Birlik Gazetesi, Güncel Haberler, Balıkesir haber, Balıkesir Birlik, Birlik Haber, Birlik Gazetesi, En son haber, Balıkesir

UZAK DURMAK MI LAZIM!.

UZAK DURMAK MI LAZIM!.
Zikri Evner
Zikri Evner( zikri@birlikgazetesi.com.tr )
52
24 Ağustos 2020 - 11:21

Bugünkü yazımın başlığını görenler belki de hemen anımsayacaklardır. Çünkü benzer başlık ve içerikli yazım yaklaşık iki yıl önce yine bu sütunlarda ama o zaman ARTI HABER’de yayımlandı. Şimdi zaruret hasıl olduğundan o yazımı biraz daha güncellenmiş ve kısaltılmış şekliyle yeniden sizlere aktaracağım. Yazımın başlığını görenler hemen soracaktır; “Acaba neden uzak durmak lazım, neyi kast ediyorsun?” Soranların merakını hemen gidereyim; “Uzak durmak mı lazım, derken kast ettiğim şey, bizim iş yani mesleğimiz, yani gazeteciliği kast ediyorum” Verdiğim bu yanıttan sonra bana; “Bana ne kardeşim sizin işinizden, gücünüzden, gazeteciliğinizden. Biri gider, diğeri gelir. Giden ağam, gelen paşam yani, sen gidersen, başkaları gelir, bu sütunları, gazete sayfalarını yazdıklarıyla, yaptıkları haberlerle doldurur, bizde okuruz. Ne fark eder ki!” diyebilirsiniz. Eğer böyle düşünüyorsanız, lütfen boşu boşuna aşağıda yazacaklarımı okuma zahmetine katlanmayın! Madem yazacaklarım, sizi ilgilendirmiyor, o zaman boşuna zaman kaybı yaşamayın. Kıymetli vaktinizi eğer varsa elbette daha önemli ve daha değerli uğraşlara ayırın. Yapacak hiçbir şey bulamıyorsanız kırlarda, bayırlarda avare gibi dolaşın, yatın, yuvarlanın, havanızı alın!.
Çok değil, 22-23 yıl öncesiydi. Çevremde, ‘gazetecilik’ kisvesi altında, ‘gazetecilik’ üzerinden yerel ölçekte de olsa çirkince tezgahlanan oyunları, birilerinin sinsice yürüttüğü siyasal güç, yani iktidar mücadelelerini, algı operasyonlarının varlığını iyice hissetmeye başlasam da ‘gazetecilik’ mesleğine bu denli sirayet ettiğini, böylesine egemen olduğunu gerçekten bilmiyor, bilemiyor, anlayamıyor, anlasam bile kavrayamıyordum. O sıralarda, şimdiki gibi 32 yıllık değil henüz 11-12 yıllık gazeteciydim. Ama bu işlerde pişmek, olgunlaşmak için en az 15-20 yıl daha geçmesi gerektiğinin de farkındaydım. Şimdi aradan geçen zaman zarfında o yıllarda farkında olamadığım, daha doğrusu birazcık farkında olsam da pek önemsemediğim o acı gerçeklerin daha acı veren boyutuyla çok daha vahim durumdaki haliyle gördükçe, doğal olarak soruyorum; ‘gazetecilikten uzak durmak mı lazım?’ diye..
Gerçi bu saatten sonra ne faydası olacaksa! Hele ‘at izinin, it izine’ böylesine karıştığı, sapla samanın bir türlü ayrılamadığı bir ortamda!.
Çok büyük konuştuğumu lütfen düşünmeyin, ama söylemek zorundayım; Çok değil daha 15 yıl hatta 9-10 yıl öncesinde bile kendimi ‘gazeteciliğe adanmış bir ömür’ şeklinde tanımlardım. Bugün maalesef aynı şeyi söyleyemiyorum. Hem aynı şeyi söylesem bile, ne yazar, kim takar, kimler önemser, dikkate alır, bilemiyor, kestiremiyorum açıkçası!.
