor diye 20-30 kere farklı sitelerden girin. Bir süre sonra yapay zeka ister istemez arama sürecinde Antilop Kanyonu Çin’de diye sizin önünüze getirecektir. Yani dezenformasyon sürecini başlatmış olacaktır. İşte bu noktada bir insan süzgeci devreye giriyor, “hayır bu kanyon ABD’de” diyerek bu hatayı düzeltmek için insana ihtiyaç olacaktır.

İşte bu sonuçlardan dolayı gazetecilik mesleğinin özünde her zaman insana ihtiyaç olacak, hız için olmasa da bu hızın bilgiye ulaşması ve sonucunda doğruyla yanlış arasında bulanıklığı netleştirmesi ve doğru bilginin zehirlenmesinin önüne geçmek için insan unsuru gerekecektir.

En önemli konulardan biri olan kaynak güvenliği bu noktada öne çıkarken en dikkat edilmesi gereken ise ahlak ve etik değerlerinin yapay zekaya bırakmaması olacaktır. Çünkü her koyun sonuçta kendi bacağından asılır.

İşte bu noktada bence başlıkta yazdığım dijital vicdan meselesi devreye giriyor.

Sonuçta en mükemmel adalet insanın vicdanının kendisidir.

Vicdan insanın içindeki eşitlik terazisidir.  Tam da bu sebeple yapay zekaya bırakılacak bir mesele değildir.

Çağın gereksinimi bizlere yapay zekayı kullanmamızı söylüyor. O zaman yapılması gereken bu süreci en iyi şekilde mesleki olarak lehimize kullanmak olmalı. Aksi takdirde olumsuz sonuçlar her zaman doğacaktır.

Yazıyı bağlamak gerekirse Basın İlan Kurumu’na düzenlediği “Dijital Dönüşüm Çağında Habercilik: Yapay Zekâ ve Dijital Yetkinlikler” paneli için teşekkür ediyorum. Bu gibi çalışmaların meslek yasası sürecine katkı sunacağı görüşündeyim. Mesleğin onuru ve kutsallığı adına adım adım ileriye gitmesine katkı sunan herkese ayrıca teşekkür etmek isterim.

Saygılarımla..

 

 

Exit mobile version