BU ŞEHİR ŞİFAYI HAK EDİYOR.. ŞİFA DA YORULDU BU ŞEHİRDE…

 

 

 

Sanırım 30’lu yaşlardaydım…

Hani “yolun yarısı” dediğimiz yıllar.

İnsanın, hiçliğinin aslında ne kadar şahane olduğunun farkına daha sonra vardığı; kendini baki sanıp hayata meydan okuduğu zamanlar…

Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşadığımız günlerdi.

O vakitler Balıkesir’in kalbi, bugünkü gibi Çarşı merkezinde atardı. Bölge adeta şehrin sağlık merkeziydi (!)

Binaların cepheleri doktor tabelalarıyla süslüydü. Hastanelerde iyi bir tedavi görebilmenin yolu, bir anlamda bu muayenehanelerden geçerdi.

Bir gün Yeşilli Meydanındaki bir eczanenin önünde, eczacı ve doktor arkadaşla çay sohbeti yapıyoruz. Doktor arkadaş şöyle dedi:

İnsanlar ellisine kadar kendine çalışır, ellisinden sonra bize çalışır.”

O gün ne demek istediğini tam olarak anlayamamıştım.

Ta ki 50 yaşına gelip doktorları yâren, hastaneleri mesken edinene kadar…

1700’lü yılların sonunda söylenen şu sözün bugün hâlâ geçerli olması tuhaf değil mi?

İnsanlar önce para kazanmak için sağlıklarını, sonra da sağlıklarını korumak için paralarını harcarlar.

Teknolojinin ışık hızıyla ilerlediği, eski çamların bardak olduğu bu çağda; eskilerin sözlerinin hâlâ zıpkın gibi durması, insanın ve insanlığın aslında pek de değişmediğinin göstergesi mi acaba?

Neyse, konuyu dağıtmayalım…

O yıllarda Balıkesir’de Devlet, SSK, Asker ve Göğüs Hastalıkları Hastaneleri ile Doğumevi vardı. Bir de derme çatma özel hastane…

Balıkesir merkez nüfusu yaklaşık 250 bin, il nüfusu ise 900 bin civarındaydı. Bugün merkez 350 bin, il nüfusu 1 milyon 300 bin dolayında.

Merkezdeki hastanelerin yatak kapasitesi, o günle bugünü toplasanız neredeyse aynı oranda.

Bunları niye hatırlatıyorum?

Balıkesir’in ne kadar plansız, programsız ve öngörüsüz büyüdüğünü bilesiniz diye…

O dönemlerde Balıkesir Üniversitesi yoktu. Tıp Fakültesi Hastanesi ise hayal bile değildi. Üniversitemiz 1992’de, Tıp Fakültesi Hastanemiz 2009’da açıldı. Ve sağlık alanında şehir için önemli bir değişim başladı.

Sabahın alaca karanlığında, özel firmaların hastalara tahsis ettiği seferlerle İzmir ve Bursa yollarına düşen, dertlerine dert katan hemşerilerimiz için Balıkesir Tıp Fakültesi Hastanesi bir umut kapısı oldu.

Geçen bir yazımda, bu hastanenin açılması için dönemin Belediye Başkanı merhum Sabri Uğur’un nasıl seferberlik ilan ettiğini, dönemin Rektörü merhum Şerif Saylan’ın nasıl çaba gösterdiğini anlatmıştım.

İyi ki varmışlar…

Ve iyi ki arkalarında kapı gibi duran 1-2 siyasetçi bulunmuş.

Bugün işler ağır aksak da olsa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde nitelikli sağlık hizmeti verilmeye çalışılıyor. Fiziki koşullar yetersiz olabilir ama o çatı altında, hem bölgede hem de ülke genelinde saygı duyulan hekimler görev yapıyor.

Bu, Balıkesir adına büyük bir gurur.

Düşünsenize…

Daha 3-5 yıl önce şifa aramak için yollarını arşınladığınız illerden bugün Balıkesir’e şifa bulmaya gelen insanlar var. Sayıları az da olsa böyle hekimlerin varlığı, şehir insanı için büyük bir güven kaynağıdır.

Başına bir hastalık geldiğinde, başka bir merkeze gitmeden kendi şehrinde şifa bulabilmekten daha büyük bir zenginlik olabilir mi?.

