1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. KOMŞULUK NEDEN ZAYIFLADI?

KOMŞULUK NEDEN ZAYIFLADI?

0
Paylaş

 

Bir zamanlar mahalle sadece bir adres değildi. Bir yaşam biçimiydi.
Sokaklarda oynayan çocukların sesi akşam karanlığına kadar sürerdi. Kapılar çoğu zaman kilitlenmezdi.
Bir evde pişen yemek bazen diğer eve de giderdi. Birinin derdi olduğunda mahalle bunu hissederdi.
Komşuluk, sadece yan yana oturmak değildi. Birbirinin hayatına dokunabilmekti.
Bugün ise aynı apartmanda yaşayan insanlar birbirinin adını bile bilmeyebiliyor.
Yıllarca aynı binada oturanlar, asansörde karşılaşınca kısa bir selamla yetiniyor. Kapılar daha sağlam, güvenlik sistemleri daha güçlü ama insanlar birbirine daha uzak.
Peki, ne değişti?
Şehirler büyüdü, hayat hızlandı, insanlar daha yoğun bir yaşamın içine girdi.
Apartmanlar yükseldi, mahalleler kalabalıklaştı ama ilişkiler aynı hızla büyümedi. Aksine giderek zayıfladı.
Eskiden mahalle bir dayanışma alanıydı. Bir evde düğün olduğunda sokak hareketlenirdi.
Bir evde cenaze olduğunda herkes kapıyı çalardı. İnsanlar birbirinin sevincini de hüznünü de paylaşırdı.
Bugün ise çoğu insan kendi hayatının sınırları içinde yaşıyor.
Aynı duvarları paylaşıyoruz ama aynı hayatı paylaşmıyoruz.
Oysa mahalle kültürü sadece nostaljik bir hatıra değildir. Toplumsal bağların güçlendiği en temel yerdir. İnsanların birbirini tanıdığı, güvendiği, dayanışma kurduğu ilk sosyal çevredir.
Komşuluk zayıfladığında aslında toplumun en küçük ama en önemli halkası zayıflar.
Belki de yeniden düşünmemiz gereken şey çok basit bir sorudur:
Aynı apartmanda yaşıyoruz ama gerçekten komşu muyuz?

—*-

HASAN BASRİ

Bir gün Hasan-ı Basri çarşıda yürürken insanların dünyalık işler için nasıl koşuşturduğunu görür. Herkes kazanç peşindedir; biri malını över, biri daha fazla kazanmanın hesabını yapar. Hasan-ı Basri bir köşede durur ve bu manzarayı bir süre izler.
O sırada yanına bir genç gelir ve ona şöyle sorar:
“Ey Hasan-ı Basri, insanlar neden bu kadar çok çalışıyor, bu kadar çok kazanmak istiyor?”
Hasan-ı Basri gence bakar ve sakin bir şekilde cevap verir:
“Çünkü çoğu insan dünyayı kalıcı, ahireti ise uzak zanneder. Oysa dünya kısa bir yolculuk, ahiret ise asıl varılacak yerdir.”
Genç bu sözleri duyunca düşüncelere dalar. Hasan-ı Basri ise sözlerine devam eder:
“İnsan dünyada çalışmalı, kazanmalı. Ama kalbini dünyaya bağlamamalı. Çünkü insanın gerçek zenginliği sahip olduğu mal değil, sahip olduğu kalptir.”
Genç o gün önemli bir ders alır. Dünya için çalışmanın gerekli olduğunu, fakat insanın kalbini tamamen dünyaya teslim etmemesi gerektiğini anlar.
Büyük alimler bu yüzden sık sık şu gerçeği hatırlatır:
İnsan dünyayı elinde tutmalı, ama kalbinde değil. Çünkü kalpte yer alması gereken en büyük şey Allah sevgisidir.

Giriş Yap

Balıkesir Birlik Gazetesi - Son Dakika , Güncel Haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!