1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. PAŞAALANI’NDAN YÜKSELEN ÇÖP SORUNU YARIN BALIKESİR’İN SORUNU OLMASIN

PAŞAALANI’NDAN YÜKSELEN ÇÖP SORUNU YARIN BALIKESİR’İN SORUNU OLMASIN

 

 

Balıkesir’in Paşaalanı Mahallesi son yıllarda hızla büyüyor. Birbiri ardına yükselen büyük siteler, mahalleyi şehrin en gözde yerleşim alanlarından biri haline getirdi. Ancak her büyümenin beraberinde getirdiği sorunlar da oluyor. Paşaalanı’nda bunların başında ise ne yazık ki çöp sorunu geliyor.

Mahalledeki büyük sitelerin çöp konteynerleri genellikle sitelerin dışında bulunuyor. Onlarca  dairenin günlük evsel atığı, birkaç konteynere bırakılıyor. Belediye temizlik ekipleri bu konteynerleri gün içinde boşaltsa da, kısa süre sonra aynı manzarayla yeniden karşılaşılıyor. Çünkü çıkan çöp miktarı, mevcut sistemin kaldırabileceğinin çok üzerine çıkmış durumda.

Sorun sadece konteynerlerin dolması da değil.

Çöplerden geri dönüşüm malzemesi toplayan kişiler, konteynerleri karıştırırken poşetleri yere bırakıyor. Ardından Balıkesir’in özellikle bu bölgelerinde etkili olan rüzgâr devreye giriyor. Hafif atıklar, kâğıtlar ve plastikler çevreye savruluyor. Birkaç saat içinde konteynerin çevresi adeta küçük bir çöp alanına dönüşüyor.

Bu görüntü ne Paşaalanı’na yakışıyor ne de Balıkesir’e.

Burada belediyeyi haksız yere eleştirmek de doğru olmaz. Çünkü temizlik işleri ekipleri görevini yapıyor, konteynerleri düzenli olarak boşaltıyor. Ancak mesele artık sadece çöp toplama meselesi olmaktan çıktı. Sorun, planlama eksikliğinden kaynaklanıyor.

Asıl yapılması gereken, bu sorunu daha siteler inşa edilirken düşünmekti.

Bugün büyük bir site yapılırken otopark hesaplanıyor, yeşil alan ayrılıyor, yangın yönetmeliği uygulanıyor. Onca, daireden çıkacak çöp neden proje aşamasında aynı ciddiyetle ele alınmıyor?

Bence artık bunun zamanı geldi.

Belirli bir daire sayısının üzerindeki siteler için, inşaat ruhsatı verilmeden önce yer altı çöp konteyneri sistemi zorunlu hale getirilmelidir. Müteahhit, nasıl otoparkını yapıyorsa, nasıl çevre düzenlemesini tamamlıyorsa, modern bir çöp toplama sistemini de projesine dahil etmelidir.

Yer altına gömülen, etrafı düzenlenmiş, çevreye kötü görüntü vermeyen, daha hijyenik ve daha fazla çöp depolayabilen bu sistemler artık lüks değil, ihtiyaçtır.

Belki Balıkesir’in bazı bölgelerinde bu uygulama vardır. Eğer varsa, yoğun nüfuslu sitelerin bulunduğu mahallelere yaygınlaştırılmalıdır. Eğer yoksa, bundan sonra yapılacak büyük projelerde mutlaka şart koşulmalıdır.

Çünkü Paşaalanı bugün bunu yaşıyorsa, yarın Bahçelievler yaşayacak, ertesi gün Adnan Menderes Mahallesi yaşayacak, ardından şehrin gelişen başka mahalleleri…

Yani mesele sadece Paşaalanı’nın meselesi değildir.

Bu, büyüyen Balıkesir’in meselesidir.

Şehirler sadece yüksek binalarla modern olmaz. Modern şehirler, altyapısıyla, temizliğiyle, planlamasıyla ve çevreye verdiği değerle modern olur.

Belki de artık belediyeler ile müteahhitlerin aynı masaya oturup şu soruyu sormasının zamanı gelmiştir:

“Bu siteye kaç daire yapacağız?” sorusundan önce…

“Bu sitenin çöpünü nasıl yöneteceğiz?” sorusunu sormalıyız.

Çünkü bugünün ihmali, yarının çevre sorunu olur.

Paşaalanı bize önemli bir mesaj veriyor. Bu mesajı sadece bir mahallenin sorunu olarak görmeyelim. Şimdiden gerekli adımlar atılırsa, yarın Balıkesir’in diğer mahallelerinde aynı manzaraları görmek zorunda kalmayız.

Temiz bir şehir, sadece daha çok çöp toplamakla değil, çöpü doğru planlamakla mümkündür.

 

-*-*-*-

 

Biz Taşra Sakinliğindeyken Balıkesir’e Kimler Geldi?