Ama karşımızda küçük gibi görünen, aslında büyük sorunlar var.

Ve aşılması gereken uzun bir yol…

Ben bugün itibarıyla tam 41 gündür Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nin misafiriyim.

Size somut bir örnek vereyim:

Kardiyoloji bölümü, hastanenin adeta nazar boncuğu.

Prof. Dr. Eyüp Avcı, Prof. Dr. Ahmet Dolapoğlu ve tüm ekip…

10 numara insanlar. Canla başla çalışıyorlar.

Hastane deneyimi fazla biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim:

Bir profesörün sabah saat 07.00’de hastaneye gelip hasta muayenesine başladığına ilk kez burada şahit oldum. Günde 200’ün üzerinde insana bakıyor. Bu bir-iki gün değil; neredeyse her gün aynı tempo. Hatta bazen hafta sonları da…

İnanmıyorsanız, gelin sabahın alaca karanlığında Kardiyoloji Polikliniği’ndeki yoğunluğu ve fiziki yetersizliği kendi gözlerinizle görün.

Hem hekimler hem de şifa arayanlar adına isyan etmezseniz, yüzüme tükürün!

Başta BAÜN Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu, Tıp Fakültesi Dekanı Volkan Yüksel ve Başhekim Bahadır Çağlar’ın ekibiyle birlikte hastaneyi hak ettiği noktaya taşımak için nasıl mücadele verdiğine bizzat şahitlik ediyorum.

Ama yetmiyor…

Bir yerde tıkanıyor. Açıldığını sandıkları kapılar bir anda kapanıyor sanki.

Bir de karşılarında “bürokratik oligarşi” diye bir yapı var ki…

Şehre ve üniversiteye verdikleri zararı öğrendiğimde tüylerim ürperdi. Onları ayrıca yazacağım. Herkes bilsin istiyorum.

Gelelim asıl meseleye…

Balıkesir’in planlı ve sağlıklı büyümesi için; siyaset, yerel yönetim, iş dünyası, sivil toplum ve medyanın koordineli ve birlikte hareket etmesi mecburiyet.

Ve bu katar dizisine lokomotiflik yapacak bir lider olmazsa olmaz!

Türkiye’nin 500 büyük sanayi kuruluşu ve onu takip eden 250 firma arasında Balıkesir’den onlarca şirket var. Bunlardan 3-5 tanesi üniversiteye, hastaneye el atsa…

Mehmet Çetin gibi ve onu örnek alıp iyilik katarında yerini alan Murat Yolcu gibi isimler çoğalsa…

Binalar yaptırılsa, Balıkesir Tıp Fakültesi Hastanesi 10 numara bir şehre yakışır hâle getirilse

Bu, yapılabilecek en yararlı hayır değil midir Allahaşkına?

Diğer şehirlerin zenginleri hayır işlerinde yarışırken, bizimkilerin birbirleriyle gizli rekabet içinde olması insanı ister istemez umutsuzluğa sürüklüyor.

Burasını sadece bir üniversite olarak görmeyelim.

Burası aynı zamanda yıllarca Balıkesir ekonomisini ayakta tutan bacasız bir fabrika.

Şehir, beslendiği kaynağı beslemeli; geliştirmeli, büyütmeli.

Bir hayal kuruyorum:

Kampüs içinde butik hastaneler yükselse…

Birinde Rona Yırcalı Onkoloji Merkezi,

Diğerinde Faruk Kula Kardiyoloji Bölümü,

Ötekinde Ahmet Edip Uğur Acil Tıp Merkezi,

Bir diğerinde Nazmi Yarış Çocuk Hastanesi,

Başka birinde Emin Ermişler Göğüs Hastalıkları Merkezi yazsa…

Balıkesir’e yakışmaz mı?

Valilik, Büyükşehir Belediyesi, Ticaret ve Sanayi Odası el ele verse bu işe öncülük edebilir.

Bunu başarabilir Milli Mücadelenin bayraklaşan şehri Balıkesir

Başaramasak bile denemekte fayda var.

Çünkü bu şehir şifayı hak ediyor..

Selâmetle..

#14Ocak #RamazanDemir #KendimeNotlar #Balıkesir

Exit mobile version