1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. ÖLÜNCE SENİN DEĞER VERDİKLERİN ÇÖP OLUYOR

ÖLÜNCE SENİN DEĞER VERDİKLERİN ÇÖP OLUYOR

 

 

Bir insan öldüğünde evin içindeki sessizlik sadece insanın yokluğundan oluşmuyor. Asıl sessizlik, ona ait eşyaların anlamını kaybetmeye başlamasıyla çöküyor. Hayattayken özenle korunan, kimsenin dokunmasına izin verilmeyen şeyler, birkaç gün sonra kolilere dolduruluyor. Sonra o cümle duyuluyor: “Bunları ne yapacağız?”

İşte insanın bütün hayatı bazen o sorunun içine sığıyor.

Bir düşünün… Yıllarca vitrinde duran cam bardaklar vardır bazı evlerde. Sadece misafir gelince çıkarılır. Ev sahibi onları dizerken dikkat eder, kırılmasın diye çocukları uyarır. Çünkü o bardak sıradan bir cam değildir onun gözünde. Belki evlendiğinde alınmıştır, belki yıllarca taksitle ödenmiştir, belki de mutlu günlerin simgesidir. Ama ev boşaltılırken bir başkası için sadece “eski bardak” olur. Hatta çoğu zaman değersiz görülüp çöpe gider.

Ya da eski bir çakı… Bir babanın yıllarca cebinden ayırmadığı, paslanmış ama hâlâ sakladığı bir çakı. Belki askerdeyken taşımıştır, belki ilk maaşıyla almıştır, belki oğluyla çıktığı bir yolculuğun hatırasıdır. Ama onu tanımayan biri için sadece eski bir demir parçasıdır. Çünkü eşyanın hikâyesi sahibiyle birlikte toprağa girer.

En acısı da fotoğraf albümleri galiba… Bir zamanlar evin en kıymetli hazinesi olan albümler şimdi kimsenin açıp bakmadığı eşyalara dönüştü. Sararmış fotoğrafların içinde düğünler var, asker uğurlamaları var, artık hayatta olmayan insanların gülüşleri var. Bir annenin gençliği, bir çocuğun ilk adımı, kalabalık bayram sofraları var. Ama o insanlar öldükten sonra albümler bazen bir kolinin dibinde unutuluyor, bazen de eskiciye veriliyor. Çünkü o anıları yaşamayan biri için fotoğraf sadece yabancı yüzlerden oluşuyor.

Eskiciler ve bit pazarı satıcıları aslında bunun canlı şahidi. Onların tezgâhında sadece eşya yoktur; yarım kalmış hayatlar vardır. Bir köşede eski bir radyo durur. Kim bilir kaç akşam haberleri onun başında dinlendi. Belki bir aile ilk kez o radyodan maç heyecanı yaşadı. Belki savaş haberi duyuldu, belki bir türküyle ağlandı. Ama şimdi birkaç yüz liraya satılmayı bekliyor.

Bir başka rafta eski bir daktilo vardır. Belki onunla ne hikâyeler yazıldı. Belki bir arzuhalci yıllarca onun başında dilekçe yazdı ve evine ekmek götürdü. Şimdi üstünde toz birikiyor. Çünkü insan gidince eşyanın ruhu da gidiyor.

Bugün bizim hayatımız da farklı değil aslında. Şimdi elimizden düşürmediğimiz telefonlar, almak için aylarca çalıştığımız bilgisayarlar, markasıyla övündüğümüz kıyafetler… Bir gün bizim için taşıdığı anlamı tamamen kaybedecek. Belki çocuklarımız onları bir çekmeceden çıkarıp “at gitsin” diyecek. Belki bir ikinci el dükkânında yığının içinde duracaklar. Belki de bir çöp konteynırın dibinde son bulacaklar.

İnsan bunu düşününce hayatın gerçeği yüzüne daha sert çarpıyor. Biz ömrümüz boyunca eşya biriktiriyoruz ama aslında hiçbirine sahip olamıyoruz. Çünkü sonunda hepsi başka ellere geçiyor. Geride kalan şey; pahalı eşyalar değil, insanların birbirinde bıraktığı iz oluyor.

