Balıkesir siyasetinde son dönemin en çok konuşulan başlıklarından biri şu soru etrafında dönüyor:
Ahmet Akın AK Parti’ye geçer mi?
Bu sorunun bu kadar rahat sorulabiliyor olması bile, aslında Balıkesir’de siyasetin ne kadar kırılgan bir zeminde ilerlediğini gösteriyor. Henüz görev süresinin başındaki bir büyükşehir belediye başkanı için, sürekli parti değiştirme iddialarının gündeme gelmesi normal bir durum değil. Bu, ya başkanın durduğu yerin yeterince net algılanmadığını ya da siyasetin bilinçli olarak bu yönde zorlandığını düşündürüyor.
Önce şu tespiti yapmak gerekiyor. Ahmet Akın, seçimi kazanmış olabilir ama Balıkesir’de hâlâ güçlü, sarsılmaz bir siyasi hat oluşturmuş sayılmaz. Seçim sonucu ile siyasal ağırlık aynı şey değildir. Yerel yönetimde geçen her ay, bu ağırlığın artması ya da azalması açısından belirleyicidir. Dolayısıyla bugün ortaya atılan iddialar, biraz da bu belirsizlikten besleniyor.
Merkezi yönetimle kurulan ilişkiler meselesi ise ayrı bir tartışma başlığı. Ankara ile temas kurmak, bakanlıklarla görüşmek, iktidar temsilcileriyle aynı karede görünmek bir belediye başkanı için kaçınılmaz olabilir. Ancak Türkiye siyasetinde bu temasların nasıl okunduğu da ortada. Şeffaflık zayıfsa, iletişim dili net değilse, her temas farklı anlamlar yüklenmeye açık hale gelir.
Burada sorun, Ahmet Akın’ın ne yaptığı değil, neyi neden yaptığına dair güçlü bir siyasi çerçeve sunamaması. Belediyecilik teknik bir alan olabilir ama siyaset boşluk kabul etmez. Siz doldurmazsanız, kulisler doldurur. Bugün yaşanan tam olarak budur.
AK Parti’ye geçiş iddialarının sürekli ısıtılmasının bir başka nedeni de Balıkesir’in sembolik önemi. Uzun yıllar sonra el değiştirmiş bir büyükşehir söz konusu. Bu nedenle hem iktidar cephesinde “geri alma” hayali, hem muhalefet tabanında “kaybetme” tedirginliği aynı anda var. Ahmet Akın, bu iki psikolojinin tam ortasında duruyor.
Şunu da açıkça söylemek gerekiyor. Böyle bir geçiş, ne Ahmet Akın açısından risksiz olur ne de AK Parti açısından sorunsuz. Seçmen davranışı hâlâ taze, hafıza hâlâ güçlü. Sandıkta verilen bir kararın kısa süre içinde anlamsızlaşması, siyasete olan güveni daha da aşındırır.
Bugün ortada kanıtlanmış bir geçiş planı yok. Ama ortada ciddi bir iletişim sorunu var. Bu söylentiler sadece “dedikodu” deyip geçilecek noktayı çoktan aşmış durumda. Çünkü tekrar eden her iddia, bir süre sonra gerçeğin yerine geçmeye başlar.
Mesele Ahmet Akın’ın ne kadar başarılı ya da başarısız olduğu değil. Mesele, Balıkesir gibi kritik bir şehirde yönetim anlayışının, siyasi duruşun ve yön tayininin yeterince net olup olmadığıdır.
Netlik yoksa söylenti olur. Söylenti varsa, güven zedelenir.
Balıkesir siyaseti bugün icraattan çok niyet konuşuyorsa, bu herkes için bir uyarı olmalıdır. Belediye başkanı için de, partiler için de, seçmen için de.