Bugün birçok insan “önceki hayatımda şuydum”, “ben bu dünyaya ait değilim”, “uzaydan geldim”, “özel seçilmiş kişiyim” gibi cümlelerle dikkat çekmeye çalışıyor. Kimi bunu gerçekten inanarak söylüyor, kimi sosyal medyada görünür olmak için, kimi de insanların merak duygusunu kullanarak etki alanı oluşturmak istiyor. Gerçek ile hayal arasındaki çizginin giderek silikleştiği bir çağda yaşıyoruz. İnsanlar artık bilgiye değil, heyecana inanmayı tercih ediyor. Çünkü sıradan gerçekler yerine gizemli hikâyeler daha çok ilgi çekiyor.
Oysa insanın değeri başka bir gezegenden geldiğini iddia etmesinde değil, yaşadığı dünyaya ne kattığında gizlidir. Bugün bir insanın “uzaylı” olduğunu söylemesi bilimsel bir gerçek ortaya koymuyor; çoğu zaman dikkat çekme ihtiyacını, farklı görünme isteğini ya da toplumdan kopmuş bir ruh halini anlatıyor. Bazıları bunu ticarete dönüştürüyor, bazıları takipçi kazanıyor, bazıları ise insanların inanç boşluklarından faydalanıyor.
Geçmiş yaşam hikâyeleri de benzer bir alan oluşturuyor. Kimse önceki hayatında sıradan biri olduğunu anlatmıyor. Herkes ya kral, ya savaşçı, ya da gizemli biri olduğunu söylüyor. Çünkü insan zihni kendisini özel hissetmek istiyor. Günümüz dünyasında sıradan olmak artık birçok kişiye ağır geliyor. Sosyal medya ise bunu sürekli körüklüyor. Herkes farklı görünmek, diğerlerinden ayrışmak ve dikkat çekmek için daha uç söylemler üretmeye başlıyor.
Asıl tehlike burada başlıyor. Gerçeklerden uzaklaşan toplumlar, zamanla düşünmeyi bırakıyor. Bilim yerine söylentiler, emek yerine kolay şöhret, akıl yerine manipülasyon öne çıkıyor. İnsanlar artık bir doktorun, bir bilim insanının ya da bir öğretmenin sözünden çok; kameraya gizemli bakış atan bir sosyal medya fenomenine inanabiliyor. Çünkü çağımızda hakikat sessiz, gösteri ise çok gürültülü.
Oysa insanın bu dünyadaki en büyük yolculuğu başka galaksilerden geldiğini kanıtlamak değil; iyi bir insan olabilmektir. Vicdanlı olmak, üretmek, çalışmak, dürüst kalmak ve insanlara fayda sağlamak… Bunlar artık en az konuşulan ama en değerli özellikler haline geldi.
Belki de bugün insanlığın ihtiyacı olan şey, yıldızlardan geldiğini iddia eden insanlar değil; yere sağlam basan, aklıyla konuşan ve gerçeği savunabilen insanlardır. Çünkü dünya, hayali kimlikler kuranlardan çok; sorumluluk alan insanlarla ayakta kalır.
-*-*-*-
Mezarlıklar Sahipsiz Kalmamalı
Bayramlar sadece yaşayanların değil, kaybettiklerimizin de hatırlandığı günlerdir. İnsan bayram sabahı eline bir demet çiçek alıp mezarlığa giderken aslında biraz da geçmişine gider. Bir Fatiha okumak, dua etmek, birkaç dakika sessizce oturmak ister. Ancak geçtiğimiz günlerde Başçeşme Mezarlığı’nda gördüğüm manzara düşündürücüydü. Bazı mezarların üzeri otlarla kaplanmıştı. Kurumuş yabani otlar mezar taşlarını görünmez hale getirmiş, bazı yerlerde ise bakımsızlık oldukça kötü bir görüntü oluşturmuştu. Elbette yakınları maddi durumu iyi olan mezarları özel olarak temizletiyor, çiçek diktiriyor, bakım yaptırıyor. Ama herkesin buna gücü yetmiyor. İşte tam burada belediyelerin devreye girmesi gerekiyor. Çünkü mezarlıklar yalnızca defin alanı değildir. Bakılması gereken en önemli yerlerden biridir.
Bugün Türkiye’nin birçok büyükşehir belediyesinde “Mezarlıklar Daire Başkanlığı” ya da benzer isimlerle çalışan özel birimler bulunuyor. Bu birimler sadece defin işlemleriyle değil; mezarlık temizliği, peyzaj düzenlemesi, ot biçme, sulama ve bakım hizmetleriyle de ilgileniyor. Özellikle büyük şehirlerde bayram öncesi mezarlıklarda yoğun bakım çalışmaları yapılıyor. Çimler biçiliyor, yollar temizleniyor, kuruyan alanlara çiçek dikiliyor. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nde ise mezarlık hizmetlerinin büyük bölümünün ilçe belediyelerine bırakıldığı görülüyor. Elbette cenaze nakil hizmetleri ve bazı düzenlemeler yapılıyor. Başçeşme Mezarlığı’nda geçmiş yıllarda yenileme ve çevre düzenleme çalışmaları da gerçekleştirildi. Ancak böylesine büyük ve manevi değeri yüksek mezarlıklarda düzenli bakımın daha kurumsal hale gelmesi gerektiği açıkça görülüyor.
Belki Balıkesir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde doğrudan “Mezarlık Dairesi Başkanlığı” adıyla özel bir yapı kurulabilir. Sadece defin işlemleriyle ilgilenen değil; mezarlıkların genel görünümünü takip eden, bayram öncesi rutin bakım yapan, yaşlı ve kimsesiz vatandaşların mezarlarını ücretsiz temizleyen bir sistem oluşturulabilir.
Mesele sadece ot biçmek değil ki… Bir mezarın bakımlı olması, aslında o şehirde yaşayan insanlara verilen değeri gösterir. Mezarlıkların hali biraz da şehirlerin karakterini anlatır. İnsan bayram günü mezarlığa gittiğinde yabani ot görmek istemiyor. Bakımlı ve düzenli bir mezarlık görmek istiyor. Belki de belediyecilik sadece yol yapmak, kaldırım döşemek değildir, yıllar önce bu şehirde yaşamış insanlara da vefa göstermektir.
