1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. BİR ANALİZ AHMET AKIN ANKETİ

BİR ANALİZ AHMET AKIN ANKETİ

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

 

Bir anket bazen sayılardan ibaret değildir. Bazen bir şehrin ruh hâlini, beklentisini, sabrını ele verir. Balıkesir’de açıklanan son tablo da tam olarak bunu söylüyor. Seçmen duruyor, bakıyor ve tartıyor.

Beş puanlık düşüş teknik olarak büyük bir kopuş olmayabilir. Ama siyasette asıl mesele düşüşün kendisi değil, “neden düştüğüdür”. Hele ki başka şehirlerde artışların konuşulduğu bir tabloda Balıkesir geriye doğru bir adım atıyorsa, bu artık basit bir anket sonucu olmaktan çıkar, uyarıya dönüşür.

Yerel yönetimler için balayı süresi kısadır. Seçmen sandıkta verdiği krediyi uzun vadeli yazmaz. “Beklerim” der ama “sonsuz beklerim” demez. Özellikle büyükşehirlerde seçmenin sabrı, hizmetin görünürlüğüyle doğru orantılıdır. Yapılan iş kadar, o işin hayata nasıl dokunduğu önemlidir.

Balıkesir’de hissedilen şey tam da bu noktada düğümleniyor. Hizmet var mı? sorusundan çok, “Ben bunu hissediyor muyum?” sorusu soruluyor. Altyapıdan ulaşıma, temizlikten günlük yaşamı etkileyen detaylara kadar her başlık seçmenin zihninde bir terazide tartılıyor. Terazinin ibresi milim oynasa bile, bu siyaset için ciddi bir sinyaldir.

Bir başka mesele de iletişim. Yerel yönetim sadece asfalt dökmez, çöp toplamaz. Aynı zamanda güven verir, istikrar hissi oluşturur. Kulislerde dolaşan her belirsizlik, her söylenti, resmi bir karşılık bulmasa bile seçmenin zihninde yer eder. Siyaset boşluk sevmez. Siz doldurmazsanız, söylenti doldurur.

Balıkesir’i diğer şehirlerden ayıran nokta da burada ortaya çıkıyor. Bazı büyükşehirlerde seçmen “devam” derken, Balıkesir’de “bir dakika” diyenlerin sayısı artıyor. Bu bir kopuş değil ama net bir duraksama Ve duraksama, doğru okunmazsa kopuşun ilk adımı olabilir.

Şunu kabul etmek gerekiyor ki; seçmen artık daha talepkâr. Daha hızlı, daha net, daha şeffaf bir yönetim istiyor. Sadece projelerin listelendiği değil, hayatın içinden hissedilen bir belediyecilik arıyor. “Yapacağız”dan çok “yaptık ve işte sonucu” cümelesini duymak istiyor.

Bu tür anketler yerel yöneticiler için ya savunma refleksi doğurur ya da kendini yeniden gözden geçirme fırsatı yaratır. Hangisinin tercih edileceği, önümüzdeki dönemin yönünü belirler. Beş puan geri gitmek telafi edilebilir. Ama bu uyarıyı görmezden gelmek pahalıya mal olabilir.

Balıkesir seçmeni memnun görünmüyor ve çok dikkatli işte siyasette en tehlikeli seçmen profili de budur: Bağırmayan, slogan atmayan ama sandıkta mesajını net veren seçmen.

Şimdi mesele şu, bu mesaj doğru okunacak mı, yoksa “geçici bir dalgalanma” deyip geçilecek mi?

Cevabı rakamlar değil, atılacak adımlar verecek.

 

-/-/-/

 

ALTINA NELER OLUYOR?

Altında olan biteni tek bir cümleyle özetlemek oldukça zor. Piyasa hem korkuyor hem umutlanıyor.

Uzun süredir altın, güvenli liman refleksiyle yukarı taşındı. Küresel belirsizlikler, jeopolitik gerilimler, merkez bankalarının tutumu derken yatırımcı için altın adeta sigorta işlevi gördü. Ancak son günlerde bu hikâyede bir kırılma yaşanıyor. Rekorların ardından gelen sert geri çekilmeler, altının da artık “tek yönlü” bir enstrüman olmadığını hatırlattı.

Asıl mesele fiyatın düşmesi ya da yükselmesi değil, yönün bu kadar hızlı değişmesi. Bir gün güvenli liman söylemiyle alım yapan yatırımcı, ertesi gün faiz beklentileriyle satışa geçiyor. Bu da bize şunu söylüyor: Altın şu an değerinden çok beklentilerle hareket ediyor.

Küresel merkez bankalarına dair her mesaj, faizlere ilişkin her ima, dolardaki en küçük güçlenme bile altının seyrini anında etkiliyor. Yani artık altın, sadece kriz dönemlerinin değil, para politikası tartışmalarının da tam ortasında. Bu yüzden kısa vadede yaşanan dalgalanmalar şaşırtıcı değil.

Türkiye’de ise tablo biraz daha karmaşık.

Gram altın sadece ons fiyatına değil, döviz kuruna da bağlı. Bu da iç piyasada altını iki kat hassas hale getiriyor. Küresel düşüşler her zaman birebir yansımıyor, bazen de küresel yatay seyir içeride sert hareketlere dönüşebiliyor.

Altına bakan herkesin şu soruyu sorması gerekiyor: Ben altını ne için tutuyorum? Kısa vadeli kazanç için mi, uzun vadeli güven için mi? Eğer cevap ikincisiyse, bugünkü dalgalanmalar büyük resmi bozmuyor. Ama ilkini düşünenler için bu piyasa artık sabırdan çok refleks istiyor.

Altın hâlâ güçlü bir enstrüman. Ancak eskisi gibi sessiz ve sakin değil. Daha gürültülü, daha hassas ve çok daha politik. Bunu kabul etmeden yapılan her yorum, eksik kalıyor.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
sinirli
Sinirli
BİR ANALİZ AHMET AKIN ANKETİ
+ -
Giriş Yap

Balıkesir Birlik Gazetesi - Son Dakika , Güncel Haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!