Ben bu mesleğin, mekteplisi değil, alaylısıyım. Bilenler bilir. Bizleri yetiştiren meslek büyüklerimizden, tedrisatından geçmiş, yanlarında çalışma fırsatı bulduğumuz ustalarımızdan gazeteciliği; ‘Haberi yakaladı mı bırakmayan, kimselerle kirli ve çirkin, bol akçeli, menfaat ilişkilerine girmeyen, haberin haber değeri dışındaki, unsurları ve değerleriyle asla haşır neşir olmayan, her türlü gizli kapaklı ilişkilerden olabildiğince uzak duran, ticari, mali çıkarların mesleğimizi yönlendirmesinden ırak olan kimselerin yapması gereken bir iş, yani meslek yani benliğimizi sarıp sarmalayacak bir kimliktir!’ diye öğrendim. O yüzdendir ki; ‘Gazeteci, muhalifse muhaliftir, eğer yandaş ise de yandaşlığını asla saklamayandır. Gazeteci aynı zamanda bulduğu haberi şöyle veya böyle diye ayırmayandır, nokta!.’
Benim bildiğim, yıllardır yapmaya çalıştığım gazetecilik, ‘başkalarının hoparlörü değil, kendi bildiği, benimsediği değer yargılarının zanaatı olarak görendir.’ Yani kimselerin adamı olmadan, yasalara ve etik kuralları yok saymayan, asla saygısız davranmadan, vicdanını dolayısıyla insafını ve izanını yanında taşıyan bir gazeteci portresidir. Böyle gazetecilik yıllar yılı hep idealim ve hedefim olmuştur. Benim öğrendiğim, gördüğüm ve bildiğim gazetecilik buydu. Çünkü kendimi buna inandırmıştım. Mesleğe 1988’in sonbaharında başladığım dönemde yakaladığım haberin heyecanını adeta deli gibi duyar, hissederdim. Çünkü gazetecinin salt gazetecilik yaptığımda gerçekten başarılı, dolayısıyla iyi gazeteci olacağını düşünüyordum. O yıllarda çevremde gördüğüm, bir kısmıyla beraber çalıştığım, bazılarıyla sıkça görüştüğüm benden daha deneyimli gazeteciler, yaşları itibarıyla ağabeylerim, ya da kardeşlerim olan haberciler, gazeteciliği bir deli heyecan, bir deli şizofren gibi yaşarlardı!.
Kimsenin kimseye özel bir garezi, husumeti olmazdı. Sadece bazen tatlı, bazen de çok sert rekabetler, birbirimizi atlatmalar yaşanırdı, o kadar!.
O yıllarda kimsenin kimseye ne despotça talimatı ne de hatırlı biçimde iteleyici yönlendirmesi dahi olmazdı, olamazdı. Ya da o günlerde de çok safmışım ki, öyle ben zannediyordum. Benimkisi aslında biraz acayip, biraz delidolu, belki de garip bir biçimde yaklaşık 32 yıldır devam eden gayet heyecan dolu ve belki de ‘fanatik’ bir gazetecilik sevdasıydı. Bu oldukça uzun ‘gazetecilik serüveni’ belki yarın veya öbür gün birilerinin düdüğü çalıp ‘bitti artık, buraya kadar’ dediğinde bitecek midir, doğrusu Bilemiyor, kestiremiyorum. Dahası içinde bulunduğumuz siyasal ve sosyal anlamdaki antidemokratik ve de kaotik ortamı bahane kabul edip birileri yakın geçmişte olduğu gibi beni ‘şeytani ilahlarına’ kurban edebilirler. İşte o yüzden bu saatten sonra ‘acaba gazetecilikten uzak durmak mı lazım’ diye düşünmenin bir faydası olmaz olur, olmaz mı, diye düşünürken bu satırları yazıverdim işte!

POPÜLER FOTO GALERİLER