DOBRA DOBRA

Geçenlerde Allah ömürler versin, yaşı benden epeyce fazla yani 70'in biraz üstünde bir ağabeyimizle
karşılaştım. Ayaküstü bana "Sen fıkra yazarı mı yoksa makale yazarı mısın?" diye sordu ve ekledi;
"Kusura bakma ben bazen yazdıklarını okuyunca karıştırıyorum. Senin fıkra yazarı mı, yoksa makale
yazarı mı olduğundan pek emin olamıyorum. Bizim zamanımızda yani 60'lı 70'li hatta 80'li yıllarda
sayıları pek fazla olmasa da 90'lı yıllarda makale yazarları ayrıydı, fıkra yazarları ayrıydı. 90'lı yılların
sonunda ve 2000'li yıllarda bu ayrım ortadan kayboldu, herkese köşe yazarı denmeye başlandı.
Ama ne olursa olsun, fıkra yazarı yani köşe yazarı ayrıdır, makale yazarı ayrıdır, biz öyle gördük,
öyle biliyoruz!" Doğrudur. Fıkra yazarı ayrıdır, makale yazarı ayrıdır, doğrusu budur, öyle de olmalıdır.
Çünkü bir yazarın, günlük olaylardan esinlenerek yazdığı ve o konu üzerinde, kendi kişisel görüş ve
düşüncelerini yansıttığı yazıya 'fıkra' denir ve ben de 'makale yazarı değil fıkra yazarı yani köşe
yazarıyım.' Bazen makale türü yazılar kaleme alsam da ben genel anlamda tanımlamak gerekirse;
'ben kesinlikle bir fıkra yazarıyım.' Fıkra gazete ve dergilerin iç sayfalarının bir köşesinde yayımlanır.
Bu tür, edebiyatımıza, Tanzimat gazeteciliğiyle birlikte Batı’dan yani Avrupa'dan girmiştir. Buradaki
fıkrayı, ders ve ibret alınmak için söylenmiş Nasrettin Hoca ve Bektaşi fıkraları gibi kıssa niteliğindeki
güldürü fıkralarıyla karıştırmamak gerekiyor. Söz konusu olan edebiyatta bir yazı türü olan fıkradır.
Fıkra; Makalenin bir benzeridir. Ancak fıkrada, makaledeki gibi, öne sürülen kişisel görüş ve
düşüncelerin, birtakım kanıtlarla ispatlanması zorunluluğu yoktur. Bu nedenle okur fıkrada işlenen
görüş ve düşünceleri kabul edip etmemekte serbesttir. Benim gibi fıkra yazarları şu hususlara
dikkat etmeli, yazılarını ona göre kaleme almalıdır. Şöyle ki; Köşe yazıları makale, gazete, dergi,
haber ve diğer güncel yayın araçlarında yazılır. Bu tür yazılar düzenli olarak ya da sadece belli
aralıklar ile yazılabilir. Bir köşe yazısı yazmak için kullanılabilecek yöntemlerin başlıca olanları
şunlardır; Sütunlar makale veya gazete, dergi, haber bültenleri ve diğer yayınlar için yazılmış
özellikleri taşır. Bunlar düzenli olarak ya da bir kez yayınlanmış olabilir. Bu türdeki fıkra yazıları hala
bir gazetecilik biçimi olarak kabul edilirken, sütunlardaki dil, belli bir kitleye yönelik gerçekleşir ve
hedeflenen kitle de genellikle küçüktür. Bir köşe yazarının en temel amaçlarının başında dolaylı
veya ima yoluyla okuyucuyu bilgilendirmektir..
Köşe yazısında yazarın bilgi birikimi ve deneyimleri yazının zenginliğini arttırır. Siyasal, dinsel ve
sosyal içerikli konularda fıkra yazarının ikna etmek, kanaatleri değiştirmek, yönlendirmek gibi
amaçları olabilir, bana göre olmalıdır da. Her köşe yazısı belli bir plan gözetilerek yazılır. Haber
yazılarında yazar görüşlerini belli bir düzen ile okura sunulması gerekebilir. Bu plan diğer türlerde
olduğu gibi giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinin düzenlenmesi, dil üslup özelliklerinin belirlenmesi,
yararlanılacak kaynakların belirlenmesi gibi aşamalardan oluşur. Fıkra yazılarının en temel yani en
önemli özelliklerinden biri de güncel olayları konu olarak ele almasıdır.
Bu nedenle fıkra yazarının güncel olayları takip etmesi genel kültürünün iyi olması gerekir. Fıkra türü
gazetecilik ve elbette ki yazarlık basının ilk gelişme gösterdiği 17. Yüzyıl Fransa’sında doğmuştur.
Ancak belli sayılarda çıkarılan bu ilk gazetelerde günlük olaylar bir haber niteliğinde sunulmuş
sonrasında ise bu olaylar hakkında fikir yazılarının günübirlik yazılması adet haline gelmiştir. Böylece
fıkra yazarlığı başlı başına bir uğraş olurken fıkra da yeni bir tür olarak ortaya çıkmıştır. Türk
Edebiyatında ise fıkra yazarlığı dolayısıyla gazeteciliği tıpkı Batı’da olduğu gibi fıkra türü gazeteciliğin
gelişmesi ile ortaya çıkmıştır. Osmanlı döneminde ilk özel gazetenin çıkması ile fıkra türünün
özelliklerini taşıyan yazılar yayınlanmaya başlamıştır. Gerçek anlamda ilk fıkra yazıları Servet-i fünun
döneminde görülmüştür. Bu dönemde Ahmet Rasim, Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Haşim Falih Rıfkı
Atay gibi gazeteci, yazarlar fıkra türünde örnek teşkil edecek yazılar kaleme almışlardır. Bu konudaki
aydınlatıcı açıklamalarımın sonuna gelirken şu hususu da ifade etmeden geçemeyeceğim. Fıkra türü
yazılar ile eski dilde kıssadan hisse türü yazıları, yakın dönemde 'gülmece' olarak bilinen mizah yazısı
gibi yazı türlerini asla birbirine karıştırmamak gerekir. Bu tür fıkralar gülmece esasına dayanır. Köşe
yazısı olarak da bilinen fıkralarda ise gülmece yazının ifade gücünü artırmak için kullanılan bir araçtır.
Fıkralar güncel konularda yazılır. Fıkra yazıları gazetelerin belli sütunlarında yayınlandığı için köşe

yazısı olarak adlandırılır. Fıkra türünde dil açık, anlaşılır ve sadedir. Fıkralarda anlatıcı yani yazar öznel
bir tavır takınır. Fıkra yazılarında ortaya konan düşüncenin mutlak kanıtlanma zorunluluğu yoktur.
Yazar, yönlendirmek, kanıları değiştirmek, bilgi vermek, haber vermek gibi amaçlarla yazısını
oluşturur. Fıkra yazıları günübirlik yazılar olduğu için kalıcılığı yoktur. Yani fıkra türü yazılar aktüeldir,
bir başka deyişle günceldir. Fıkra yazarı ise gazetelerde yayımlanan hayatın içinde gerçekleşen güncel
olaylarla ilgili düzenli olarak fikir yazısı yazan kimseye denir. Ben de bir kez daha yineliyorum, köşe
yazarıyım yani fıkra yazıyorum!.