Geçtiğimiz günlerde bir dostum Altıeylül Belediyesi’ne ait 75. Yıl Parkı’nın yenilendiği alandaki Hüseyin Akyüz Emekli Kafe’sine gitmişler.
Tost, ayran, kahve ve çay içmişler sonra da 198 TL hesap ödemişler.
Şaka gibi.
“Yanlış hesaplanmış olabilir mi” diyorum. “Hayır” dedi.
10 Ekim 2025’te açılan bu tesis, uygun fiyatlı hizmetiyle emeklilerin sosyalleşebileceği, çay içip vakit geçirebileceği nezih bir ortam sunmakta.
Balıkesir’de şu aralar kime sorsam emekli kafeye bir kere yolu düşmüş.
Hizmet kalitesi çalışanların yoğun çalışması sebebiyle biraz düşük olsa da fiyatlar giden herkesi memnun ediyor.
Aslında baktığınızda bir ülkenin refahı zengininin ne kadar lüks yaşadığı ile emeklisinin cebini kaç kez kontrol ettiğiyle anlaşılır.
Son yıllarda belediyeler sosyal projeler aracılıyla halka dokumanın en kolay yolunu bulmuş durumda.
Bu kapsamda tesis, halk lokantaları, et marketler ve emeklilere dönük yaşam alanları bu hizmetlerin başında geliyor.
Ülkemizde emeklilere dönük izlenen politika sebebiyle emekli için geçim mücadelesi en ağır hissedilen dönemlerinden birini yaşıyoruz.
Bir gerecek var ki bu bir tüketim sorunu ya da gıda meselesi değil; insan onuru, eşit yaşam hakkı ve sosyal adalet meselesidir.
Emeklilere dönük tesisler sadece yemek yenen yerler değildir. Bu alanlarda sosyalleşip, hayatın içinde kalıyorlar. Balıkesir’de emekli kafe benim bildiğim kadarıyla iki tane var.
İnşallah onlara dönük market v.b. alanlarda açılır.
Nihayetinde belediyeclik sadece asfalt dökmek, kaldırım yapmak ya da açılışlarda boy göstermek değil. Modern belediyeciliğin en iyi hali insana dokunabilen halidir.
Bir annenin mutfağına, bir öğrencinin cebine, bir emeklinin sofrasına katkı sunabiliyorsanız gerçek anlamda şehir yönetiyorsunuz demektir.
Üstelik bu hizmetlerin ekonomik etkisi kadar psikolojik etkisi de büyük. İnsanlar artık sadece yardım almak istemiyor; insanca yaşayabilmek istiyor. Sosyal tesislerde uygun fiyatla yemek yiyebilmek ya da kaliteli ürüne erişebilmek, vatandaşın kendisini dışlanmış hissetmemesini sağlıyor. Bu da kent aidiyetini güçlendiriyor.
Bugün birçok belediyenin attığı bu adımlar aslında geleceğin şehir modelini de tarif ediyor. Daha paylaşımcı, daha dayanışmacı, daha insan odaklı bir yerel yönetim anlayışı…
Belki devasa projeler kadar gösterişli değiller. Açılışlarında büyük şovlar yapılmıyor olabilir. Ama bir emeklinin eve götürdüğü uygun fiyatlı bir alışveriş poşeti, bazen milyonluk projelerden daha büyük bir toplumsal değer taşır.
Saygılarımla.





