Birlik Gazetesi, Güncel Haberler, Balıkesir haber, Balıkesir Birlik, Birlik Haber, Birlik Gazetesi, En son haber, Balıkesir

reklam

YAZAMADIKLARIMDAN DEĞİL YAZDIKLARIMDAN SORUMLUYUM!

YAZAMADIKLARIMDAN DEĞİL YAZDIKLARIMDAN SORUMLUYUM!
Zikri Evner
Zikri Evner( zikri@birlikgazetesi.com.tr )
31
01 Eylül 2020 - 11:16

Yanlış anımsamıyorsam iki buçuk, üç yıl önce yine bu sütunlarda ama BİRLİK’te değil ARTI HABER gazetesinde yayımlanan “Geçmişten günümüze ironi(k) yaklaşımlar!.” başlıklı bir yazımda “Herhangi bir konuyu araştırmak için hiçbir engeli, sınırı ve kısıtlaması olmayan uçsuz, bucaksız bir dünyada yaşıyoruz. Buna rağmen, maalesef ne hazindir ki, gayet önemli sayılabilecek bir konuda araştırma yapmayı gereksiz, yararsız dahası üşengeçliğinden bir angarya gibi gören, o nedenle herhangi bir konuda araştırma yapmaya çekinen, çeşitli bahane ve mazeretlerle kaçınan, araştırma yapmak yerine sadece duyduklarıyla yetinmeyi yeterli sayan, birilerinden yalan yanlış o duydukları üzerinden gerektiğinde ‘dedikodu’ hatta ‘yargısız infaz’ yapmaktan bile kaçınmayan, dahası, o duyduklarını işine geldiği gibi doğru kabul ederek gerekli durumlarda yaygara ve kargaşa çıkaran, bazen daha da ileri giderek, o duyduklarına inanıp birilerini hedef gösterme cüreti içine girenlerin sahip olduğu anlayışın, ezici çoğunlukla egemen olduğu bir memlekette hatta dünyada yaşıyoruz!.” şeklinde görüşlerimi ifade etmeye çalışmıştım. Bilgi çağının ileri teknolojiyle doruğa ulaştığı bir dünyada bilgiye ulaşma, erişme ve o aldığı bilgiyi kullanma aşamasında ‘varlık içinde yokluk çekiyor’ gibi görünmemiz size göre de ayrı bir paradoks, ancak ironi yaparak ifade edilebilecek bir durum değil midir? Otuz iki yıla erişmesine çok az bir zaman kalmış olan meslek yaşamın buyunca temel ilkem olarak benimsediğim, vazgeçilmez bir düstur olarak kabul ettiğim rahmetli ustamız Uğur Mumcu’nun “Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz!” sözünün yaşadığımız toplumda gerçekten bilinmediği, ya da bilindiği halde geniş kitlelerce benimsenip, özümsenmediği, hatta yok sayıldığı bir iklimi yaşıyoruz, ne yazık ki!.
O nedenle benim deyimimle ‘akıl tutulmasının aymazlık halini yaşayan’ bireylerin hızla çoğalarak kitleselleştiğini üzülerek gözlüyor ve çok hayıflanıyor, kederleniyorum!.
Ama tüm bu olumsuz koşullar altında dahi risk alıp da, bir zamanlar Aziz Nesin’in, Oğuz Aral’ın hatta günümüzde başına gelen türlü badirelere ve sıkıntılara rağmen Müjdat Gezen ustanın yapmaya çalıştığı gibi; ‘Israrla ironi yapmak, o türde yaklaşımlarla yazıp, çizip bir şeyler anlatmayı sürdürüp içimizdeki umutların tümüyle sönmesini engelleyen, o umutların sürmesini sağlayan, bu yolla topluma yaşadığı acı gerçekleri birkaç cümleyle ve de en önemlisi gülümseterek anlatanlar, bana göre birer kahraman sayılmalı, ayakta alkışlanmalı, en azından takdir edilmelidir’ diye düşünüyorum..
Şu anda büyük çoğunluğu ‘akıl tutulmasının aymazlık halini gaflet içinde yaşayan’ böyle bir toplumda böyle bir şeyin gerçekleşmesi pek mümkün görünmüyor ama yine de pek fazla karamsar olmamamızda gerekiyor, aslında! Yakın zamanda yitirdiğimiz Çetin Altan ustanın dediği gibi, ‘enseyi karartmadan’ bildiğimiz yolda devam etmeliyiz, toplum yararına düşünmekten ve üretmekten asla vazgeçmemeliyiz. Bugünkü hafta sonu yazımı sonlandırmaya hazırladığım bu son satırlarda makalemi şu sözlerle bitirmek, sanırım en doğrusu olacaktır; “Sadece anlattıklarından yani yazdıklarından sorumlu olan bizler, sizin anladıklarınızdan ya da anlamak istediklerinizden sorumlu değiliz, olamayız da! Çünkü bizler, sizin anlamak istediklerinizden veya anladıklarınızdan anlamayız. O nedenle bence bir kerecik olsun, sizlerin şöyle düşünmesi ve davranması gerekiyor; Bizler sadece anlattıklarımızdan dolayısıyla yazdıklarımızdan sorumluyuz ya, sizler ise okuduklarınızın sadece anlamak istemediğiniz veya bir türlü(!) anlayamadığınız taraflarından sorumlu olmalı ve de sonuçlarına katlanmalısınız! Çünkü bu söylediğimin tam tersi durum da olursak eğer, o zaman korkarım ki, akıl tutulmasının aymazlık halini gaflet içinde yoğunlukla yaşayanların yanında bizlerde, hem aklı tutulmuş, dolayısıyla nutku da tutulmuş halde yerimizi almış oluruz!.”
Doğruya doğru o nedenle sakın ola ki alınmaca, darılmaca, küsmece yok!.
Elbette doğrusu bu, o nedenle ‘dost acı söyler’ demişler ya, işte o hesap anlayın artık ve bu laflarıma kulak verin, yani yazdıklarımı doğru okuyun, dolayısıyla doğru anlayın ve gereğini gerektiği zaman gerektiği yerde ve ortamda lütfen yerine getirin!.
Aksi halde kafanızı taşlara vurmak zorunda kalırsanız, maalesef ben ve benim gibileri yanınızda bulamayacaksınız. Çünkü yazımın başlığında da belirttiğim gibi ben ve benim gibiler yazamadıklarımızdan değil yazdıklarımızdan sorumluyuz..

POPÜLER FOTO GALERİLER