1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. BİR BULUŞMA YAZISI

BİR BULUŞMA YAZISI

Yıllar Geri Gelse Ne Güzel Olurdu

 

Hayatta bazı yolculuklar vardır; insan sadece kilometreler kat etmez, yılların da içinden geçer. Geçtiğimiz günlerde böyle bir yolculuk yaptık. Yıllar sonra yolumuz yeniden Afyonkarahisar’ın İhsaniye ilçesine düştü. Bir zamanlar öğretmenlik yaptığımız İhsaniye Lisesi’nde; müdür yardımcısı, müdür başyardımcısı ve okul müdürü olarak görev yapan arkadaşlarımızla yeniden buluştuk.

Benim için bu ziyaretin anlamı çok başkaydı. Çünkü ben bu okula 1982 yılında genç bir Sosyal Bilgiler (Tarih) öğretmeni olarak atanmıştım. Bu okulda dört yıl boyunca büyük bir heyecan ve istekle görev yaptım. Daha sonra Balıkesir’e okul müdürü olarak atandım. Aradan tam 44 yıl geçti. İnsan dile kolay diyor ama 44 yıl gerçekten bir ömür…

Yıllar sonra öğretmen arkadaşlarla okulun kapısından içeri adım attığımız da sanki zaman durmuş gibiydi. Koridorlar, sınıflar, bahçe… Sanki dün ayrılmışız da bugün yeniden dersimize girecekmişiz gibi. Nice öğrenciler yetiştirdiğimiz, nice hatıralar biriktirdiğimiz okul, bütün sadeliğiyle bizi bekliyordu.

Okulu gezerken, giriş kapısının hemen sol tarafında bulunan çeşme dikkatimi çekti. Üzerindeki “Önce İyi İnsan” yazısı vardı. Bu sözün nasıl ortaya çıktığını İhsaniye Anadolu Lisesi emekli müdürü ve edebiyat öğretmeni Mustafa Toptop şöyle anlattı:

“Çeşmeyi yaptırmaya gittiğimiz yerde üzerinde “Besmele” yazılı hazır bir çeşme gördüm. Besmeleyi çok severim ama benden sonra birisi gelir, ‘Bunun burada ne işi var?’ diyerek çeşmeyi kaldırabilir diye düşündüm. Ustaya, okulun adıyla birlikte ‘Önce İyi İnsan’ yazabilir misin, dedim. Tamam dedi.

Daha sonra çeşmeyi özellikle öğrencilerin her gün göreceği girişe yerleştirdik. Amacımız, çocuklarımızın zihinlerine önce iyi insan olma düşüncesini yerleştirmekti. Zamanla ‘Önce İyi İnsan’ sözü okulumuzun sloganı haline geldi.”

Ne kadar anlamlı bir düşünce… Çünkü eğitimin temelinde önce iyi insan yetiştirmek vardır. Bilgi sonradan kazanılır; makamlar gelir geçer. Ama iyi insan olabilmek, ömür boyu taşınacak en büyük değerdir.

Bu güzel ziyaret sırasında okulun önünde yılların ardından bir hatıra fotoğrafı da çektirdik. Ben 44 yıl sonra, bazı arkadaşlarımız ise 45, 46 hatta 50 yıl sonra aynı okulun bahçesinde ve aynı yerde yeniden bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadık.

Fotoğrafta yer alanlar; Soner Lokman, Mustafa Toptop, Hatem Aydemir (öğrenci), Aziz Boy, İdris Karakuş, Ahmet Akıncı, Ahmet Benli (şimdiki okul müdürü), Uğur Müftüoğlu, Hasan Arif Bolat, Erhan Yırcalı, Talip Çil, Basri Şimşek (öğrenci) ve Metin İbili idi.

O gün hepimiz yılların nasıl su gibi akıp geçtiğini bir kez daha hissettik. Takvim yaprakları değişiyor, nesiller büyüyor, insanlar emekli oluyor ama dostluklar ve hatıralar yerinde duruyordu.

Bizi büyük bir samimiyetle karşılayan, okulumuzu gezdiren ve her konuda yakından ilgilenen değerli okul müdürü Ahmet Benli’ye ve bizleri yalnız bırakmayarak bu buluşmaya anlam katan, yanımızdan bir an için bile ayrılmayan eski öğrencilerimize de gönülden teşekkür ediyorum.