 

Son yıllarda nereye baksak aynı muhabbet: “Geleneksel sosyal doku değişiyor, şehir eski sakinliğini kaybediyor.” Sosyologların “demografik dönüşüm” dediği, bizim ise sokakta yürürken, market kuyruğunda beklerken bizzat hissettiğimiz o büyük göç dalgası…

Ancak Balıkesir söz konusu olduğunda bu göç hikâyesini doğru okumak gerekiyor. Büyükşehir dediysek, mesele sadece merkezden ibaret değil. Dönüp bir bakın; Balıkesir’in kalbi, idari merkezi sayılan Altıeylül ve Karesi ilçeleri aslında bu büyük göç fırtınasının merkez üssü değil. Merkez ilçelerimiz hâlâ o bildiğimiz memur, emekli, esnaf ve üniversite öğrencisi üçgenindeki tanıdık, sakin taşra ritmini korumaya çalışıyor.

Asıl büyük demografik deprem ve nüfus patlaması, merkezin uzağında, dağların arkasındaki o meşhur kıyı şeridinde yaşanıyor.

 

Körfez’in Beyaz Yakalı Akını: “Metropol Yorgunları”

Özellikle pandemi dönemiyle başlayan ve sonrasında tırmanan İstanbul-Ankara kaçışı, Edremit Körfezi’ni (Ayvalık, Burhaniye, Edremit, Gömeç) adeta birer “açık hava şantiyesine” ve İstanbul’un birer banliyösüne çevirdi. Eskiden sadece yaz aylarında hareketlenen bu kıyı ilçeleri, artık dört mevsim yaşayan, plazalardan kaçıp zeytin ağaçlarının gölgesine sığınan “beyaz yakalı” göçmenlerin yeni vatanı oldu.

Bu göç, beraberinde ciddi bir sosyo-kültürel değişimi getirdi. Yerel halkın kahvehanede, pazarda sürdürdüğü o sakin, telaşsız hayat tarzının karşısına; aceleci, beklentileri yüksek, İstanbul konforunu ve hızını buraya taşımak isteyen yeni bir nüfus dikildi. Bir yanda “Azıcık aşım, ağrısız başım” diyen yerli halk, diğer yanda “Neden burada üçüncü dalga kahveci yok?” ya da “Trafik neden bu kadar ağır ilerliyor?” diye sabırsızlanan metropol kaçkınları…

 

Sığınmacı Dalgası ve Öğrenci Akını

Tabii göç sadece büyükşehirlerden gelen eğitimli nüfusla sınırlı kalmadı. Türkiye’nin genelinde yaşanan sığınmacı ve göçmen hareketliliği, Balıkesir’in tarım ve sanayi bölgelerinde de kendini hissettirdi. Bu durum, özellikle ucuz iş gücü arayan sektörler ile mahalle kültürünü korumak isteyen yerel halk arasında sessiz bir uyum (veya uyumsuzluk) sürecini beraberinde getirdi.

Madalyonun bir diğer yüzünde ise Bandırma ve merkezdeki üniversite nüfusu var. Anadolu’nun dört bir yanından gelen Z kuşağı öğrenciler, kentin gençlik enerjisini yükseltirken, ev kiralarının fırlamasına ve yerel esnafın müşteri profilinin tamamen dijitalleşmesine yol açtı.

 

Uyum mu, Çatışma mı?

Peki, Balıkesir’in o kendine has, huyu suyu sert ama özü samimi insanı bu değişime nasıl ayak uyduruyor?

Dürüst olalım; ilk başlarda “Misafirdir, gelir geçer” gözüyle bakılan bu durum, artık kalıcı bir ortak yaşama dönüşmek zorunda. Yerel halk, artan konut fiyatları ve değişen yaşam tarzları karşısında inceden bir yabancılaşma hissetmiyor değil. Eskiden herkesin birbirini tanıdığı sokaklarda artık bambaşka aksanlar, bambaşka diller ve hayat felsefeleri konuşuluyor.

Balıkesir, Altıeylül ve Karesi’nin o korunaklı, sakin yapısıyla eskiyi muhafaza etmeye çalışırken; kıyıları ve sanayi ilçeleriyle geleceğin kozmopolit yapısına doğru hızla sürükleniyor.

Kıssadan hisse: Şehirler büyür, nüfuslar değişir; bu kaçınılmazdır. Önemli olan, bu şehre yeni gelenlerin “buralı” olmaya mı çalıştığı, yoksa geldikleri yerin dertlerini ve kaosunu da heybelerinde taşıyıp getirdiği meselesidir. Umarız Balıkesir, gelenleri yutacak kadar güçlü olan o sakin ruhunu hiçbir zaman kaybetmez.

Giriş Yap

Balıkesir Birlik Gazetesi - Son Dakika , Güncel Haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.