1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. KÖYÜN YOLU VAR.. YA İNTERNETİ?

KÖYÜN YOLU VAR.. YA İNTERNETİ?

 

Son aylarda Balıkesir’in kırsal mahallelerini sık sık ziyaret ediyorum.

Her gittiğim köyde muhtarlarla, vatandaşlarla sohbet ediyorum. Konuşulan konular değişiyor; kimi suyu anlatıyor, kimi tarımı, kimi hayvancılığı…

Ancak, neredeyse bütün köylerde ortak bir şikâyet var.

“İnternet çekmiyor…”

“Telefonla konuşurken ses gidip geliyor.”

“Bazı yerlerde bırakın interneti, telefon bile çekmiyor.”

Eskiden köylerin en büyük sorunu yoldu.

Ardından su geldi.

Sonra kanalizasyon, asfalt ve ulaşım konuşuldu.

Bugün ise yeni bir ihtiyaç var.

İnternet…

Hatta artık internet, yol kadar önemli.

Çünkü artık hayatımızın her alanında var.

Çiftçi destekleme başvurularını internetten yapıyor.

Öğrenci ödevini internetten araştırıyor.

Gençler uzaktan eğitim görüyor.

Esnaf bankacılık işlemlerini cep telefonundan yapıyor.

Vatandaş e-Devlet’e giriyor, hastane randevusu alıyor, resmi işlemlerini internet üzerinden takip ediyor.

Bütün bunlar olurken kırsal mahallede yaşayan vatandaşın telefonu çekmiyorsa, internet bağlantısı sürekli kopuyorsa, bu artık sadece bir iletişim sorunu değildir.

Bu, bir hizmet sorunudur.

Özellikle gençler bu konuda çok dertli.

“Köyde internet yok, telefon çekmiyor” diyerek şikâyet ediyorlar.

Haklılar.

Bugün bir genç, internet olmadığı için dersini takip edemiyorsa, araştırmasını yapamıyorsa ya da arkadaşlarıyla sağlıklı iletişim kuramıyorsa, o köyde yaşamayı istememesi de şaşırtıcı değildir.

Sonra da “Gençler neden köyde kalmıyor?” diye soruyoruz.

Cevabın bir kısmı belki de burada gizli.

Elbette baz istasyonu kurmanın teknik ve hukuki boyutları vardır.

Coğrafi şartlar vardır.

Yatırım maliyetleri vardır.

Ancak kırsalda yaşayan insanlar da artık şehirde yaşayanlarla aynı hizmet kalitesini bekliyor.

Bu beklenti lüks değildir.

Bu, çağımızın gereğidir.

Nasıl ki yıllar önce “Her köye yol, her köye su” anlayışı vardı…

Bugün de “Her köyde güçlü iletişim” anlayışı olmalıdır.

Çünkü internet artık sadece sosyal medya değildir.

İnternet; eğitimdir.

Üretimdir.

Ticarettir.

Sağlıktır.

Güvenliktir.

Hatta afet anlarında hayati bir ihtiyaçtır.

Yerel yöneticiler, muhtarlar ve ilgili kurumlar bu konuyu daha yüksek sesle gündeme getirmeli, mobil operatörler de kapsama alanlarını genişletmek için gerekli yatırımları hızlandırmalıdır.

Balıkesir’in kırsalı üretmeye devam ediyor.

Tarımıyla, hayvancılığıyla, alın teriyle bu şehrin ekonomisine katkı sunuyor.

Kırsalda yaşayan vatandaşın beklentisi ise çok büyük değil.

Sadece telefonunun çekmesini, internetinin kesilmemesini istiyor.

Belki kulağa küçük bir talep gibi geliyor.

Ama bugün bir köyün geleceğini belirleyen şey bazen asfalt değil, çekim gücüdür.

Çünkü artık köyün yolu kadar, interneti de önemlidir ve güçlü iletişim altyapısı olmayan bir kırsalın, geleceğe güçlü adımlarla yürümesi kolay değildir.

 

-*-*-*-

 

Garsona Kötü Davranan Sevgiliyle Ömür Geçer mi?

Hani birini yeni tanırsınız da, sizin yanınızda dünyanın en nazik, en kibar, en “beyefendi” ya da “hanımefendi” insanı kesilir ya… İşte tam o anda bir garson gelir, siparişi yanlış getirir ya da ekmek gecikir. Bizim o “pamuk kalpli” arkadaşın içinden bir canavar çıkar; gözlerini devirir, azarlar, sanki karşısındaki insan değil de bir robotmuş gibi davranır. İşte orada durup bir düşünmek lazım.

Aslında yıllar önce söylenmiş ama eskimek bilmeyen o meşhur laf tam da buraya parmak basıyor: “Bir insanın kalitesini anlamak istiyorsan, senden güçlü olana değil, senden güçsüz olana nasıl davrandığına bak.” Felix Pécaut

 

Güce Tapmak Kolay, Esas olan İnsan Kalmak

Patronun karşısında el pençe divan durmak bir meziyet değil, mecburiyettir. Kovulmamak için, terfi almak için ya da ayıp olmasın diye herkes maskesini takar. Ama alt komşuya, yoldaki kuryeye, ofisteki stajyere ya da kapıdaki görevliye karşı takınılan tavır? İşte o, insanın ruhunun röntgenidir.

Neden mi? Çünkü o insanların size verebileceği bir ödül ya da size verebileceği bir zarar yoktur. Onlara nazik davranmak için “çıkarınız” yoktur. Eğer bir çıkarınız olmadığı halde nezaketinizi bozmuyorsanız, işte o zaman gerçekten “değerli” birisinizdir.

 

Sosyal Medya Kibarlığı ve Gerçek Hayat

Bugünlerde herkes sosyal medyada “iyilik meleği”. Herkes empati kuruyor, herkes kul hakkından bahsediyor. Ama telefon ekranını kapatıp kafayı kaldırdığımızda işler değişiyor. Marketteki kasiyer bir saniye geç işlem yapınca ortalığı ayağa kaldıran, trafikte yol vermeyen, kendinden düşük gördüğü birine “sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diyen o kadar çok insan var ki…

Aslında hayat bir tiyatro sahnesi gibidir. Başrol oyuncusu (yani biz), figüranlara (hayatımızdaki geçici insanlara) nasıl davranıyorsa, oyunun kalitesi de odur. Eğer birine sadece size bir faydası dokunacağı için iyi davranıyorsanız, üzgünüm ama bu iyilik değil, sadece “ticarettir”.

Birini tanımak için onun kaç dil bildiğine, hangi okuldan mezun olduğuna ya da ne kadar kazandığına bakmayı bırakın. Bunlar sadece “etikettir”. Gerçek değeri görmek istiyorsanız; o kişinin hiç kimseden çekinmediği bir anda, kendinden zayıf birine nasıl baktığına, ses tonunu nasıl ayarladığına bakın.

Çünkü nezaket, sadece yukarıdakilere değil, en çok da aşağıdakilere gösterildiğinde “asalet” olur.

Dipnot: Bu yazının ilham kaynağı olan o meşhur düşünce, 19. yüzyılda yaşamış Fransız eğitimci “Felix Pécaut”ya aittir. Kendisi hayatı boyunca ahlakın ve karakterin okul kitaplarından değil, insanın içindeki vicdandan gelmesi gerektiğini savunmuştur. Gördüğün gibi, aradan 150 yıl geçse de insan ruhu aynı sınavdan kalmaya veya geçmeye devam ediyor.

Giriş Yap

Balıkesir Birlik Gazetesi - Son Dakika , Güncel Haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.