Bir okulun gerçek zenginliği binaları değil; yetiştirdiği insanlar, bıraktığı izler ve yıllar sonra bile bir araya gelebilen öğretmenleri ile öğrencileridir.

Evet… Yıllar geri gelmiyor. Ama bazen bir okul kapısından içeri girdiğinizde, bir çeşmenin üzerindeki yazıyı okuduğunuzda, eski dostlarla aynı karede buluştuğunuzda, insan birkaç saatliğine de olsa gençliğine dönüyor.

İşte o gün İhsaniye Lisesi’nde bunu yaşadık.

Yıllar geri gelse ne güzel olurdu…

 

-*-*-*-

 

EBABİL KUŞU

Dün akşamüstü balkona çıktığımda karşılaştığım manzara, sıradan bir günün içine beklenmedik bir hikâye bıraktı. Küçücük, siyaha çalan tüyleriyle hareketsiz duran bir kuş… İlk bakışta ne olduğunu anlayamadım. Yaklaştıkça fark ettim ki bu, yıllardır adını duyduğum ama hiç canlı görmediğim bir Ebabil kuşu.

Kaçmıyordu. Zaten kaçacak hali de yoktu. Belli ki çok yorulmuştu. Belki de daha yeni yuvadan ayrılmış bir yavruydu. Bu kuşların en ilginç özelliklerinden biri, ayak yapıları nedeniyle düz zeminden kolayca havalanamamaları. Yani yere düştüklerinde kendi başlarına yeniden uçmaları çoğu zaman mümkün olmuyor. İşte o yüzden balkona düşmüş olması büyük ihtimalle bir kazaydı. Tahminim, apartmanın çatısında yuvası vardı ve oradan savrulup benim balkonuma geldi.

Onu hemen bir kutunun içine aldım. Altına yumuşak bir havlu serdim. Bir süre sonra gözleri kapandı, uyudu. Dinlenmeye ihtiyacı olduğu her halinden belliydi. Şırınga ile biraz su verdim. İnternetten hızlıca araştırınca işin aslında ne kadar zor olduğunu öğrendim. Ebabil bakmak öyle herkesin altından kalkabileceği bir iş değildi. Süt içmezler, ekmek yemezler. Solucan bile uygun değil. Sadece uçan böceklerle beslenirler. Yani doğadaki beslenme düzenlerini ev ortamında sağlamak neredeyse imkânsızdı.

Zaten bu kuşların hayatı da başlı başına sıra dışı. Ebabiller göçmen kuşlardır. Yaz aylarında Türkiye’ye, özellikle de Balıkesir gibi bölgelere gelirler. Kış geldiğinde ise Afrika’ya göç ederler. Yani binlerce kilometrelik bir yolculuğu her yıl tekrar ederler. Daha da ilginci, hayatlarının büyük bölümünü havada geçirirler. Uçarken beslenir, uçarken su içer, hatta uçarken uyudukları bile söylenir. Yere inmeyi neredeyse hiç tercih etmezler.

Bir başka dikkat çekici özellikleri de hızları. Saatte 100 kilometreyi aşan süratlere ulaşabilirler. Bu küçücük bedenin içinde böylesine bir enerji olması insanı hayrete düşürüyor. Doğanın dengesi, bazen en küçük canlıda bile kendini güçlü şekilde hissettiriyor.

Kısa süreli misafirliğimizin ardından, kendine geldiğini fark ettim. Kutudan çıkarıp balkona bıraktım. Bir süre durdu. Sonra kanatlarını açtı ve bir anda gökyüzüne karıştı. O an içimde garip bir rahatlama oldu. Umarım yuvasını bulmuştur diye düşündüm.

Belki de bu küçücük karşılaşma, bana doğayla aramızdaki bağın ne kadar hassas olduğunu yeniden hatırlattı. Bazen bir balkon, bir kuş için hayatta kalma durağı olabiliyor. Bazen de insan, hiç beklemediği bir anda doğanın misafiri olabiliyor.

Giriş Yap

Balıkesir Birlik Gazetesi - Son Dakika , Güncel Haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.