1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI!

TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI!

 

 

Milenyum çağındayız.

Artık her şey bir tık uzağımızda.

Özellikle gün içinde cep telefonlarıyla çok fazla vakit geçiriyoruz.

Fakat zamanın önemli bir kısmını telefonla konuşmak için değil, internet üzerinden sosyal medya da video izlemek için geçiriyoruz.

Gerçekten teknoloji bağımlığı diye bir hastalık var.

Ekran karşısında saatler sonrası, sessiz sedasız insan vücuduna yerleşen bir hastalık.

Kimisi oyun oynuyor, kimisi sosyal medya ve sonsuz kaydırma peşinde zaman öldürüyor.

Sabah uyanır uyanmaz artık yaptığımız ilk şey telefonu elimize almak oluyor.

Sonra bir bakmışsınız gece ne olmuş diye sosyal medyadasınız, haberler de ne var, kim ne paylaşmış derken tuvalete bile telefonla girer olduk. Ardından sabah kahvaltısında sofrada bir taraftan kahvaltı ederken diğer taraftan telefon izliyoruz.

Teknoloji hayatımızın her alanında.

Sadece telefonla da değil. Tablet, bilgisayar, televizyon her anlamda teknolojiye bağlı bir dönemdeyiz. Bu teknolojik aletler sanki kendimizin bir parçası gibi.

Günde ortalama dört saatini telefonuna bakan bir insan, yılda altmış günü ekrana harcıyor. Bu süre; bir roman okumaya, bir dil öğrenmeye, belki de bizi gerçekten mutlu edecek bir şeye yetebilecek bir ömür dilimi.

Teknoloji bağımlılığının en görünür zararı dikkat dağınıklığı. Araştırmalar, sürekli bildirim alan bir beynin odak süresinin giderek kısaldığını gösteriyor.

Bir düşünün on yıl önce bir kitabı saatlerce okuyabiliyordunuz. Şimdi aynı sayfayı kaç kez okumak zorunda kalıyorsunuz?

Amma asıl kayıp, belki de daha derinde.

İlişkiler aşınıyor.

Yüz yüze konuşurken telefonumuza bakan biri, bize “sen telefon kadar önemli değilsin” mesajı veriyor farkında olmadan.

Aileler aynı masada oturup ayrı ekranlara bakıyor.

Çocuklar, anne babanın bakışı yerine ekranın ışığıyla büyüyor.

Tabi ki de ruh sağlığı zarar görüyor. Sosyal medyanın yarattığı karşılaştırma kültürü, özellikle gençlerde kaygı ve depresyonu körüklüyor. Gerçek olmayan hayatlarla gerçek hayatları kıyaslayan bir nesil, sürekli yetersizlik hissinin içinde boğuluyor.

Bazen küçük bir sargı bezi kanayan bölgeye sarıldığı zaman hayat kurtarabiliyorken, teknolojiye de bu açıdan bakmak gerekli bence. Teknolojiyi hayatınızdan çıkartın demiyorum ama onun sizi yönetmesine izin vermeyin. Siz ondan yararlanın ve bu yarar süresine dikkat edin.

Bunu yapmak için önce farkında olmak gerekiyor. Telefonunuza kaç kez baktığınızı takip edin. Hangi uygulamaların sizi en fazla “tükettiğini” görün. Sonra kendinize şunu sorun: Bu saatleri ben mi seçtim, yoksa algoritma mı?

Teknoloji bağımlılığı, diğer bağımlılıklara kıyasla görünmez sayılıyor çünkü toplumsal onay görüyor, hatta takdir ediliyor. “Sürekli ulaşılabilir olmak” bir erdem gibi sunuluyor. Ekranına bakan herkes “çalışıyor” ya da “bağlantıda” zannediliyor.

Oysa gerçekte, pek çok insan dijital gürültünün içinde kendini yitiriyor.

Belki de en devrimci hareket, zaman zaman ekranı kapatıp pencereden dışarı bakmak. Sizi bekleyen güneş ışığını, sesini duymadığınız birini, okumayı ertelediğiniz kitabı hatırlamak.

Hayat hâlâ ekranın dışında.

Saygılarımla.

Giriş Yap

Balıkesir Birlik Gazetesi - Son Dakika , Güncel Haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.