Bir insanın sesi…

Bir sofradaki kahkahası…

Bir çocuğun hafızasında kalan merhameti…

İşte onlar çöpe gitmiyor.

Belki de bu yüzden insan hayatını sadece eşya almakla değil, anlam bırakmakla geçirmeli. Çünkü bir gün herkesin eşyası dağılacak ama iyi ya da kötü bıraktığı hatıra yaşamaya devam edecek.

 

-*-*-*-

 

VEFAT EDEN ARKADAŞLARI TELEFONUN REHBERİNDEN SİLEMEMEK

 

Eskiden insanlar birini kaybettiğinde geriye birkaç fotoğraf, birkaç mektup ve anılar kalırdı. Şimdi ise başka bir şey daha kalıyor: telefon rehberindeki isimler.

Modern çağın en garip yas biçimlerinden biri bu belki de… Hayatını kaybetmiş bir insanın, bir arkadaşının numarasını rehberden silememek.

Telefon rehberinde hâlâ duruyor o isimler. Arama kısmına yazınca çıkıyor. Mesaj ekranı açılıyor. WhatsApp fotoğrafı bazen hâlâ aynı kalıyor. Ama bir şey eksik… “Son görülme” kısmı yok artık. Çevrimiçi olmayacak. Mesaj atsanız cevap gelmeyecek. Telefon çalmayacak.

Ama insan yine de silemiyor.

Çünkü o numara orada durdukça, sanki dünya ile bağı tamamen kopmamış gibi geliyor. Belki yanlışlıkla arayacakmışız gibi… Belki bir gün ekranda yeniden adı belirecekmiş gibi… Akıl bunun imkânsız olduğunu biliyor ama kalp başka davranıyor. Eskiden ölüm daha somuttu. İnsan mezarlığa gider, toprağa bakar ve yokluğu kabullenirdi. Şimdi ise ölüm dijital hayatın içinde donup kalıyor. Bir insan ölüyor ama Instagram hesabı duruyor. Facebook doğum günü hatırlatması göndermeye devam ediyor. Spotify listeleri kalıyor. WhatsApp konuşmaları silinmiyor. Ses kayıtları telefonda yaşamaya devam ediyor.

İnsan bazen gecenin bir vakti eski mesajları açıyor. “Nasılsın?” yazmış yıllar önce. Çok sıradan görünen bir cümle bile insanın içine oturuyor. Çünkü o mesaj yazılırken kimse bunun bir gün hatıraya dönüşeceğini düşünmüyordu.

En ağırlarından biri de ses kayıtları galiba… Hayatını kaybetmiş bir insanın sesini tekrar duymak. Bir anda zaman duruyor sanki. Çünkü insan sesi unutuyor ama telefon unutmuyor. Teknoloji bazen hafızamızdan daha güçlü hale geliyor. Bu yüzden modern insanın yas süreci eskisine göre daha farklı ve daha karmaşık. Çünkü artık insanlar sadece anıları değil, dijital izleri de geride bırakıyor. Ve o izler silinmediği sürece insan tam olarak vedalaşamıyor.

Bazıları hemen siliyor numarayı. Dayanamıyor. Bazıları ise yıllarca dokunmuyor. Hatta rehberdeki ismi görünce içten içe rahatlıyor. Çünkü bazı kayıplar unutulmak istenmiyor. İnsan acıtsa bile bazı şeyleri saklamak istiyor.

Aslında o numaranın telefonda durması, biraz da insanın geçmişi elinde tutma çabası. Çünkü ölümün en sert tarafı, geri dönüş ihtimalinin olmaması. Telefon rehberindeki bir isim ise beynimize küçük bir yalan söylüyor: “Belki hâlâ ulaşabilirsin.”

Ama hayat devam ediyor. Zaman akıyor. Yeni mesajlar geliyor, yeni insanlar ekleniyor, eski konuşmalar aşağıda kalıyor. Yine de bazı isimler hiç silinmiyor. Çünkü insan bazen bir kişiyi değil, onun telefonda bıraktığı izi yaşatıyor.

Giriş Yap

Balıkesir Birlik Gazetesi - Son Dakika , Güncel Haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.